şükela:  tümü | bugün
  • columbia university felsefe bolumu hocasi, hint asilli hatun kisi. konulari: 19. yuzyil edebiyati, marxizm, feminizm, poststructuralism. ozellikle derrida tercumeleriyle taninir.
  • 1942 doğumlu, hintli yazar, eleştirmen, aynı zamanda "of grammatology" adlı kitabın ödüllü çevirmeni. (bkz: derrida). feminist, marxist, postkolonyal kuramlarına yazınsal eleştiri ve kültür incelemeleri alanlarında yapıbozumcu uygulamalar getirmiştir. halihazırda new york'ta columbia üniversitesi'nde akademik yaşamını sürdürmektedir. ayrıca, almanya'da düzenlenen pomo konferansının da bu yılki keynote address'idir.
  • "subaltern"a "sömürge yerlisi" karşılığı da önerilmiştir. spivak'ın gramsci'den esinlenerek kullandığı bu terim için türkçe'de içi boş olmayan bir karşılık bulmak lazım. yoksa marksist, feminist, güzeller güzeli hintli ablamız gelip bizi deconstruct eder.
  • yazarken özellikle "ööyle herkesin anlayabileceği" şeyler yazmamaya gayret etmesiyle tanınır. dekönstrüksiyonlara gelesice..
  • "the fall into the abyss of deconstruction inspires us with as much pleasure as fear. we are intoxicated with the prospect of never hitting bottom." dr. spivak.
  • (bkz: homi bhabha)
  • yazdıklarını anlamak için kendinizi yapıbozumuna uğratmanız gerekir. kendisi subaltern (maduniyet) okulundan derridacı, feminist ve de 3. dünyalı olmakla birlikte üpünlü bir şahsiyettir (arif dirlik, spivak gibi 3. dünyanın kaymak tabakasından batı'nın en iyi okullarında okumuş ve yine o okullarda ders veren akademisyenlerini acaip eleştiriyor!)
    hatta subaltern deyince akla, -tamam şimdi buldum- her an onun adı gelir: spivak, spivak, spivak.
  • farklı alanlarda olsa da tarz , duruş olarak bende frida kahlo etkisi yaratan kadın..

    http://209.235.208.145/…ml&assnid=eca&dbcode=726354

    yaşlandı tabii..
  • kast sistemindeki konumunun ona verdiği her türlü ayrıcalığı tepe tepe kullanan bengalli bir brahman olarak "subaltern konuşabilir mi konuşamaz mı ne yer ne içer" türü mevzularda ahkam kesmesi ironiktir.

    bir de geleneksel kıyafetlerle dolaşmayı pek sevdği anlaşılıyor. en üst kasttan birinin geleneksel giysileri tercih etmesindeki sıkıntıya da dikkat çekelim.
  • konumunun ayricaliklarinin ve bu ayricaliklarinin beraberinde getirdiklerinin ziyadesiyle farkindadir. bununla beraber, buna karsi yazmaktadir. dolayisiyla brahmanligi ile ugrasirken samimi bir iliskiye girilmesi gereken bir kadindir.

    velhasil,

    asagidaki konusmasinda edward said'e kol boyu sokmaktadir. beni zamaninda cok rahatsiz etmis 18. bruimiere'den said'in alintiladigi "they cannot represent themselves, they must be represented" muhabbetini said'in gotune sokmasi beni ayri bir memnun etmistir. asli, ablamizin ifade ettigi uzere, calisanlarin kendilerini ifade edebilecekleri zeminin kaybolmasi, ve bunun uzerinden kendi cikarlarini ifade edemeyecek olmalaridir. yoksa, dogunun kendisini ifade edemeyip, batinin icadina muhtac olmasi degildir.

    ayni fikirde olunmasa dahi ziyadesiyle dikkate alinmasi gereken bir kadindir.

    http://www.youtube.com/watch?v=2zhh4alrfhw