şükela:  tümü | bugün
  • bugün akşam 1800 sularında işten eve gitmekteyken, bilkent'teki tsk rehabilitasyon merkezi önünde bir şahıs dikkatimi çekti. kısa boylu ve dikkat çekici şekilde topallayan, bir elinde spor çanta olan bu şahıs, gelen giden araçlara el edip otostop çekiyordu.

    yanından geçerken bacağının protez ve üstünde de komandoların giydiğinden polar mont olduğunu gördüm. akan trafikten dolayı 100 - 150m sonra ancak durabildim, dörtlüleri yaktım. topallayarak yanıma geldi, etiler orduevi'ne gitmek istediğini ancak nasıl gideceğini bilemediğini söyledi. yolumun tam zıttı istikamette olmasına rağmen "atla, buluruz" dedim.

    yolda hikayesini anlattı, zaman zaman ağlayarak.

    gazimiz uzman çavuşmuş. beytüşşebap'ta, geçtiğimiz sene, 2014 16 ocak'ını 17 ocak'a bağlayan gece baskın yiyen bir karakola desteğe giderken konvoyları pusu yemiş. çatışmada yaralanan bir askeri, helikoptere taşımış. dönerken topukkoparan mayına basmış, sol bacağı dizden kopmuş. helikoptere taşıdığı asker, yeni doğan bebeğini görmeden şehit düşmüş. bir astsubay da daha büyük mayın nedeniyle belden aşağısını kaybetmiş.

    tedavi masrafları, yol vb ile ilgili ulaşmaya çalıştığı tüm makamlar başkasına paslamış. ankara'da parasız kalmış. bir devre arkadaşı faizle borç verebileceğini söylemiş. "250tl dünya kadar para nasıl ödeyeceğim, zaten aylığım ne ki benim" derken ağladı. buna rağmen vakarını koruyordu. hiçbir orduevi, uzman çavuş olduğu için almamış. dikmen polisevi kabul etmiş. etiler orduevi'ne gitme nedeni de, o devre arkadaşı ile buluşmak, yol parası borç almak.

    adı mehmet olan bu gazimizin hikayesi de ilginç. çeçen asıllı bir kardeşimiz. çeçenistan savaşı sırasında çocukken türkiye'ye göç edip maraş'ın andırın ilçesine yerleştirilmişler.

    bu arada mesai çıkışından dolayı zaten trafik berbat haldeydi, bir de üstüne tamamen allak bullak olmuş ben, yolu şaşırdım. epey bir dolanarak ve hatta yanlışlıkla girdiğimiz çıkmaz bir sokaktan dönerken önümüzü kesen sivil polis tarafından sorgulandıktan sonra orduevini bulduk. arkadaşını aradı, arkadaşı afyon'da olduğunu, yardım edemeyeceğini söyledi. orduevine gittik birlikte, nöbetçi astsubay evraklarını inceledi, yardımcı olması için nöbetçi amiri çağırdı. sarıldık, helalleştik.

    dönerken radyoda türkçe'yi ağdalı bir amerikanca aksanı ile konuşan bir kız, buenos aires izlenimlerini anlatıyor, arjantinliler'in ne kadar elegant olduğundan bahsediyordu.

    ek: burada kalsaydı acıklı bir vefasızlık hikayesi olurdu belki ama devamı var: (bkz: #48730434)
  • gazi; osmanlı/türk tarihinde çok önemli yeri olan unsurdur. osmanlı devleti bir gazi devleti olarak doğmuş ve bu geleneği sürdürmüştür.

    gazi, ahret için sevap kazanmak amacıyla savaşan müslüman olarak tanımlanır.

    burada gazanın dini-islami niteliği üzerinde durulmuştur. gazi için gazada elde edilen ganimet dini bir mükafattır.

    türk geleneğinde savaş-eri olarak gazide bulunması gereken 10 nitelik sayılır. bunlar : cesaret, yılmazlık, kendine güven, güçlülük ve savaşkanlık, atılganlık, dayanıklılık, yerinde metanetle durma, sabırlılık, fırsatları kollama , yoldaşına vefa vasıflarıdır. bu vasıflar dede korkut, danişmendname gibi türk destanlarında kahramanların vasıflandırılmasında görülür.

    aşık paşazade’ye göre alp ve gazi özdeş terimlerdir., birincisi avrasya hakanlıklarında alp-bahadır diye anılan kahraman savaşçıyı, ikincisi yani gazi ise; daha çok islami gaza ile kaynaşmış savaşçı tipini vurgular.

    osmanlı devletinin kurulmasında, anadolu'da bulunan türkmen gazi/alp'lerin, osman bey etrafında toplanarak ganimet akınlarına katılması ve zamanla ortaasya geleneğine göre osman'ın yoldaşı/nökeri olmasının büyük payı vardır.

    kaynak : halil inalcık, osmanlı uygarlığı.
  • öncelikle: (bkz: #48428478)

    dün akşam aynı saatte ve aynı yerde bu şahsı otostop çekerken görünce benim şafak attı, tabiri caizse jeton düştü. 15 gün önce maraş'a dönmek için para istiyordu, ankara'da işi ne?

    sabah ilk iş tsk rehabilitasyon merkezi'ne gittim. önce nöbetçi amir ardından ikk subayı'na gittik. işin iç yüzü çözüldü.

    öncelikle eğer gerçekten gazi olsaydı tüm orduevlerinden ve tsk rehabilitasyon merkezi'nden ücretsiz faydalanabiliyor olması lazım. en düşük gazi maaşının 2,000tl olduğunu, hikayesine göre minimum 6,000tl almış olması gerektiğini söylediler. zaten burada şahsın dolandırıcı olduğu belli. ben kendi adıma utandım, gazilerimize sağlanan imkanları bilmeden ordumuza gönül koyduğum için.

    işin bombası ise şu: mehmet isimli bu şahıs, geçen sene mart ayında da bir furya estirmiş, genelkurmay karargahı'ndan bir grup subayı kafalamış, bu subaylar aralarında para toplayıp kendisine vermişler, üstüne de genelkurmay'dan rehabilitasyon merkezi'ne telefon gitmiş, "bir gaziye bile sahip çıkmıyorsunuz" diye. meselenin aslı ortaya çıkmış tabi.

    rehabilitasyon merkezi olayı emniyete aktaracak, ben de takipçisi olacağım.
  • almanyada bir yogurt ve peynir markasi.
  • otobüsümüz samsun'da mola verdiginde, garajlarin bir kösesinde gördüm onu: basinda kalpagi, gögsünde madalyasi ve önünde boya kutusuyla müsteri bekliyordu. samsun otogari sehrin içindeydi o zamanlar. ata'nin samsun'a ayak bastigi yer bir sigara içimi mesafedeydi.

    hala cevabini bulamam o an kendime sordugum sorunun: o gazi dede ekmek parasi için alninin teriyle çalisiyordu. ayakkabi boyamak da namuslu bir istir çünkü. ama yine de karsisina oturup ayakkabimi boyatamadim, utandim: bacak kadar çocuktum.

    alninin teriyle çalisiyordu dedim, ekmek parasi için. ama hala "bunca alinterin yetmedi mi koca gazi!" diye burkulur içim.

    saatine bakti, cebinden parasini çikarip saydi, aldi eline firçasini.

    hala sorarim kendime, memleketime...
  • gaza kelimesinden gelir, gazaya istirak eden demektir
  • vatan için çarpışıp birçoğu işgöremez durumda olup, yeteri kadar sahip çıkılmayan kahramanlar. minicik maaşlarıyla hayatlarını idame ettirmelerini bekleyen iktidar sahipleri [hangi iktidar olursa olsun] haysiyetsizdir.

    sakat kalmanın bedeli çok ağırdır.. nerden biliyorsun diye sorarsanız, ön çapraz bağ yaralanması derim.. ama birkaç ayda kalktım ayağa.

    hayat boyu sakat kalan bu insanlara sahip çıkılmaması kabul edilemez..kim sahip çıkmıyorsa ya da çıkmamaya devam ederse onlara da kafam girsin. bölücü örgütün elemanlarını savunan sözde insan hakları savucuları neden gazi insanlarımızın meselesi ile ciddi şekilde ilgilenmezler? cevap basit çünkü sözde insan haklarını savunurlar.. bunların da kafasında patlasın o mayınlar,bombalar. [mecaz olarak..]

    hariçten gazel okuyor tüm partiler. sürüsüne bereket programlar... şudur budur..

    gazilerimiz için ne yapıyorlar? bokuyla oynuyorlar.
  • yahudi ve ispanyol bir firma. ispanya ile pek alakalı bir sektör olmayan süt ürünleri işindeler. reklam iletişimlerini christoph daum sponsorluğu vasıtasıyla yapıyorlar. hedef kitleleri almanya'daki türkler.

    gerçekten fıkra gibi bir durum söz konusu, araştırmak lazım.
  • iki kolunu, bacağını ve bir gözünü kaybedip "vatan sağolsun" diyecek kadar onurlu, düşmana üzüntüsünü göstermeyecek kadar güçlü kişiliğe sahip ermiş insanlar. her biri birer kahramandır, yaşamın tüm çilesine rağmen yiğitçe dik duran o edep, kahramandır;

    (bkz: yılmaz yiğit)
    http://www.youtube.com/watch?v=jz0on-4d9lq

    dünyanın hiçbir memleketinde, türk askeri kadar fedakar ve direngen bir memleket askeri olduğuna inanmıyorum. daha ulvi bir hakikat için kendinden feragat etmek ve hatta kendini feda etmek, toplum olabilmenin en üst noktasıdır. böyle fedakar bir topluma rağmen ülkeyi düze çıkarmaktan aciz olan politikacılar, en nazik ve naif şekilde vizyonsuz ve vefasız olarak tarif edilebilir. allah tüm gazi ve şehitlere, ve ailelerine sabır versin.
  • yazar olanının tanımı: taze bir aktroll

    (bkz: engelle)