şükela:  tümü | bugün
  • bursa'nın gemlik ilçesinde gazi ömür kahraman'ın başına gelen vahim olay;

    " kurban bayramı dolayısıyla yeğenlerini görmek istiyor. ankara'dan bursa'nın gemlik ilçesine gidiyor. yaşadığı saldırının izlerini beyninden silmek istese de vücudu sinyal veriyor. ayakları dayanılmaz bir şekilde ağrıyor.

    önünden geçtiği belediyeye ait sosyal tesislere oturup, yeğenleriyle görüşmeden önce dinlenmek istiyor. bir kahve ve su siparişi veriyor. bu sırada ayaklarını sandalyeye uzatıyor.

    olaylar tam da bundan sonra başlıyor, birçok sahil mekânında göreceğimiz gibi ne idiği belirsiz bir "işletmeci maganda" geliyor.

    gaziye "ayaklarını bu şekilde uzatamazsın" diye bağırmaya başlıyor. gazimiz son derece kibar bir tonda ve alttan alacak sözlerle "beyefendi, ben gaziyim, yüzde 92'de engelliyim, o yüzden ayaklarımı uzatmak zorunda kaldım" diyor.

    işletmeci ses tonunu yükseltip "bana ne gazi olduysan… gazi oldun da benim için mi gazi oldun" diyerek dayılanıyor.

    gazimiz, olayı uzatmamak için ağrıyan ayaklarını indirip, kahve siparişini iptal ederek oradan ayrılmak istiyor.

    az gelişmiş, soluk alıp vermekten başka bir işlevi olmayan "maganda işletmeci" birilerine talimat veriyor.

    gazimiz, mekandan ayrıldığı sırada bir çalışan gelip "ne diyon lan sen" diyerek yüzüne yumruk atıyor. saldıranların sayısı bir anda 10-15 kişiye çıkıyor. gazimiz bir süre halter sporu ile uğraştığı için yıkılmıyor. bu sefer demir sopalarla saldırmaya başlıyorlar.

    teröristlerin bombayla yıkamadığı gazi ömür karaman, olduğu yere çöküyor. "

    dipnot: (bkz: unutmayın gazilerin gerçeği)

    dipnot 2: saldırıyı gerçekleştiren yaşam formları aşağıdaki gibidir;

    (bkz: ümit tangil)

    (bkz: özcan şahin)

    (bkz: süleyman şahin)
  • küfür etmemek için kendimi zor tutuyorum ancak benzeri sayılabilecek bir olayda gazilerimiz için yazılan en anlamlı şiirle karşılık vermek istiyorum.

    “ey saçları “alagorsan” kesik hanım kız!
    gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

    bacağımla alay etme pek topal diye.
    bir sorsan o topallık nerden hediye ?

    sen şişli’de dans ederken her gece gündüz,
    biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz

    yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
    siz salonda dans ederken bizler savaştık.

    ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
    gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

    olan işler dimağını azıcık yorsun!
    biliyorum elbisemle eğleniyorsun;

    biliyorum baldırını o kadar nazla
    örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla

    benim bütün elbisemden... hatta kendimden...
    biliyorum: çünkü bugün şu dünyada ben,

    neyim? bir hiç... işe güce yaramaz topal...
    sen sağlamsın, senin hakkın, dünyadan zevk al:

    çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
    siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!

    ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
    her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!

    sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
    yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.

    sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
    dolaşırken... biz de tipi, fırtına, yağmur

    kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
    aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık.

    sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
    bizden üstün ordularla böyle çarpıştık...

    gülme öyle bana bakıp pek arsız arsız
    sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!

    sana karşı haykıranı, mecbursun dinle;
    bugün hesap göreceğiz artık seninle:

    ben cephede geberirken, geride vatan
    aşkı ile bin belalı işe can atan

    anam, babam, karım, kızım, eziliyorken
    dağlar kadar yük altında... gel, cevap ver, sen

    bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
    köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!

    anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
    yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda...

    ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
    sizin için harp ederken yedim kurşunu.

    onun için topal kaldı böyle bacağım,
    onun için tütmez oldu artık ocağım.

    nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
    sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.

    kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
    bu amansız boğuşmada öldü yarımız,

    ya siz nasıl yaşadınız? bizim kanımız
    size şarap oldu sanki... şehit canımız

    güya sizin mezenizdi! yiyip içtiniz;
    zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!..

    gerçi salonlarda senin “yıldız”dı adın,
    hakikatte fahişesin ey alçak kadın!

    ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
    bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.

    omuzun da neden seni fuzuli çeksin?
    kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..”

    hüseyin nihâl atsız - topal asker
  • bundan yıllar önce bir grup ülkücü bursa kitap fuarını basıp incil satılmasını protesto etmişlerdi. şimdi o arkadaşları faydali bir işte görmek istiyorum. kitap fuarı yerine gidin de bu tesiste ses getirecek bir eylem yapın.
  • gazimize saldıranlar net teröristtirler. yoksa niye saldırsınlar ki?
  • olabilir mi olabilir ama bursa'da gidip gaziye saldırmak mermiye kafa atmak gibi biraz. sanırım yakın zamanda mekanın türkçüler tarafından feng shuiye göre dizayn edilmiş halini sosyal medyada görürüz.
  • pkk'yı dağda arayanların gözüne sokulması gereken beyan.

    anasını siktiğimin pislikleri.
  • "gazi olduğumu duyunca saldırdılar" kısmı bana biraz olayı sulandırmak gibi gelen olay.

    yanlış anlaşılmasın, kesssinlikle gazinin suçlu olduğunu düşünmüyorum, gayet haklı. işletme sahibi lamı cimi olmadan gereken cezayı üst perdeden almalı. ama "gazi olduğumu duyunca saldırdılar" cümlesinden "bana gazi olduğum için saldırdılar" anlamı çıkıyor. hayır, gazi olduğu için saldırmıyor, ben gaziyim dediğinde mekan sahibi "banane gaziysen" diyerek dalyaraklık yapıyor. ikisi de affedilecek şeyler değiller, ama farklı şeyler.

    2 karış sakal, döş bağır açık işletme sahiplerinin kendilerini sırf bi mülkü var diye allah zannetmeleri olayına ibret olması için gereken cezayı misliyle alması gerek bu tipin. bir de engelli adamı 15 kişiyle dövdürüyor, dalyarak.
  • yok mu oralarda olup da bu itlere dersini verecek yiğitler? adresi de vermişler. belediye de hala bunları s.ktir etmiyorsa vermeyin o belediye başkanına bir daha oy.
  • bana biraz abarti gibi gelen ifade..

    şimdi ifadeye göre gazi ayagini sandalyeleye uzatmış. sonra onu uyarmislar. ayağını indirmiş. kahve siparişini de iptal etmiş. kalkıp gitmek istemiş.

    daha sonra ise gelip saldırmışlar..

    bu oluş sirasi hayatın olağan akışına uygun değil.

    adam gidiyorsa neden saldırsinlar?

    olayı bir de işletmeci tarafından dinlemeden peşin karar vermeyin.. tamam gazi ayagini indirdi, siparişi iptal etti ama nasıl iptal etti? hangi kelimeleri kullandı bilmiyoruz..

    dün sözlükte bu gaziyi tanıyan bir arkadaş olayın başlığının altına "biraz arızadir" diye yazmıştı..

    işletmeci yine de haksız olabilir ama dediğim gibi iki tarafi da dinlemeden gaza gelip linç etmemek lazim...
  • bu saatten sonra bu vatan hainlerine, bu topraklarda su bile satmasına izin veren şerefsizdir. gazimize geçmiş olsun