şükela:  tümü | bugün soru sor
  • mehallenin çocukları oyunla oynaştayken, eli boş kalıp da gözleri melul melul bakmasın diye hazırlık yapan çocuktur.

    gazoz kapağı bir çeşit miskettir zira. ama şekil itibariyle misketten daha delikanlı bir duruşu ve bir de sponsor almışlığı vardır. iş bu mevzuda mühim noktalardan biri bu sponsor meselesidir. yerli malı kullanmanın bilincine erişmiş seksenlerin evladı özal'a nispet, yabancı sermayeden ziyade yurdum sponsorlarını severek kullanır. kolanın değil de kızılay maden suyunun kapağı daha makbuldür misal (ama işin esasında malzemeyle, atıp tutma rahatlığıyla (metalin ağırlığı vs.) yanut kolay bulunurlukla ilgili bir tercih olsa gerk bu).

    beri yanda, gazoz kapağı biriktiren çocuk, kapaklarının eğri büğrü, boyası çizilmiş, dökülmüş olmamasına özen gösterecek hayat disiplini edinebilmiş çocuktur. eğrilmiş kapakları dikkatle düzeltir. çekiç görevi görecek bir taş yardımıyla kapağını şekle sokarken, anadolulu bakır ustaları gibidir velet. yolda bulduğu gazoz kapaklarını azami dikkatle seçerek ekler koleksiyonuna. bakkaldan alınmış yenileri ve güzelleri geriliğe saklar ama. oyun oynarken önce düşkünleri öne sürecektir gözü açııık

    tabii gel zaman git zaman, evde kuytu köşelerde saklanan bir poşet dolusu gazoz kapağı annenin gözünden kaçmaz. anne için oyunmuş, sermaye bilinciymiş, disiplinmiş bütün bunlar hep hijyenden sonra gelen değerlerdir. ki önceliklerdeki bu fark yavrunun bir poşet dolusu gazoz kapağını çöp gibi görmeye yeter. zavallı yavrucak, herşeyden habersiz okuldan gelip de mahalle arkadaşlarıyla oyun oynamaya gideceği sıra poşetini arayacak ama bulamayacaktır. iş bu dakikada kapaklarını koyduğu kuytunun güvenliğinden ilk kez şüphe etmiştir:
    -annem mi gördü ki acaba? kesin atmıştır o yaaa.
    -yok canım annem nereden bulacak ki. onca sakladım onları ben.
    bütün zulalarını tekrar tekrar kontrol ettikten sonra, son çare olarak anne ye müraacat eder artık:
    -yaa anne yaa benim kapak poşetim vardı şurada bi yerde gördün mü onu sen?

    * * *
  • (bkz: taz)
  • balık tutmayı isteyen cocuktur.en azından küçükkken ben öyleydim.mıktanısa ip bağlayıp apartman önlerindeki ızgaralara gazoz kapaklarını atar ,sonra olta niyetli ipe bağlanmış mıknatısla gazoz kapağı yakalardık ızgaralardan. (bkz: ankarada cocuk olmak)
  • (bkz: 80 lerde cocuk olmak)
    (bkz: ilik)
  • uzakta yaşayan akrabalardan, (tercihen şehir dışı) bulundukları yerlerdeki yerel firmaların kapaklarını siparis vererek farklılık yaratmayı becerebilmiş çocuk.
  • sise acacagiyla acilirken ortasindan bükülmemis olan kapak arayan cocuk.
  • bu çocuk topladığı kapaklar ile oyuna dalar, milleti üter* yer bitirir adeta. kısa zamanda kapaklarına kapak katar, artık zirvededir. koca bir poşet hatta iki belki de üç poşet dolusu kapağı olur. sonra birgün annenin ters anına denk gelir... işte o an kapaklar için onca emek sarfetmiş çocuk koca bir poşet kapağın, balkondan aşağı atılışını izler hüzünlü gözlerle. arkadaş dediği akbabalar ise kapakları kapışmak için birbirlerini yerler aşağıda. çocuk hepsinin plakasını alır tek tek. ve o gece intikam almaya yemin eder. (bkz: olaylar gelişir)

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)
  • topladigi kapaklarla resim yapan minik bunye. cocuklugum..
  • bununla oynayanların diğer oynadığı oyun ve oyuncaklar için;
    (bkz: iğneli külah)