şükela:  tümü | bugün
  • etgar keret ve samir el youssef'un beraberce kaleme aldıkları kitabın türkçe adı. keret'in nimrod çıldırışları isimli kitabını dilimize kazandıran avi pardo tarafından çevrilmiş olup, siren yayınları'nca okura sunulmuştur.

    “bomba saldırısından sonra samir beni aradı ve, ‘bir şeyler yapmamız gerek,’ dedi. ‘evet ama hiçbir işe yaramayacak bir imza kampanyası daha başlatmak istemiyorum,’ dedim. bunun üzerine, ‘hayır, bir fikrim var,’ dedi. ‘birlikte bir kitap yapalım. seni okuyan ve beni hiçbir zaman okumayacak o kadar çok insan var ki… iki tarafı da insanlıktan çıkarmanın çok kolay olduğu bir konuda tarafları insancıllaştırmak için bir çaba göstermiş oluruz.’” – etgar keret, the believer

    (bkz: gaza blues)

    http://www.idefix.com/…asp?sid=c66musle2b2b0yb484d2
  • okunması kolay ve ince bir hikaye kitabı, birbirine yıllardır düşman iki farklı ulusa mensup yazardan insanlığa aslında aynı bakış açısından hikayeler, küçük insanların küçük öyküleri ancak bu öykülerde bombalar, savaş malesef ana öğeler.
  • etgar keret'in sürpriz yumurta, tuvia'nın vuruluşu ve borular adlı üç şaheserinin ve daha nicelerinin bulunduğu nefis kitap.
  • kitabın adına bakıp gazze'ye yakılmış bir ağıt bekleyenler için bence beklentilerinin dışında ama çok ötesinde bir kitap. kitapta etgar keret'in sürrealist, el-youssef'in realist tarzı iki bakış açısı arasında bir fark yaratması açısından hoş bir detay olmuş ama bunun dışında iki yazarında malzemesi, yaşadıkları coğrafyanın kaderlerine dönüştüğü insanlar.
  • etgar keret'in, en uzunu dört sayfadan oluşan yine şahane hikayelerinin olduğu, el youssef'unsa tek bir hikayesinin yer aldığı, onun da tam kırk sayfadan oluştuğu kitap.
  • “sihirli gerçekçiliğin fantastikle bir bileşimi olduğunu mu düşünüyorsun gerçekten?”

    “elbette!”

    “elbette!” diye tekrarladım, alaycı bir biçimde. küçük bir ara verip, “benim samimi fikrimi öğrenmek ister misin?” diye sordum.

    başını salladı.

    “öyle mi?” dedim ve ne düşündüğümü tam olarak söylemeden edemedim. “senin, oscar wilde’ın, sihirli gerçekçiliğin ve sana o romanı bu biçimde okumayı öğreten herkesin ağzına sıçayım.”
  • “biliyor musun” dedi birden, bana doğru dönerek, “ben zenci doğmalıymışım. ne zaman oradan geri dönsem kendime, “weisman, sen zenci doğmalıymışsın derim.” burada değil ama, uzakta bir yerde, new orleans’ta belki.” camını indirip sigarayı dışarı fırlattı. “adım da billy olmalıydı. billy whiteman, bir şarkıcı için iyi bir isim.” gırtlağını şarkı söyleyecekmiş gibi temizledi, fakat havayı solumasıyla öksürüğe boğulması bir oldu.

    öksürüğü kesildiğinde, “görüyor musun?” diye sordu, kağıt mendili göstererek, içine tükürdüğü mendili. “benim eserim. hayli yoğun, değil mi? “billy whiteman ve umutsuzlar” bu olurdu grubumun adı. sadece blues söylerdik.”
  • ayrıcalıklı tutulması gereken bir öykü kitabı. hem dahiyane bir yazım hem de kutsal bir amaç ürünü. savaşan iki toplumun yazarları olan edgar keret ve samir el youssef un kafa kafaya verdikleri barış manifestosu.