şükela:  tümü | bugün
  • sasam'da "tek çare gazze’nin türkiye’ye katılması mı?" başlıklı yazıda dile getirilen öneri. yazıda ilgili kısım şöyle;

    " ...
    madem ki kınamakla, diplomatları geri çekmek veya geri göndermekle ve mitinglerle filistinlilerin yaşadıkları sorunlara bir çare üretemiyoruz. o zaman artık başka şeyler düşünmek zorunda değil miyiz?

    acaba gazze şeridi, hatay’ın türkiye’ye katılmasına benzer bir şekilde türkiye’ye katılabilir mi? britannica ansiklopedisinde gazze şeridi ile ilgili şöyle denilmektedir; “gazze şeridi, fiilen var olan hiçbir devletin hukuki bir parçası olarak kabul edilmeyen yoğun bir yerleşim yeri olması açısından olağan dışıdır.”

    gazze şeridi, kağıt üzerinde filistin’e ait gözükse de, filistin’in diğer bölgeleriyle (batı şeria ve doğu kudüs) bağlantısı bulunmamakta, doğu ve kuzeyden israil topraklarıyla, güneyden ise mısır topraklarıyla çevrelenmektedir.

    aşağıda gazze’ye dair verilen kısa bilgilerden görüleceği üzere gazze şeridi, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi konumundadır. zira hem israil’e hem de mısır’a açılan kapılar sıkı bir şekilde kontrol altında tutulmakta ve gazzelilerin seyahat özgürlükleri çok büyük ölçüde kısıtlanmaktadır.

    dün gazze’de yaşanan hadiseleri değerlendiren guardian gazetesi, “14 yaşında kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını düşünen filistinli kız” başlıklı haberinde wesal şeyh halil’in hikâyesini anlatıyor. wesal’in babasının; “ölümün bu hayattan iyi olduğunu düşünüyordu. gösterilere her gittiğinde, allah’a şehit olmak için yalvarıyordu” dediğini, hayatın wesal ve diğer altı çocuğu için artık katlanılmaz hale geldiğini, ailesinin israil’de hiç görmedikleri bir köyden geldiğini ve üç kuşaktır gazze’deki el bureyj mülteci kampında yaşadıklarını, kızının da gazze’den hiç dışarı çıkmadığını naklediyor.

    bu yürek burkan durum ve mevcut konjonktür karşısında, gazzeliler için israil ve mısır’ın merhameti dışında herhangi bir çıkar yol gözükmüyor. bu durum, ancak gazze şeridi’nin başka bir ülkeye katılması ile çözülebilir. böyle bir katılım, bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir filistin devleti kuruluncaya kadar olmak kaydıyla da olabilir. böyle bir seçenek için en mantıklı çözüm, gazze şeridi’nin güney komşusu mısır akla geliyor. ancak mısır, 1948’den 1967’de yaşanan 6 gün savaşlarına kadar neredeyse kesintisiz bölgeye hakim iken hiçbir zaman gazze şeridi, mısır hükümeti tarafından mısır’ın bir parçası olarak kabul edilmedi ve israil tarafından topraklarından sürülen filistinli mültecilerin mısır vatandaşı olmalarına veya mısır ile diğer arap ülkelerine göç etmelerine izin verilmedi.

    mısır’ın böyle bir öneriyi bugün kabul edeceğine dair bir işaret yok. aynı şekilde başka herhangi bir ülkenin de israil ile ilişkilerini bozma pahasına böyle bir öneriye sıcak bakacağını sanmıyorum. ancak türkiye, gazzelilerin istemesi durumunda, sırf bu zulme son vermek için gazze’nin kendi ülkesine katılmasını kabul edebilir. türkiye, hem devlet hem de halk olarak israil ve arkasındaki güçler ile ilişkilerini tamamen gerecek bir gelişmeye korkusuzca “evet” diyebilir ve katılım olması durumunda gazze’de egemenlik haklarının gereği olan tedbirleri alabilir.

    gazze, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ne yaklaşık 400 km uzaktadır ve türkiye’ye katılması durumunda lojistik açısından sorun yaşanmayacak bir konumdadır. gazze halkı, tüm olumsuzluklara rağmen eğitimli bir halktır. gazze’nin türkiye’ye katılması, hem insan kaynağı açısından, hem de gazze şeridi’ne ait karasularının ve bu bölgede yer alan doğalgaz yataklarının kullanımı açısından türkiye’ye de fayda sağlayacaktır. doğu akdeniz’de doğalgaz yatağı tesbit edilmiş üç ana bölge bulunmaktadır. bunlar; kıbrıs’ın güneyindeki laviathan, kıbrıs, lübnan ve israil arasındaki tamar-dalit ve gazze açıklarındaki mari b field bölgeleridir.

    peki bu katılma nasıl olabilir? hatay’ın 1939 yılında türkiye’ye katılması, bu konuda bir örnekli teşkil edebilir. hatay’da ağustos 1938’de türkiye ile fransa’nın gözetimi altında hatay meclisi seçimleri yapılmıştı. 1938 eylül’ünde ise sancak meclisi ilk toplantısını yaparak hatay cumhuriyetini ilan etmiş, 23 haziran 1939 tarihinde hatay meclisi oy birliği ile türkiye’ye katılma kararı almıştı.

    ancak eğer böyle bir seçenek düşünülürse, gazze’nin katılımı birebir hatay’ınki gibi olamaz. zira gazze’de yönetimi elinde bulunduran hamas, uluslararası meşruiyeti olmayan bir yapıdır. bu nedenle hamas yönetiminin alacağı bir karar, işi olacaksa da olmaz yapar. ancak gazze’de türkiye’ye katılıma yönelik bir plebisit (halk oylaması) yapılabilir ve büyük çoğunluk türkiye’ye katılma yönünde oy verirse, uluslararası meşruiyet sağlanır.
    ..." (kaynak)
  • (bkz: sasam kim amk)
  • o değil de böyle tiplerden danışmanlık hizmeti alanlar var mı gerçekten, asıl soru budur.