şükela:  tümü | bugün
  • bazı dünya gerçeklerinden bihaber kimselerdir. dünya çok büyük enerji ve yiyecek kıtlığının arifesinde, bu aşikar. çünkü enerji kaynaklarımızın çoğu fosil ve yenilenemez enerji kaynaklarından oluşmakta. 60 yıllık fosil yakıt rezervinin olduğunu düşünürsek acele alternatif kaynaklar bulmamız gerektiği yadsınamaz. bor, uranyum ve toryum gibi enerji kaynaklarıda yenilenemez, onlar sadece yetersiz birer alternatif olabilir. güneş enerjisi ve rüzgar tirbünleri ise her coğrafyaya uygun kaynaklar değiller malesef. gıda da ise durum bundan farksız değil. olan şu gdo ekonomisinin yanına bide organik tarım rantı koydular. unuttukları bir şey var. sanayi devriminde ilk un fabrikası açıldığından beri dünya organik olmaktan çok uzak zaten. tek fark gdo üreten küresel firmaların yerini organik gübre şirketleri alacak. sadece paranın yeri değişecektir. an itibarı ile 7,085,043,450 civarında insan nüfusu olduğunu düşünürsek, hatta bu yazıyı tamamladığım da bu rakam 1000 kişi daha artacaktır. ve bu durumun vehametini daha bir gözler önüne serecektir. tabi ki buda daha çok yakıt ve daha çok gıda anlamına gelmektedir. betonlaşma artarken ekili dikili alan hızla azalmaktadır, haliyle az ekili alan çok daha verim isteyecektir. siz sokaklarda gdo ve nükleer karşıtı eylemler yaparken, bazı holding patronları ellerini ovuşturmaya devam edeceklerdir.
  • beyni cok guzel yikanmis kisiler tarafindan elestiriliyorlar.
  • erke dönergecinden medet umarlar.
  • alınlarının ortasında gergedan boynuzu , enselerinde üçüncü bir göz ya da göbek deliği yanına yerleşmiş anüs gibi oluşumlar istemeyen aklı başında insanlardır. " gıda-enerji yetmeyecek gelecekte " masalına tokturlar.
  • gerizekalı olmadıkları kesindir. gdo'nun açlığa çözüm için üretildiğini sanacak kadar ağır algılama bozukluğu içinde değillerdir. türkiye'de yerli tohum satışının yasak, israil'den fransa'dan gelen hibrid tohum satışının son derece yasal olması neden acaba diye 2 dakika düşünmesi neticesinde makul bir sonuca varabilecek kapasitede herkes olabilir. tohum yasası nedir, patentli tohumlar (güya açlığa çare bulmak için) yasalarla kaktırılırken, monsanto gibi iyilik meleği şirketlerin tohumlarıyla ekinlerinde % 1 bulaşıklık saptanan herkesin dava edilebileceğini , her şeyinin elinden alınabileceğini, yan tarladaki idiot çiftçi gdolu tohum kullandı diye , hemen bitişik tarladaki adamın o bulaşıklıktan kaçmasının mümkün olmadığını ( ki müdahaleyle de bulaşıklık sağlamak çok kolay) bunun neticede dünyadaki tüm tohum rezervlerinin tek elde toplanması, endemik tohum diye bir şey kalmaması manasına gelişini anlayabilecek durumdadır. ayrıca gdo'lu tohumlar başta verim artışı sağlayıp, sonra tersine konvansiyonel tarımdan çok daha beter hale gelmekte, hastalık ve zararlılara karşı kat kat zayıf duruma düşüp, beraberinde yan sanayi ağır patentli kimyasalları almaya mecbur kalınmaktadır. merak eden hindistan'daki kitlesel çiftçi intiharlarını inceler öğrenir. gdo denen şey, nesiller boyunca da aktarılmakta ve güvenli olduğuna dair kanıtlı bir çalışma filan da bulunmamaktadır. bir nürenberg vardı ne oldu ona?

    nüfus artıyor zırvalarının saçmalığına diyecek şey bulamıyor insan. dünya elmas ticaretinin %90'ı , altın ticaretinin % 40'ı bir tek ailenin elinde olacak, sen nüfus sorunundan bahsedeceksin! ayrıca dünyada jetlerle oradan oraya uçan, teknoloji fetişisti, tatminsiz kitle aslında azınlıkta olduğu dünya nüfusunun tüm kaynaklarının içine etme hakkını nereden bulmaktadır? elinde topla tüfekle gelip, kendi vatanlarında mutlulukla, özgürce yaşayan ama ateşli silahlara sahip olmayan insanların vatanlarından, kültürlerinden hatta canlarından olmasından ne farkı var bunun? pasifik okyanusunda deniz yaşamı geri dönülmez tehlike altında olsun, sen yüzde 5 daha çok enerji diye çevre için telafisiz risklere gir, sanki yüzde 5 artınca onun da büyük kısmını hüpletecek canavarlar yokmuş gibi!
  • tohum ıslahı ve alternatif enerji kaynaklarını dikkate almayanlar tarafından yönetildiğimiz sürece desteklenmesi gerekenler.
  • küresel ısınma,kaynak yetersizlikleri,çevre kirliliği, çarpık kentleşme ve diğer tüm olumsuz gidişat olguları neticesinde alternatiflere olan ihtiyacı göz ardı etmektedirler.

    artık alternatif demek de yanlış. zorunluluk haline gelmekte olan duruma nafile bir karşı koyuş içerisindelerdir.

    gdo, hormon değildir.
    fakat şu an tüketilen tüm meyve ve sebze içerisinde hormon mevcuttur.

    organik diye 10 katı fiyatlara satılan (şaibeli) ürünleri tüketmekte çözüm görüyorlarsa eğer farklı politikalarla çiftçiye dayatılan verimli olmayan (tohumluk ayırılamayan, hasat zamanı kendini tüketen, yeniden ekime uygun olmayan, ne idüğü belirsiz) tohumlar bu seçeneğin de kökünü kurutacaktır.

    nükleer karşıtlarına gelince, hiçbirini hiçbir zaman sınır kapılarında nükleer santrali olan komşu ülkeleri boykot ederken görmedik.
    --- spoiler ---

    bir kaza söz konusu olduğunda radyasyonun yayılım menzili ülke sınırlarının çok daha ötesindedir
    --- spoiler ---

    tükenen bir şeye, başka bir alternatif geliştirilmeden, varolan alternatiflere karşı olmak gerçekten cahilce geliyor bana.

    sen hem doğayı hoyrat bir şekilde kirlet/tüket, hiçbir şey üretme, hem de alternatiflere karşı ol. bilemiyorum altan