şükela:  tümü | bugün
  • hayvan yeminde genetiği değiştirilmiş bazı soya ve mısır çeşitlerinin kullanımına izin verilmesiyle başlamıştır.
    yediğiniz piliç gdo ile beslenmiş olacak ama siz gdo barındıran gıda almamış olacaksınız. bu mümkün değil.
    beyaz et sanayicileri ve damızlıkçıları birliği derneği, izni biyogüvenlik kurulundan almış.

    piliç boykotum başlamış bulunuyor.

    gdo izni
  • zaten bugüne kadar yediğimiz tüm tavuklar, organik etiketli, kilosu 50 tl olanlar dahil, gdo'luydu ki, değişen bir şey olmadı dedirten gelişme. gidin organiğin dibi tavuk alın bir de köyde yetişmiş gerçek tavuk alın, ikisini pişirip yiyin farkı görün. kendi elinizle köyden alamıyorsanız asla ve asla dışarda tavuk yemeyiniz. marketten almayınız. diyetinizden çıkarınız tavuğu kısacası. hormon kaynıyo hepsi.
  • gdo'lu pirinçle iyi gider.

    -ustam! abime çek bir bir buçuk kabak çekirdeği aromalı pilav üstü ton balığımsı piliç döner!...........................tonlusundan olacak, hani o yeni gelenlerden.............................abim sos olarak ne istersin? ballı hardal var, texas bbq var.
    -ben soya sosu ve chili alayım.
    -soya sosumuz yok! soyası pilicin kendinden abim.
  • bu gdo korkusunun temeli nedir bilmiyorum. içinde "genetik" ve "değiştirmek" geçiyor diye mi tüm tatava.
    gdo'nun kanser yaptığına dair kaynak bulursanız yeşillendirin lütfen.
    gdo kanser ilişkisi

    edit: kaynak derken ensonhaber.com değil*
  • ayda yılda bir körinin hatrına yediğim bir şeyi bir daha ağzıma sokmayacağım dönemdir. millet geri zekalı olmasa kâr uğruna sağlıklarını bozan bu firmalara dünyanın kaç bucak olduğunu gösterir ama türkiye'de yaşadığımız için hayal alemine dalmamak lazım.

    edit: bir şeyin sağlığa zararlı olduğunun ispatlanmamış olması, sağlığa zararlı olmadığının ispatlanmış olduğu anlamına gelmez. zamanında sigara içmeyi tavsiye eden doktor biliyorum. ha bu bir yana, bilim camiasının içinde bulunan biri olarak sağlığa zararlı olmadığı ispat edilse bile 100 yıl geçmeden bunu kaile almam.

    edit2: mesela geçen sene uydurulan bir yasa ile yerli tohum kullanan çiftçilere devlet desteği verilmeyeceği ve yerli tohum satışı yapılamayacağı ilan edildi. destek için sertifikalı tohum kullanılacak ve bu tohumlar tekrar tohum vermeyen hibrit tohumlar. elbette ithal. gdolu ürünler de ithal. mesele bu. en önemli gereksinim olan gıdanı başka ülkelerin şirketlerinin vicdanına(!) bırakıyorsun. velev ki sağlıklı, ne olacak? hayvan da ithal ediliyor. dört mevsim yaşanan bir ülkede tarım ve hayvancılık bu durumda. ülkenin tarım ve hayvancılık politikası olmamasından dolayı derler, bence asıl politika bu. bayer monsanto için 66 milyar dolar ödedi, nerden çıkartacak bu parayı? senin benim cebimden. evet gdonun kanser ile ilişkisi bulunamadı, sıkıysa bulunsun. belki yoktur bilmiyorum ama varsa da yoksa da temiz bi 100 yıl geçmeden bilineceğine inanmıyorum.
  • bana apartmanın arka bahçesine kümesi kurdurtacak haber.

    sonrasında komşularla uğraş dur, yok horozunuz ötüyor, tavuğunuz gıdaklıyor. horozunuz arabamın tekerini gagaladı vs.

    hay ızdırabınızı z*kiyim ya. bir kere de hayırlı bir iş yapın be.
  • bu durumda oraya bir de kırmızı et boykotu eklemenizi rica ediciğim sayın yazar.

    gdo'lu mısır tüketen tavuk kötü, gdo'lu hazır yem yiyen dana iyi. hatta, gdo'lu mısır yiyen tavuk kötü, gdo'lu mısırı yiyen tavukların kesim sonrası oluşan artıklarını yani gagasını, kemiğini un halinde hazır yemlerin içinde protein takviyesi olarak yiyen tüm danalar süper.

    bakın işin doğrusunu anlatayım. günümüzde sofranızda yediğiniz tavuğundan beyaz peynirine, ineğinden fasülyesine kadar herşey yapay ve hızlandırılmış. bu böyle olmak zorunda. ne o yediğin inek doğada büyüdüğü hız ile aynı zamanda büyüyor, ne de tavuk. nedeni ise basit. dogal koşullar ile yetiştirilen hiçbir ürün 7milyar insanı beslemeye yetecek boyutta değil.

    sen önüne kilosu 15 tl ye tavuk konsun istiyorsun bir de doğal köy tavuğu olsun, aradığın her zaman bulunabilsin istiyorsun. yok olmaz öyoe hayvan terli. bu sofranızdaki aklınıza gelebilecek herşey için geçerli.

    kırmızı ve beyaz et için bir yalan daha var ki o da hormonlu oldukları yönünde. sektör temsilcileri birbirlerine tv ekranlarında profesör kiralayarak bok atıyorlar akılları sıra. millet de yiyor bunları. hormon falan yok kardeşim. o tavukların, ineklerin genetikleri ile oynanmış. doğada öyle bir cins yok. tavuk günde 90 gr, inek günde ortalama 1 kg alıyor, tamamen genetik oynama.

    mısır ya da buğdayında gdo olması aynı terane. çok fazla miktarda, çok kısa sürede lazım. yoksa kırmızı eti sofranızda kilosu 500 tl ye, tavuğu da 150 tl'ye yersiniz o da kodamanlardan artıp da piyasada bulabilirseniz.

    sağlıklı mı? değil elbette. ne kadar sağlıksız olduğu doktorların ilgi alanı. ama bunu insanoğlu sik kadar gezegende 7 küsür milyar olmadan önce düşunecekti.

    hem herkes ucuza doysun, hem minimum 3 çocuk yapsın, hem sağliklı doğal beslenelim.

    (bkz: oldu tamam söylerim)
  • gdo hakkında en ufak fikri olmayan, olanların da takunya gibi facebook sayfalarından öğrendiği(!), bu ülkeden siktir olup gidicilerin eleştireceği olaydır.
  • çok daha önceden var olan durum...

    birçok üretici halihazırda zaten yemlerinde çok büyük oranda 'genetiği değiştirilmiş soya' kullanıyor...

    yemlerin yanı sıra, hayvanlara verilen ilaçlar da cabası... bu sadece kümes hayvanlarıyla da kısıtlı değil, büyükbaşta da buna benzer şeyler yaşanıyor... soya olmaz mısır olur... değişen bir şey pek yok...

    yer miyim, el mecbur yiyoruz... köy tavuğu demeyin, birçok köylü de işin çakallığında...

    ek: bütün bunlara rağmen bu ülkede et pahalı! avrupalı gelir seviyesi olarak senin neredeyse 3-4 katın ama et dediğin ana besin maddesini senin yarı fiyatına yer yer üçte birine yiyor... bunun temel sebebi senin devletinin yıllardır yaptığı, aptalca tarım ve hayvancılık politikalarından başka bir şey değil...