şükela:  tümü | bugün
  • tööbe yarabbi dedirten kitap (bkz: sezgin kaymaz)
  • (bkz: yeter anne)
  • okudugum zamanki yas itibariyle kin,nefret,ihtiras duygulariyla sarsilmami saglamis kitap/hitap..
  • (bkz: anne)
  • sonlarina dogru kafa patlatan, beyin isitan, okunmasi gereken ilginc kitap. olay tayfun adinda bir adam ve kerem isminde ne idügü belirsiz, melekimsi bir oglan cocugu cevresinde gelisir. sonlarda zaman kavrami sasirilir...
  • eminem'in "i'm sorry mam'ma" şarkısının gerçek anlamı
  • adı nedeniyle, okuyanın annesinin görmemesi için kütüphanenin bilimum raflarında fellik fellik saklanması gereken kitap. sezgin kaymaz kitaplarının kare asıdır. insanın kendi annesiyle çevredeki annelerin irdelenmesini sağlar. ama sonuç hep "benim annem dünyanın en güzel annesidir" olur.

    ilerleyen günlerde bahsi geçen anne kitabı kütüphanenin rafları arasında tesadüfen bulup hıphızlı okur. bir de bakarsınız size kitabın yorumunu yapmaktadır, beğenmiştir. siz de kendisine burada anlatılan endişelerinizi yansıtırsınız.

    bir hafta sonra: anne tüm sezgin kaymaz kitaplarını bitirmiştir. derken lucky basılmıştır ve anneye alınır.
  • sezgin kaymaz'in zaman yolculugu temali fantastik romani. zaman ve makan kavramlarinin nasil egilip bukulebilecegini cok hos bir sekilde anlatir. tayfun adli bir genc bir gun eve erken doner ve annesini evde baska biriyle basar. gerci adamin yuzunu goremez ama bu ona yetmistir. "geber anne!" diye haykirip evden kacar. annesi buna dayanamaz ve o gece intihar eder. tayfun gercekleri kimseye aciklamaz ama tum hayati boyunca kendini yer durur... ta ki kerem adli bir cocuk cikip ona gercekleri farkli bir yolla gormesini saglayana kadar...

    spoiler yapmadan bu kadar anlatiliyor ama ilginc ve surukleyici konusu, yer yer zaman kaymasina felsefi yaklasimlarla(mevlana'dan alintilarla) bezeli kurgusu cok keyifli bir okuma sagliyor. sonunu çok iyi bağlamış yazar. olayı bağlamak için iki zaman yolculuğu yapılıp, olay gününü farklı iki açıdan tekrar ele alması ve de insanı dumura uğratan müthiş finaliyle (bkz: the others) beni çok çok uzun süre etkilemiş, iki üç defa tekrardan okutmuş, tüm sezgin kaymaz külliyatını edinmeme neden olmuş nefis bir kitaptır.
  • yukarıda basitçe anlatmışım ama şimdi çok anlamsız geliyor onların hepsi. bu kitap hayatımda beni en çok çarpmış kitap, ki eldivenden merdivene çok çeşitli türlerden çok sayıda kitap okumuş biri olarak diyorum bunu. kitapçıda tamamen tesadüf eseri görüp, muhtemelen adı dikkatimi çekip de aldığım bir kitaptı, okumam 3 günden az bir zamanımı aldı, bir çarptı pir çarptı... bu kitabın anlattığı öykünün izlerini bulabilmek için çamaltı sokakı buldum, atış caddesini buldum, bu sokaklarda dolaştım, havayı içime çektim, kibrit evleri buldum, içlerindeki hayatın izini sürmeye çalıştım, anlatılan hayatı kurgulamaya çalıştım. çamaltı sokağın tepesindeki parkta, muhteşem manzaranın karşısında saatler geçirdim. orayı da çok sevdim bu kitabı sevdiğim kadar. bu kitabın içindeki gizemi sevdim, anlatılan katıksız sevgiyi sevdim, ilginç kurgusunu, muhteşem finalini sevdim, asıl anlatılmak istenen ölüm ve yaşam arasındaki çizgiyi veren mesajı sevdim, tayfun'u çok sevdim melek hanım'ı çok sevdim, ikisinin arasındaki derin sevgiyi sevdim, baba şükran bey'i ve onun hikayedeki sonunu çok sevdim ama en çok... ama en çok "öptüm dee uyandırdım, öptüm dee uyandırdım" ninnisiyle süslenmiş son iki sayfayı sevdim. o son iki sayfayı bir başka sevdim. şimdi gözümden yaşlar akarken delicesine bu satırları yazma nedenim olan o büyülü son iki sayfayı sevdim....

    "öptüm dee uyandırdıım
    öptüm dee uyandırdıım..."
  • ilk ceyreginde sonu tahmin edilebilen kitap.

    --- spoiler ---
    biraz gelecege donus, biraz altinci his, biraz digerleri, biraz meet joe black ...
    --- spoiler ---