şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sarp bir yamacın eteklerinde çözmüştür sevgilisinin yıllar önce aldığı mavi tokayı, salmıştır saçlarını bir daha göremeyeceği rüzgarlara. ay ışığı teninde dans eder, en sevdiği evrenin en dolunay gecesinde. kaç kişi vajinasının ıslak olup olmadığını önemsedi ki içine girerken? alnında oluşan kırışık bundan olsa gerek, hayata karşı çatılmış, öpüşme bittiğinde uzayan salya kadar uzun ve düzgün kaşlar... herkes biraz meme uçludur ama bazıları pembe meme uçlu.

    izninizle size bu pembe meme uçlu kızın yeryüzünde geçirdiği bir geceyi anlatayım azizim. belki herkes kendinden bir meme ucu, bir yaşanmışlık bulur.

    montmartre sakini sessiz bir geceye ayak basmıştı güneşin batmasıyla birlikte. aslında yorucu bir gündü, belediyeden gelen dozerin bir otoyol için çalışıyor oluşu ve çıkardığı sesler. sahi bu yola ihtiyaç var mıydı? ayna karşısında tıraş olurken düşünmüştüm bunu. dediğim gibi yorucu bir gündü. bahçenin çitleri tamir edildi, dökülen çalı çırpı toplandı, köpeğin -artık ona küçük gelen- kulübesi yeniden elden geçirildi. sonra da çıkıp bir pubda birkaç bira içmiştim başka bir gezegenden gelmiş gibi duran ilgi çekici bir insanla. barda tanışmıştık. 42 deyip duruyordu. neyse, tıraş olmam bittikten sonra havluyla sildim yüzümü. dirseğimden süzülen su damlacığının köpükle sevişmesini izledim bir süre. kettle'ın sesiyle ayıldım. su ısınmıştı.

    şömineye attığım meşe odunlarının kokusu tüm salona ve mutfağa hakimiyet kurmuştu. arada bir çıtırtı geliyordu ateşten, sanırım bu geceyi çekilir kılan detaylardan biriydi bu, üstelik müziğin ruhuyla bir bütün oluşturuyordu ( http://fizy.com/song/ella-fitzgerald-guilty/3xkij2 ). ısıttığım suya, cezayir'den getirdiğim özel bir kahveyi katarak yürüdüm camın kenarına. terkedilmiş bir semt denemezdi yaşadığım yere, ama genel olarak sessiz ve huzur dolu bir yerdi. ağacın altındaki yeşil ışık gözüme ilişti, arada bir yanıp sönüyor, belki de evrende hayat var mı yok mu öğrenmek için dışarıya sinyaller yolluyordu. heyhat yarın da onu tamir edecektim.

    arkamı dönerek salonun ortasına doğru yürüdüm. deri koltuğun orgazm olan kadın tınısıyla çıkardığı cırtlak ses eşliğinde yerleştirdim kaslı ve şekilli popomu koltuğa. köpeğim gölge hemen kafasını getirmişti bacağımın üstüne. bu gece için bir bara gitmek yerine evde oturmak daha mantıklı gibiydi. hava biraz basıktı ve gerçekten biriyle sevişmek istemiyordum. ne yazık ki bara gittiğimde pek elim boş dönemiyordum. fransız kanı taşıyor oluşum beni karşı cinsin gözünde bir seks makinesine çeviriyordu, haksız da sayılmazlardı. ama yooğ bu akşam değil.

    televizyon kumandasının yeni emilmiş göğüs uçları gibi sert ve elastik tuşlarına basarken buldum kendimi. sanırım bu saatlerde üç boyutlu belgesel yayınlamaya başlıyordu national georaphic. 3d gözlüğü koyduğum rafa doğru kalktım. penisimin ağır oluşu her oturuş kalkış hareketimi adeta bir squat'a çeviriyordu. sanırım bu da kaslı popomu açıklıyor. 3d mavi gözlüğümü gözüme yerleştirdiğim sırada kapı çaldı. haber vermeden gelinecek bir yerde oturmuyordum. sanırım komşulardan biriydi kapımı çalan. sola yatmış penisimi ekonomik konuma almak için sağa yatırdım ve kapıya doğru yürümeye başladım. kapıyı açtığımda irkilmiştim. çünkü karşımda sırılsıklam bir kız duruyordu. üstelik giydiği iş kıyafeti ıslaklığın etkisiyle üzerine yapışmıştı. sanırım bir plaza kadınıydı. beyaz gömlek, siyah mini etek...

    bir süre öylece durarak onun bir şeyler söylemesini bekledim. sessizliği yardı gülüşü, karşımdaki kadının. beyaz dişlerinin üstüne vajina pembeliğiyle yerleşmiş güzel diş etleri. sağlıklı bir kadındı. "pardon, burada birini ziyarete gelmiştim ama evde yoklar. fıskiyenin biri de beni ıslattı, acaba evinizde kuru bir havlu var mı?" diye sordu gülümsemesiyle birlikte. "hasta olmak istemiyorum da" diye ekledi, muhtaç bakış konumuna getirdiği gözleriyle şirinlik kovalayan bir kızdı. baştan aşağıya bir kez daha süzdüm. beyaz gömleğinin altından gözüküyordu pembe meme uçları. ve nizami bir bikini izi. aman tanrım, sütyen giymemişti ve memelerini üşütebilirdi. durumu kavradığımda büyük bir panikle içeri davet ettim bu kadını. "isminiz nedir?" diye sordum o içeri girdiğinde kapıyı kapatırken. köpeğim gölge kadının poposunu kokluyor, hatta burnunu neredeyse vajinasına değdiriyordu. sert bir konumla yolladım gölgeyi. "demet" dedi, durgun sessizliği bölercesine. meşe odunlarının çıtırtısı eşlik ediyordu bu muhtaç geceye. "ben de montmartre sakini" diyerek elimi uzattım. sert bir el sıkışı vardı, kesinlikle plaza kadınıydı.

    salona geçmesi için elimle işaret yaptığımda kettle'dan bir bardak daha doldurup kahveyle karıştırdım. banyodan aldığım havlu omzumda sallanıyor, kahvenin buğusu ise loş ışıkta süzülerek yükseliyordu. yanına geldiğimde teşekkürler eşliğinde aldı kupayı elimden. havluyla göğsünü ve gömleğinin ıslak yerlerini kuruluyordu. sehpaya koyduğu kahveden gelen enfes koku eşliğinde izledim teninin şömine ışığıyla aydınlanışını. "çıkarmayacak mısın?" diye sordu. insanın istemediği burnunda bitermiş ya, üstü kapalı bir seks çağrısı olsa gerekti bu. şaşkın bakışlarımı sonlandırmak istercesine gözlerine götürdü elini. "gözlüğünü diyorum, çok yakışmış ama çıkarmayacak mısın?" bir irkilmeyle anlamıştım, 3d gözlükler gözümdeydi hala. üstelik mavi çerçeveli!

    gülüşmelerin seviştiği gecede çıkardım gözlüğü. yalnız ilginç bir nokta vardı. demet'in sütyenini görebiliyordum artık. şaşkınlıkla bir kez daha taktım gözlüğü. bu sefer pembe meme uçları karşıladı göz bebeklerimin en ereksiyon olmuş retinasını. iç kulağım bile ereksiyon halindeydi. enfes meme uçları...

    demet ise karşımda durmuş beni izliyordu. vajinasal bakışlarla sordu ne yaptığımı. "gözlük..." dedim, "gözlük iç çamaşırlarını göstermiyor" pis bir sırıtış yerleşmişti yüzüme. "nasıl yani?" dedi, gözlerini büyüterek. "bak" dedim gözlüğü ona uzatırken. gözlüğü taktığı sırada irkildi. "kucağında yılan var montmartre!" diye bağırdı büyük bir şaşkınlıkla. kısık gözlerim ve gülümseyen yüzüm karşıladı şok olmuş bakışlarını. "ovv pardon" dedi, durumu kavradığında. bir yandan alt dudağını da ısırmayı ihmal etmiyordu. hızlı bir hareketle çantasından çıkardığı çileği göğüs çatalına sürmeye başladı. arada bir çileği kaldırıp ucunu yalıyor, dil atıyordu. bu sefer penisimi sola yatırıp full performans konumuna getirdim. sevişmek kaçınılmazsa, bacak omuza yapmaya bakacaktık.

    meşe odununun çıkardığı çıtırtılar eşliğinde yürüdüm yanına. tekrar gıcırdayan koltuğa bıraktım popomu. bana doğru bacak bacak üstüne attı demet. ellerim kömür siyahı saçlarıyla buluştu koltuğun arkasından. ensesinden çıkan uzun saçların ucunu hafifçe çekip çekip bırakıyordum. kadınların en çok uyarıldığı yerlerden biriydi. tüylerinin diken diken olduğunu anlayabiliyordum. pürüssüz kollarının kılsız zemininde görünüyordu tavuk derisi gibi kabarmış seks istemi. elini bacağıma attı. bir daire çizerek okşamaya başladı. dairenin yarıçapı her harekette büyüyordu. dördüncü okşayış turunda değmişti parmak uçları penisime. büyük ihtimalle damarlarını hissedebiliyordu. nefesi hızlanmıştı.

    eğilerek kulağına sıcak nefesimi verdiğim sırada çıktı kucağıma. üstüme çıktığı sırada sıyrılmıştı mini eteği. jartiyerinin lastikleri görünüyordu. beyaz gömleğinin düğmelerini patlatırcasına iniltiler çıkarıyor, kucağımda bir boğaya binmiş gibi rodeo hareketleri yapıyordu. daha içine girmemiştim ama dışından bile sikiyordum.

    "içime gir" diye fısıldadı şortumun düğmelerini açmaya çalıştığı sırada. birkaç saniye sonra elindeydi penisim. tangasını aralayarak yerleştirdi penisimi ait olduğu yere. sıkı poposu ellerimdeydi. gömleğini ve sütyenini henüz çıkarmamıştım ama sağ memesi sütyeninden taşmış, ucu gözüküyordu. pembeliğin hayat bulduğu bir göğüs. sahi ne hoş bir rengi vardı. bob ross'a versek ne güzel dağlar çizerdi, pembe meme uçlu... sahi, dozerin semtimde ne işi vardı?

    au revoir!
  • seni swf kurtarmaz en iyisi tüm şarkıyı atayım dedirtendir.
    http://www.youtube.com/watch?v=flrmjf2xwvs
  • durma oturma garip durumlarda garip şeyler giyen kızlar hayal eden zihin ürünü.
  • (bkz: uyan geldik)
  • samara* olma ihtimali yüksek olan kız.
  • (bkz: böbrek.avi)
  • sütyeni sıcaklar yüzünden pişik olduğu için giymiyordur ve ıslak olmasının sebebi de yine sıcaklar yüzünden duş almasındandır. hep bu sıcaklar neden oluyor böyle şeylere.