şükela:  tümü | bugün
  • bu gece 12 de yaptığım eylemdir.

    bugün gün boyu burnuma kavurma kokusu geldi. acaba birisi kavurma mı yapıyor, yapsınlar da biz de nasiplenelim diye düşündüm.

    ama yok, kimse kavurma yapıyordu. en son işlerim bittikten sonra, zor günler için pişirip buzluğa attığım kavurma geldi aklıma. gittim biraz erittim ve afiyetle yedim.

    evet, şuanda yastığa başımı rahatça koyabiliyorum. başım dik, alnım açık ve karnım tok.
  • usulune uygun yapılacaksa desteklediğim eylem.

    açacaksın kocaman bir ekmeğin ortasını. döşeyeceksin kavurmayı ( hazır satılanlar da olur ) . üstüne döşeyeceksin hafif acı ince kıyılmış yeşil biberi. en uste dilim dilim (bkz: domates) leri. bi inceden karabiber. bolca kırmızı biber. bi tutam kekik. az tuz.
    son noktada ince kesilmiş kaşar lar en üste.

    ısıtılmış tost makinasına bastıracaksın güzelce. az sabredeceksin ekmek çıtır olana, o kaşar kenarlarsan eriyip akana kadar.

    ve yumul.

    valide buna ye geber yat yemeği der ama desin. değer. afiyet olsun. *
  • ısıtmadan yenmesi gerekir. ekmek yarılır içine mayonez basılır sonra kavurma soğuk soğuk arasına tıkıştırılır. hala donmuş yağları varken böyle ooof of.

    not: ekmek de soğuk olmasın ama o zaman olmuyor.
  • ısıtmadan yenmesi gerekir diyerek kavurmanın hakkını verelim diyenlerin içine ne olduğu belirsiz mayonez sıkarak yemeleri kadar ironik bir şey olamaz.

    varan 1: soğuk yemek

    taze ve mümkünse sıcak yenecek kadar ekmek bıçakla kesilir, ikiye bölünür ve içine kavurma konur, sıcacık çayla yenir.

    varan 2: sıcak yemek

    tavaya çok az bir miktar varsa tereyağ konur -yoksa sağlık olsun - ardından kavurma tavaya konur ve içine yumurta kırıldığı gibi kavurmadan alınacak zevk bulutlara ulaşır.

    bakın tekrar diyorum. lütfen kavurma gibi etli ürünleri ketçap, mayonez gibi şeylerle heba etmeyin. mayonez, ketçap patates kızartması yanında yenir, hamburger içinde yenir. kavurmanın yanında nedir ya?
  • kavurmayı yedikten sonra uyuyakaldı. normaldi, yağlıydı kavurma ve bir somun ekmeğin de yarısının kanına girmişti taylan. rüyasında, eski bir kamyon kasasında bağlıydı, tozlu yollardan ağır ağır ilerliyorlardı. kamyon değil de traktör römorku muydu yoksa? olabilir. son kez bakıyordu doğduğu ve doyduğu topraklara. çayırlara, dağlara, ağaçlara... götünün sağ yancığını ısıran sineğe küfredip kuyruğunu savurdu. kuyruk? hasiktir, n'oluyor lan?

    kendisi gibi onlarcasının melül melül baktığı mal pazarında indirdiler kamyondan, yahut traktör römorkundan. onlarca adam gelip ağzını açtı zorla, biri dişlerine baktı, göbeğini avuçladı, sırtını tokatladı. biri duvarları yıktı, camları kırdı. biri suyunu döktü, samanını çaldı. biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri, ipinden sürüye sürüye doblonun bagajına sokuşturdu.

    bir evin kömürlüğünde geçirdi o geceyi. hiç tanımadığı, tanımak da istemediği bir ailenin soğuk ve karanlık kömürlüğünde. sabah tekbirlerle bahçeye çıakrdılar. elini ayağını bağlayıp yere yatırdılar. boynuna dolanan bıçağın yansımasından kendini gördü taylan, yansıma danaya dönüştü sonra. "beni gece yarısı yedin ya taylan, artık bana yardım etmen şart oldu" dedi dana. taylan oracıkta altına işeyecek oldu da gündüzleri yaptığı squat sayesinde çişini tutmayı başardı. yaklaş, dedi dana. hemen bizim köye git, mahmut emmi'lerin ahırına gir. sağ köşede bağlı duran melis'ime durumu anlat dedi. taylan orda bi uyanır oldu, lan köylü ineğin ismi melis mi olur diye ama battaniyeye iyice sarınıp daha derin uykuya daldı. artık kaderimiz ortak diyordu dana, sen beni gece yarısı yiyip bunu bir de yüzlerce kişiye duyurdun ya, onların da canı çekti ya, artık bana yardım etmen şart diyordu. mahmut emmi'nin yarım akıllı oğlunun tam bir ekşi okuru olduğunu, bunu muhakkak okuyacağını ve mutfaktaki bursa bıçağını aldığı gibi ahıra inip melis'ine kıyacağını anlattı. git dedi, kurtar sevdiğimi. yoksa her gece beraberiz, daha da gitmem rüyalarından dedi...
  • (bkz: yalnız değilsiniz) son zamanlarda popüler bir banka reklamında çalan müzik eşliğinde.