şükela:  tümü | bugün
  • 2009 yılının hemde antalya sıcağında 5 arkadaş ile yaptığımız eylem. öğrencilik sen nelere kadirsin.
    sabah kalktığımızda arkadaşın biri 'ben astronot olmak istiyorum' demişti artık kafası nasıl bir hale geldiyse.
  • öncelikle fon müziği için

    yaklaşık 2 yıl önce biraz da uzun yol şarkıları dinlemek için aniden gelen uzun yola çıkma isteği geldi bana. tabi ne gidilmesi gereken uzun yol ne de araba var. 9 yıldır istanbul'da yaşıyordum ve daha önce ankara'ya hiç gitmemiştim. dedim o zaman istikamet ankara olsun. uzun yolu bulduğumuza göre araba da lazım. hemen açtım birkaç araba kiralama sitesini, aralarından seçim yapıp uygun bir araba kiraladım. araba ve uzun yol hazır. birkaç arkadaşa sordum ankaraya gidiyorum, gelmek ister misiniz diye ama kimse oralı olmadı. kendi kendimi gaza getiren biri olduğumdan dedim size mi kaldım çıkarım tek başıma.

    plana göre cuma iş çıkışı çıkacağım ve pazar akşam geri döneceğim. kiraladığım araba iş çıkışı iş yerine geldi. imzaları vs attıktan sonra kaldım arabayla tek başıma. daha önce hiç görmediğim bir arabayla, hiç görmediğim bir şehre yolculuğa çıkıyorum.

    istanbul'dan akşam saat 7 gibi yola çıktım. tabi cuma iş çıkışı olduğu için köprü trafiği vs derken anca saat 10-11 gibi istanbul'dan çıkabildim. bir yandan sürekli gözüm haritada doğru gidiyor muyum diye bakıyorum.

    neyse bir şekilde çıkmayı başardım ankara istanbul yoluna. ver elini gidiyorum yolda. hatırladığım kadarıyla yol da baya güzel üçer şeritten altı şerit yol. yalnız baya da kamyon varmış yolda. kamyonu sollayan kamyonu sollayan kamyonu gördü bu gözler o yolda. bir şekilde bu kamyonları sollayıp yoluma devam ediyorum.

    ankara'ya doğru yaklaştıkça hava birden soğumaya başladı. saat de artık 12'ye doğru geliyor. tek eksik oymuş gibi arabanın camları buğulanmaya başladı ve önümü zor görmeye başladım. artık elimle camdan küçük bir alan açıp oradan bakmaya çalışıyorum ama tekrar buğulanıyor. yavaşladım tabi mecburen. biraz önce bir bir solladığım kamyon şoförleri noldu hızlı kovboy diye bakıp yanımdan öyle geçiyorlar. aklıma gelen tek çare bir benzinlik bulup oradan buğu önleyici almak. sonunda vardım bir park alanına girdim oraya, dedim abi ver ordan bir buğu önleyici yetişmem gereken kamyonlar var. neyse baya işe yaradı tekrar eski hıza ulaşabildik. tabi bu arada saat 2'ye geliyordu.

    ankaraya varınca planım orda bir otel ya da hostel bulup orada kalmaktı. ama zaten anca saat 3-4 gibi varacağım ve otelde kalmak bir şeye benzemeyecek, o yüzden yavaştan araba uyumaya kendimi hazırlamaya başladım. diyorum camları kapatır kapıları kitlerim arkaya da kıvrılırım sabahı yaparım.

    en sonunda ankara'ya vardım yalnız hiç bilmediğim sokaklar, neresi daha güvenlidir neresi daha sakindir onu bulmaya çalışıyorum. nerede park ettiğimi net hatırlamıyorum ama en sonunda güvenli gözüken toplu konutlara yakın bir yerde park ettim. bir yandan düşünüyorum umarım sarhoşu haydutu yoktur.

    baya uykum da geldi tabi, kaç saattir yollardayız, öyle alışık olduğum şeyler de değil. geçtim arka koltuklara kıvrıldım. kıvrılır kıvrılmaz da uyumaya başlamışım. ha uyudum ha uyumadım derken arabanın bir yerlerinden tık tık diye ses geliyor. aha dedim ya şarhoşlar, haydutlar geldi ya da güvenlik, polis geldi sen napıyorsun burada diye soracak. camlardan arabanın etrafına baktım ama hiç kimse yok ama ses hala geliyor. arabadan dışarı da çıkmak istemiyorum öyle daha sabah olmuş değil. ama ses de kısılmıyor, en sonunda çıktım artık arabadan, bir baktım bir karga arabanın tavanında tepiniyor. dedim başka araba mı bulamadım da burada tepiniyorsun, kovaladım tabi hemen biraz daha uyuyabilmek için.
  • uyumaya çalışmaktır.
    bahar aylarında pike ve yorganla arka koltuğa kıvrılarak yapılır.arka koltuğu katladığınızda arabanın sert zeminine koyacağınız mukavva,seccade gibi zayıf materyeller sırtınızı ağrıtacağından hiç koltukla uğraşmadan arka koltuğa kıvrılmak gerekir.
    işe önce uygun park yeri bulmakla başlanır.yol kenarında kamyon parkedilen bir yer aranır.kamyonların yola dik parkedilmiş olması gerekir.onlardan uzun olanının yanına yanaşılır.en baştakinin yanındaki boşluk da idealdir.iki kamyon arası biraz huzursuz edici.ilk gün uyuyamamak normaldir,hemen telaşlanmayın,ertesi geceki uykunun zevki bir başka oluyor. uykuluyken uyumak 2 kat daha zevkli.uyuyana kadar laptopla zaman öldürülür,beleş internet aranır,bulunamaz,uykunuzu getirmesi için şekerli sıvılar içilir.gerekirse uyku ilacı.falan filan.göz kasları yorulunca camlar üçer santim aralanır.arka koltuktaki yerimizi alırız.beklemeye başlanır.3-5 kişi yanınızdan geçip tedirgin eder,ilerdeki cafedeki canlı müzik kulağınızı tırmalar,sağa dönersiniz sağ kolunuz uyuşur,sola dönünce sol.diziniz ağrır katlaya katlaya,arka camın önüne uzatırsınız.boynunuzu açma germe egzersizi de iyi bir uyutucudur,15 dakikalık esnetme ile hem boyun gevşer,hem yoldan geçen araç sayısı azalmaya başlar.hatta belki canlı müzik biter.arabaya düşen mavi kırmızı ışık dizisi polis arabasının geçiyor olduğunu gösterip bir an sizi heyecanlandırır.arabada uyumak suç değil ama işte gelip gbt yapabilir,uykunuzu bölebilir.biri şikayet etmişse sorgulayıp heyecanlandırabilir.velhasıl zor bir süreç ama ertesi gece işler yoluna girecektir merak etmeyin.
  • çocukken, anneanne (bkz: malkaradan çorluya) ya da babaanne (bkz: tekirdağdan çorluya) ziyeretlerinin dönüş yolculuğunda gerçekleştirdiğim eylem. gece geç vakitte eve dönüş için yola çıkardık hep ve ben de arka koltukta kıvrılıp uyurdum hep. uykuya dalana kadar; yattığım yerden arabanın camından yıldızları, gökyüzünü ve (var ise) ayı izlerdim hep. eve vardığımızda annem kızım eve geldik hadi uyan diyip beni uyandırırdı ya da bazen arabanın durması ile uyanıverirdim. en güzel uykulardan birisi idi bu. hiç kalkmak istemezdim, nazlanırdım hep..

    (bkz: keşke hep çocuk kalsak)
  • yer çeşme, arabada 5 kişiyle uyunmaktadır ve camlara örtü çekilmiş sabah güneşle gece sivrisinekle karşılaşmamak için. ön koltukta oturan kişi ayağıyla silecek kolunu ittirmiş, silecekler örtü nedeniyle hareket edememiş ve silecek motorundan kokular yükselmeye başlamıştır. araba içinde hissedilen ağır kokuyla ilgili uyku sersemi yorumlar yükselmektedir.

    - bu koku nerden çıktı
    + nasıl bişey bu yav
    * osuruğa da benzemiyo anasını satayım
    - harbiden camları açalım
    & lan açık zaten camlar
    # bu koku kemik yanığına benziyor sanırım şu ilerdeki otelde çöpleri yakıyolar, kemikleri de yakıyolar demekki.
    - evet olabilir neyse birazdan alışırız artık
    + lan kemik yakılırmı yav hay allah ne biçim bi koku bu

    sabah uyanılır koku hala hissedilmektedir, arabadakiler bir kez daha kokuya söverler ve güne başlarlar. sonra camı iyi kötü temizlemek için silecekler çalıştırılmaya çalışılır silecekler çalışmaz tabi.

    - elektrik motorunu kemikten yapılıyomuş biliyomusunuz hehe
    # o nerden çıktı lan dalgamı geçiyosun metalden yapılır motor hehe
    - ne biliyim sileceklerin motoru yanmış hani gece gelen koku, kemik yanığı *
    # ne biliyim tahmin işte bana daha mantılı geldi kemik
    - sus lan sus yine atmışsın ufak ufak hadi ordan

    sonuçta hissedilen koku belleklerde yanık kemik kokusu olarak değilde yanık elektrik motoru kokusu olarak yer alır.
  • yazın vıcık vıcık olmanız, kışın kıçınızın donması demek. ne kadar uykulu olsanız da saat başı uyanırsınız, bir türlü rahat edemezsiniz dönmekten.
  • bir ara artık kendi kendime ''hobi olarak mı arabada uyuyorum lan acaba?'' dediğim olay.

    her şeyden önce gündüz arabada uyumaktan daha konforlu, en azından hava serin. serin derken bazen göt donduracak kadar serin. şubat'ta arabada yatmışlığım var, sadece bankamatikte yatmanın bir üst modeli diyebiliriz ki bankamatikler daha rahat fakat daha soğuk işte o biraz sıkıntı.

    o değil de sabaha karşı uyanıp dizleri hissetmeme durumu ara ara özlenmekte*
  • gece ya da gündüz farketmez araba uyumak berbattır. rahatsız ve havasız. buna ne için katlandığına göre berbatlık durumu artabilir ya da azalabilir.
  • az önce arkadaşı beklerken şu koltuğu geri yatırayım ayaklarımı rahatça uzatayım dediğim anda istemsiz bir flashback gerçekleşti ve ben kendimi o gecede buldum.

    (bkz: 23 ekim 2011 van depremi)