şükela:  tümü | bugün
  • ne yazayım bilmiyorum ama acı çektiriyor. tatlı bir acı da değil, görmekten bıktığım şeyler her gece yanımda mesela kahve çöpleriyle dolu poşetler, kırık olsa da değiştirmediğim küllük, o küllük yüzünden kirlenmiş beyaz sehpam, çarşafı çıkmış yatağım, gitarım, valizden yerlere taşan kıyafetlerim, tavan pervanesi... hep aynı sahneler etrafımda, allahım neden hiç değişmiyor? kime isyan etsem bilmiyorum, birilerine ağlamak istiyorum bitsin artık bu boşluk diyorum ama çabalarım çok sahte geliyor, insanlar en az benim onlardan beklediğim kadar sahteler. her şey, herkes değersiz, yanımda ne ailem var ne muhabbeti güzel bir dost... ne zaman umutlansam değişecek bu sefer desem, değişmiyor, terkedilmek de değil aslında hiç yaşayamamak bildiğin bu, hep geride kalmak, tek başına yenilmek. isyanın, sevincin, üzüntün, sinirin hep kendi kendine... bu aynı bedende bir katil büyütmek, kendi katilini hem de, seni tüketecek her şeyi o büyüttüğün katiline anlatmak, her sırrını ona vermek, kendinden kendine bir düşman yaratmak bu. her gece bastıran çelişkiler, kendinle savaşmak, kendine yenilmek ama ölememek en azından henüz. allahım neden kimse yok yanımda bana yalandan bile olsa güzel şeyer söyleyip sarılacak bana kendimi, bu iğrençliği unutturacak, bana beni tattıracak biri, neden yok allahım?

    sonuç olarak sanırım klaus meine'in de ünlü balladında turuncu gökyüzüne haykırdığı gibi bana bir melek yollayacak mısın tanrım? tam da burdayım işte, yolayacak mısın?

    edit:imla
  • kotu bir histir aile bu yuzden de gerekli, bu hissin bastirmasini engelliyor aslinda
  • sabaha bir şekilde geçiyor. gece uyku tutmadıysa kitap, film, dizi şeklinde bu hissi kafamızdan kovmak en iyisi. sonuçta bunların hepsi bir şekilde can sıkıntımızın sonucu.
  • sabah ezanıyla birlikte son bulmaktadır.
  • yalnızlık bastırmaz, bastırırsa yalnızlık olmaz. ama pastırma öyle mi.