şükela:  tümü | bugün
  • çok güzel özetler yazar, “içimizde şeytan var. can kırıkları var. nefret var. yalanlar var. bir yanımız bizi çoktan terk etmiş, kaçıyor. melankoli ve hüsran var.”

    içimizde nefret var, ondan çöküyor o.

    içimizde gelecek korkusu var, içimiz geçmişin sarmaşıklarıyla çevrili bizim. bok götürüyor içimizi o yüzden. -demedim anne, bok demedim.-

    oysa sarılmak bedavaydı, sevdiğini söylemek bedava, kahkaha bedavaydı bize. biz ne kadar pesimistlik varsa dolduruyorduk sepetimize, nefret edinip unutmuyorduk, iş kasaya gelince, yorganı çekip başımıza hesap ödetiyorduk uykusuz gözlerimize.

    en son ne zaman gülümseyerek uyudun? sen söyle kırmızılı, ne zaman gözleri dalan birini gülümsettin safça?

    o kadar şey varken uzanıp tutabileceğimiz, neden kıyıda köşede kalmış hüzünleri alıp ceplerimize doldurduk?

    balkon demirlerinden sarkıyorum şu an, sizi sorguluyorum bayım, hanımefendi, kendimi anlatıyorum size, gözden geçiriyorum acılarımızı. bana bırakın, bende.

    hayır o kadar bedava şey varken neden zor olanı seçmiştik? bedava ya bedava,

    yazının ortasından beri beklediğin o cümleyi kuruyorum şimdi, gözlüklü, bu akşam bedava bi tebessüm almaz mıydın?

    beyin bedava!
  • gündüz insanlığın gürültüsünden duymadığım yalnızlığım. gece sessizliğinde kulağımı yırtarcasına bağırır
  • su amk seyi bu aralar cok sik ziyaret etmeye basladi. kirip dokesim geliyor her seyi!
  • melatonin yüzünden sabredin serotonin sahneye çıkınca geçecek...
  • uzun bir zaman sonra gelmiş üstüme çökmüş hüzündür.

    "dün gece aklımda yine sen vardın"'dan girip, "kimler geldi, kimler geçti"den çıktım. kâh kahve yapıyorum kendime, kâh uzanıp boş boş tavana bakıyorum.

    aklımda cevapsız tonlarca soru var. birinden kaçsam, diğerine yakalanıyorum. kafamı geriye çevirip bakıyorum, o kadar uzaklaşmışım ki insanlardan, göremiyorum kimseyi. her geçen zaman, biraz daha yalnızlaştığımı fark ediyorum.

    "yarın ne olacak?" diye düşünüyorum. kahvesi biten fincanı ters çevirip fal bakılacakmış gibi kapatıyorum ama sonra telveyle oynayarak bozuyorum. bir gelecek de beklemiyorum ya artık!?

    elim klavyede boş boş "ne yazsam da bağlasam bitirsem" bu entry'i diye düşünüyorum ama bağlanmıyorum. o kadar kopuk ki her şey...

    şimdi "bir gün daha yaşandı ve bitti, küçük sevinçleriyle küçük kederleriyle" çalıyor. susuyorum.