şükela:  tümü | bugün
  • misal;
    gece istanbul'dan hareket eden izmir'e, didim'e, marmaris'e
    gece istanbul'dan hareket eden kayseri'ye, sivas'a, elazığ'a giden otobüslerde içinden geçilen kasabalar.

    siz zaten istanbul'dan hareket etmişken akşam yemeğinden kalmış, kahvede okeyini, pişpiriğini atmış babanın
    belki bakkalın arkasındaki sotede iki birasını devirmişi,
    dizisini bitirmiş, dizisinin üstüne dizi eklemik ananın,
    dersini bitirip, dizide uyuyakalmış çocuğun uyuduğu kasabalardır bunlar siz içinden geçerken

    tam da abanılan sert frenin etkisiyle açılan gözlerin sokak lambasının aydınlattığı evlerin camında uykusu kaçmış insanlarla,
    yol boyu dizilmiş yüksek lümenden aydınlatma direklerinden yayılan ışığın gözünüze kaçmasıyla farkedilen
    sokak köpeklerince kovalanan iki birayı aşmış adamın yalpalaya yalpaya evinin kapısını açtırma çabaları felan.

    kimbilir çok, daha çok detaya haiz kasabalar bunlar.

    ben değilim belki ama işin ehli o anların ruhunu çok daha iyi verecektir.

    ha ama gerçek olan o ki; o saattlerde hissettikleriniz günün aydınlanması, "yerinize varmanız" ile hep arkada kalır.
  • üç ev görsek bir şehir sanıyorduk - turgut uyar - geyikli gece

    pamukkale ekspresi 'nin yedinci vagonu. restaurant vagonu. yarıya inmiş ufak rakı, birkaç meze. saat gece yarısına yaklaşır. önünde boş bir kağıt parçası. içinde birikenleri yazmaya kalksan kağıt alev alacakmış gibi gelir. aslında bir bok olacağı yoktur. yazmak bağışlanmayı sağlamaz.

    sonra gözün cama takılır. buz tutmuştur. dışarıda kar kıyamet. orada o anda, anadolu'nun düzdüklerinden birinde trenden atladığını hayal edersin. dışarıda bir metre kar. tren çekip gider, sen kalırsın mesela.

    böyle düşüncelerle trenin yavaşladığını fark edersin. küçük bir kasabaya gelir. durur. dışarıda üşümüş insanlar kendini yılanın midesine atmaya çalışıyordur. garın tabelasını acaba kim taktı, kaç sene oldu? adını kim buldu? bu insanlar nereye gidiyor? insem, kasabanın kerpiç evlerinden birinin kapısını çalsam beni alırlar mı içeriye?

    rakı.. biraz daha rakı.. daha çok rakı..

    üç ev görsen bir şehirdir bu kasabalar. bir tercih değildir. kimse akrabaları yoksa onlara tatile gitmez. anca iki rakı yudumu arasında tüketirsin çatılarını.

    sonra haydarpaşa'da inersin trenden. o büyük kapıdan çıkarsın. önünde dersaadet.
  • gece belli bir saatten sonra döner kavşaklarındaki trafik ışıkları yanıp sönen sarıya döner.

    sallamıyoz biz de sizi içimizden geçip gitseniz kaç yazar geçmeseniz der gibi.
  • bunları görebilmek için 12 saatlik otobüs yolculuğunda dahi uyumayan bi insan olarak haklarında üç beş genellemem var.

    -çoğu insan için aynı yerdir. gece içinden geçip gidilen kasabadır yani. tek. afyondan sonra da olsa karstan önce de olsa, muhtemelen aynı yer orası, evet.

    -içinde insan yaşamaz. yaşadığı rivayetleri dolanabilir zira evler var fakat onlar da terk edilmiştir muhtemelen. hemen insan var sanmayın apartman görünce.

    -insan olmamasına rağmen sokak lambaları, elektrik direkleri ve trafik ışıklarında gözle görülür bir artış mevcuttur. bunun en makul sebebi de; insan olmayan yerde devlet olmaması, devlet olmayan yerde elektrik direği olmasıdır tabi ki.

    -söz konusu kasabada zaman durmuş olabilir. eğer zaman durduysa muhtemelen 2:45-4:40 saatleri arasında bi yerde durmuştur. bunun üzerine fazla düşünmeye gerek yok.

    -dereleri şevkle akar. toprağından yüz bin çeşit mahsul elde etmek mümkündür. bunun sebebi üste bi yerde.

    -saklanmak için güzel bir noktadır. herkese söylememek koşuluyla. yoksa o zaten saklanmak sayılmaz.
  • hep kasvetli gelmiştir bana. dertlerinde uyuduğu yorgun gece yarıları otobüs camının gördüğü kadar bir şehirdir sizin için. o kasabalarda yaşayan insanları düşünürüm, küçük hayatlar küçük dertler, benden her açıdan oldukça uzakta huzurlu bir hayatları olduğunu varsayarım. belkide camdan gördüğünüz insanlar değil şehirdir, şehir uyur size göre. günün ilk ışıkları ile de uyanır, koşuşturmaca başlar. gecenin dinginliği, dayayınca kafanızı titreten otobüs camına yansıyan kadarıyla ürpertir sizi. şehir merkezi(centrum) tabelasını teğet geçer mavi o303, sonra bir diğer anadolu kasabasına doğru vites büyültür.
  • (bkz: winden)

    ya 6.sefer aynı yerlerden geçiyorum. bende mi bi kerizlik var anlamadım.

    (bkz: niye böyle oldu)
  • sivas’ın zara ilçesindeki kasabalar. ya da köyler bilmiyorum.
    her geçişimde içim bir ürperiyor, bir gerginlik alıyor beni. korku filmlerindeki gibi aynı.
  • bizim ülkemizde ekseriyetle kat çıkarız diye demirleri açıkta, masraf olmasın diye cepheleri sıvada bırakılmış; ekonomik olsun diye de beyaz lambalarla aydınlatılan çirkin beton evlerden oluşur.
  • (bkz: şebinkarahisar) otogarı bile çok ürkütmüştü beni yıllar önce.