şükela:  tümü | bugün
  • brezilyalı yazar plinio marcos de barros'un dois perdidos numa noite suja adlı tiyatro eseridir. eser 1966'da yazılmış ve aynı sahnelenmiştir. 1970 ve 2002 yıllarında iki kez sinemaya uyarlanmıştır. ülkemizde tiyatro baykuş ve devlet tiyatroları tarafından orhan güner'in çevirisiyle sahneye konmuştur.
  • karı düşürmek için on numara sözdür. deneyen pişman olmadı.
  • hakkında bugün yeni özgür politika'da bir yazı var; erişemeyenler için -yasaklar nedeniyle-: http://www.jiyan.org/…irliydi-ki-dusmani-kaybettik/
  • tek perdelik hüzün dolu, yer yer göz dolduran, yer yer güldüren güzel bir oyundur.

    eksikliklerden dolayı başarısız olduğunu sanmak, başarısızlığa bahane aramak ya da ilahi adaletin bize verdiği rollerin dışına çıkamayacağımızı kabullenmek... nasıl tanımlarım bu oyunu bilmiyorum, kafam karışık.

    birinin yan flüt için, diğerininse bir çift ayakkabıyla bir iş sahibi olabileceğini ve her şeyi buna bağlayan insanların ve paylaşmayı bilmeyenlerin oyunu... akla şunu getiriyor ki, acaba o ayakkabıyı birkaç saatliğine ödünç verseydi her şey değişebilir miydi? belki değişirdi, iş sahibi olurdu ve ev arkadaşına bir flüt alıp onun da iş bulmasını sağlardı. ama olmadı işte her defasında adeta provası yapılıyormuş gibi doğrultulan silah sonunda patladı ve olan oldu.
  • yaşam mücadelesinin karşısında ahlak kurallarının ne kadar da şeffaflaştığını işaret eden bir tiyatro oyunu. bizi bu hale getiren şey kader mi , kişiliğimiz mi yoksa dış dünya mı?
  • ankara devlet tiyatrosunda altındağ sahnesindeki prömiyerinde hiç mi hiç beğenmediğim oyun. özellikle flüt diye tutturan arkadaştaki abartılmış oyunculuk sendromu beni ziyadesiyle rahatsız etti. ses tonunu doğru ayarlayamadığını düşünüyorum.

    bununla beraber oyun birebir orjinalinden çevrildiği için bazı diyaloglar oldukça kulak tırmalıyor. yani "you piece of shit" i " seni gidi bok parçası" diye duyunca insan kendini bir anda gülerken buluyor. bu da oyunun temasına biraz aykırı olduğu için açıkçası kendimi oyuna pek veremedim. diyaloglarda yine aynı konu üzerinde aşırı tekrara düşülmesi de tek perde olmasına rağmen oyunu izlerken biraz sıkılmama neden oldu.

    hoşnutsuz olma sebeplerimin çoğu belirttiğim gibi oyun yabancı menşeili olduğu için senaryo ve diyaloglarının türk kültürel yapısıyla pek uyuşmamasından kaynaklanıyor. izlerken empati yapmak zorlaşıyor.

    gidip izlemekle yanlış bir seçim yaptığımı düşünsem de van dt ekibine tüm emeklerinden dolayı bir izleyen olarak çok teşekkür ederim.
  • van devlet tiyatrosu oyuncuları tarafından oynanan, ankara'daki prömiyerini izlediğim oyun. açıkçası verilen emekten dolayı tiyatro oyunlarına kolayca kötü demeye içim elvermez ama bu oyun gerçekten kötüydü. oyunculuklar ayrı kötü, müzik ayrı kötü, çeviri ayrı kötü kısaca neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

    oyunun çevirisinde ciddi uyarlama hatalarına düşülmüş. 'seni lanet pislik', 'zenci senin kıçını tekmeleyecek' gibi birebir çevirilen diyalogların ardından birdenbire gelen 'götün yiyorsa gel' gibi uyarlanmış diyaloglar oyuna odaklanmayı ciddi derecede engelliyor.

    mızıka çalan arkadaş ise rahatsız edici ses tonu ve inandırıcı olmayan 'deli gülmesi' ile oyundan koparan bir başka unsurdu.

    oyunun konusu oldukça ilgimi çektiğinden büyük beklentilerle gittim ancak bu dt yorumu tam bir hayal kırıklığı oldu. oyunun ardından yaklaşık 15-20 gün çalışabildiklerini söylediler, umarım zamanla oyunculuklar biraz daha oturur.
  • müfettişler'den sonra ikinci hayal kırıklığı. 1 saatlik bir oyunda ancak bu kadar sıkılabilirdik. neyse ki müfettişler tecrübesi ile daha kötüsü olamaz diyemiyorum.
  • benim entelektüel birikimim bu oyunu anlamaya ve verdiğim paranın karşılığında keyifli bir saat geçirmeme yetmedi. vereceğin mesaj bu muydu amk dedim sahne ışıkları sönünce. kasmayın kendinizi kültürlü görüneyim, mutlaka verilmek istenen mesajı anlayım, etkileneyim, sanata methiyeler düzeyim diye.. bi de finalde ayakta alkışlayanlar vardı te allaam..