şükela:  tümü | bugün
  • küçükken okuduğum kitaplara konu olan hikayeler yaşanıyormuş gibi hissederim hep. sobada kestane yapan mutlu bir aile gelir gözümün önüne. yanlarından geçtikçe içimi huzur kaplar. kim bilir bu evde yaşayanların hayatları ne türlüdür diye merak ederim. iyi ki varlar. umutsuzluğuma küçük de olsa derman olmuşluğu çoktur bu evlerin, yolculuklar esnasında. bir gün misafir olmayı çok isterim.
  • çok değişik bir başlık. demek ki aynı vardan varolmuşuz. aynı duygular aynı hisler. gece yolculuğunda malatya gibi bir yerden geçerken yolda kayısı satan köylüler...
  • genelde aksaray-niğde civarındaki bozkırlarda görülür bu evlerden. bahçesinde mutlaka uzun kavak ağaçları vardır. içeridekiler kimdir, nedir, mutlu mudur sorularını sorar insan. zira dışarısı o kadar ıssız ve uçsuz bucaksızdır ki, yaşamak için burayı seçen birilerinin mutlaka sıradışı bir sebebi olmalı diye düşünür insan.

    edit: başlık başa..
  • bi keresinde o evlerden birine misafir olmuştum. ev çevreyolunun hemen yanındaydı ve yoldan malumunuz sayısız tır, otobüs, otomobil vs. geçiyordu. inanın o evlerde yaşayanların da duygusu otobüs yolcularınınki gibi karşılıklı. balkonda oturup hem muhabbet edip hem de geçip giden araçlara bakarken ev sahibi aynen şöyle bir cümle kurmuştu;

    "bak yine bir otobüs geçiyor, kim bilir içindekiler ne amaçla nerelere gidiyor. çok şükür evimizdeyiz biz, onlar da sağ salim ulaşmak istedikleri yere ulaşırlar inşallah"
  • çook hüzün veren ,
    insana kendine acıma,
    dünyaya yabancılaşma
    ve bilinmeze gitme hissi veren
    evlerdir.
    hele bir de uzaklarda
    köpekler havlıyorsa
    mevsim kışsa....
  • aklıma babamla yaşadığım otobüs yolculuğunu getirir:
    gözler doludur babamın...üniversite ve yurda kayıt yapılmış memlekete geri dönülmektedir.
    -yanan ev ışıklarına her baktığında baba evini özleyeceksin. sıcacık aile ortamını...çocukluğunu...
    şimdi orda olsaydım anne ve babamla aynı sofrada yemek yeseydim diyeceksin...
    demişti...
    hiç unutamam o sözlerini, her otobüs camından gece vakti evlere baktığımda aklıma gelir dolan gözleri...
    (bkz: ah babam sağ olsaydı)
  • kim bilir içlerinde neler yaşanır, nasıl hayatlar var? diye düşünürüm. tahayyül etmeye çalışırım. "yolda kaldım kalacak yerim yok." desem kaçı beni alır, alırsa nasıl davranır diye de merak ederim. aynılarını yürürken veya penceremden baktığımda gördüğüm evler için de düşünürüm.
  • sanki o evler sahipsiz, sokaklar da cocuksuz gibidir.
  • sebepsizce çok mutlu ailelerin yaşadığını düşünürüm ben hep.
  • onlardan biri benim kayınpederimin evidir. feribotla topçular'a geçip yalova üzerinden bursa tarafına giden herkes çiftlikköy civarında o eve bakar, benzer düşüncelere dalar. içerde otururken o bakışları yakalarım.
    size söyleyeyim, hüzünlenecek bir sik yok. yazın arka tarafta pencereler açık, içeride sivrisinek kovalanır, televizyon seyredilir. kışın kalorifere sokulup televizyon seyredilir, çay içilir, dedikodu yapılır. her evde ne oluyorsa o. hüzünlenmeye bahane arıyorsunuz aq.