şükela:  tümü | bugün soru sor
  • acilis parcasi ali riza silahlipodanin olan bir (eski) radyo* programi.
  • özel radyoların henüz olmadığı dönemde 24:00-01:00 arası süren, genellikle eski zaman parçalarının çalındığı, trt'nin sevilen müzik programlarından biriydi.(bkz: trt)
  • ninni kivaminda sarkilar calan muzkal uykudan once namzeti bir trt3 radyo programi. cingili riza silahlipodanin en unlu bestesidir. ev cocuguyken geceleri aile buyklerinin genelde karanlikta (uyumadan once) dinledikleri programdi.
  • bir murathan mungan siiri;
    " ne zaman otursam gecenin başına
    ne zaman müziğin;
    yazamıyorum sözünü etmek istemediğim şeyleri
    birbirinden ışığını saklayan uzak yıldızlar gibi
    çekiliyor herşey kendi karanlığına
    parmak uçlarımda yıldız tozlarıyla kapıyorum gözlerimi
    ey ruhumun en büyük şartı olan tedirginlik!
    şimdi saat on iki
    şimdi gece ve müzik

    ne zaman otursam gecenin başına
    ne zaman müziğin
    göçüyorum boş kağıdın sessizliğine
    kalbim, kapatılmış kireç kuyusu akıyor kendine
    bakıyorum gençliğim geçiyor uzaktan
    dudaklarında bir ıslık
    kitapların on lira olduğu zamanlardan

    anayurdum gece, kalbimi yazdım mürekkebinle

    gün bir çocuk, yaralanmış
    akşamın kıyılarına vuran
    yürekteki gizli yemin
    gidiyor bir şiirden ötekine
    ardında yıkılmış kentler
    bayındır düşler var ilerde
    gün bir çocuk, yaralanmış
    ütopyaları kalelerle değiştiren
    güdümlü gündüzlerde

    anayurdum gece,
    öt pelerinini ışıkları sönmüş odalarda
    radyo dinleyen çocukların üstüne

    saf kokunun sindiği oturma odaları
    zamanın tortusu eşyaların duruşunda
    duvarlarda içi boşalmış resimler
    yıllardır dağılmayan bir sis
    akşam yemeklerinin yendiği muşamba masada
    kilit altına alınmış duygular, düşünceler
    bütün tetikler çekili durur
    gerginliğin geometrik nizamında
    ışıkları yanmamış akşam alacası
    okul dönüşü saat beş radyoda fasıl çalar
    bütün gün iç geçiren
    ölgün kadın yüzleri sobanın etrafında
    ağrı eşiği alçak,
    acı frekansı yüksek
    okul ve aile birliğinde parçalanmış çocuklar
    bir oda, bir dönümlük dünya
    kol demiri iner az sonra
    çıplak yara gençlik
    günden geceye ilerleyen
    yüksek gerilim hattında

    odam, yaralı hayvan
    gecenin gümüş alaşımında gölgelenen eşyalar
    müziğin dördüncü duvarı, karanlığın kundağı
    sarıyor gündüzün yaralarını
    kendime yerleşmek, kendimden uzaklaşmak için gözlerimi kapıyorum
    dinliyorum uçurumlara oturmuş ağaçlar gibi başka odalardaki yalnızlıkları

    odam yasak kitaplar
    suç ortağı şiirler
    sevdiğim bir kaç poster
    odam bir karaduygu fotoğrafı
    o çember zaman içinde
    yoktu ki varolmanın başka yolları
    yastığımın altında
    tutukluk yapmaz silahım
    uykumu bekleyen kelimeler

    geri dönüyorum
    geçmişte çalınan bir gecenin kapılarından
    yarım kalmış bir sevişme hatırlıyorum
    bir daha hiç tamamlanmamış olan
    sonra bir diğerini, bir diğerini daha
    derken dağılmış kristal
    odalarda sızlayan

    sonra seni
    siyah motorsikletli çocuk
    deri ceketin odamın duvarında asılı kaldı
    yıllar yılı birbirimizi paralamaktan
    vazgeçip seviştiğimiz ilk ve tek akşamdı
    benim için sus payı bir kaç şiirsin artık eski hatıra
    ya sen ne yaptın bunca zaman
    değişmesi gerekeni sağlaştırmaktan başka

    bak duyuyor musun
    deep purple, led zeppelin
    emerson, lake and palmer
    plak zarflarında yitirdiğimiz ritüel
    bugün birinci viteste yaşıyormuş gibi
    bir duyguya kapılıyor musun ara sırada olsa
    buluştuğun birileri var mı
    gecenin, müziğin, şiirin toprak hattında
    kapamadan gittiğin arka kapı
    bak açık duruyor hala
    uğrar mısın bir gün unuttuğun ceketini almaya

    hırsızlığın ürpertili monologu:
    kendime hayatımı anlatıyorum
    daha o zamanlar biliyordum
    yapmaya çalıştığım her şeyin
    kendime hayatımı anlatmak olduğunu.
    sözcükleri sevmeyi, büyütmeyi, büyülemeyi,
    onları sivriltip silah yapmayı, yaralamayı da
    süsleyip gönül almayı da
    aynı zamanlarda öğrendim.
    sözcüklerin karbon ve elmas gücünü keşfettim.
    gecenin geometrisinde, müziğin matematiğinde
    saklı duruyor şimdi gizli sözlüğüm
    uzakta değil
    hırsızlığın ürpertili monologu
    dilimin ucunda siyanürüm.

    duvarlarda uzak bir geleceğin koyu gölgeleri
    şiirlerimizi okurduk mahcup bir fısıltıyla
    plaklar dinletirdik birbirimize, filmler anlatırdık
    sonra gizlerimizi vermeye gelirdi sıra
    dünyayı anlamanın yakıcı isteğiyle
    gömüldüğümüz kitaplar, genç ölenlerin matemi...
    hiçbir şey ilham vermezdi aşka ve kavgaya
    eric clapton'ın gitarı, genesis'in tarihi
    ve ayın öteki yüzü kadar
    şimdi radyoyu açsam
    biliyorum dünyanın bütün radyolarındasınız
    gençliğini kirletilmiş takvimlerde yaşayanlar!

    artık ne montumun cebindeki çakı
    ne yüreğimde tetiği düşmüş sözcükler
    çok zaman oldu
    odamızın kapısını çekip
    o evlerden çıkalı
    ellerimizi ve yüreğimizi kirletmeden geçtik
    vahşetin yakın tarihinden
    ucuza yaralandık, pahalıya ölmedik
    biz radyonun son çocukları

    anayurdum gece,
    ört pelerinini ıslığını yenileyen
    çocukların üstüne

    gece ve müzik
    kapanış programı
    bu kitabın da
    kili dağılıyor
    kendime yazdığım serüvenin
    her şiir tabletler halinde bölünüyor birbirine
    çoğalıyor birbirinin içinden
    gündelik dile transpoze edilmiş şarkıların
    biliyorum, kimi derin yaralar okunmaz kalp ağrısı
    kırgınlıklarım
    kimi eski hatıra ecza dolaplarında saklı mırıldanlıklarım "
  • birbirini tamamlayan, bir seyleri en azından biraz daha kaltlanılabilir, yasanılabilir kılan iki sonsuzluk...
  • tek sözü; yumuşak ve derin sesli bir bayan tarafından seslendirilen "gece ve müzik" olan ali rıza silahlıpoda parçası. adıyla, yumuşak melodisi gerçekten çok uyumlu.
  • yirmi yili devirmis trt radyo3 programi. pazar haric her alla'n gununun bitiminde, geceyarisi baslar. arada, basta, sonda hic anons yapilmadan, "slow" denen sarkilar calinir; rekortmenlerden "almaz" ve "piano in the dark"i hatirlarim. bundan baska, aaron neville, elton john, sting miting, boyle seyler iste. bir de, silahlipoda tingirdarken "program yapimciniz tulay ilter sunar" derler ki, muammalidir: kadin, nedir senin adin? (adim: ilter idim, evlendim. bundan boyle, hem ilter'im hem sunarim.)
  • bir zamanlar hbb'de cumartesi geceleri yayinlanan müzik programi. yes, pink floyd, the doors hatta beatles gibi efsanevi rock gruplarinin kliplerini, konserlerini ilk defa bu programda izlemistim.
  • (bkz: ilk kan)
  • tahminimce 20 yılı geçiktir aynı giriş müziğine sahip gece kuşağı. bazen dinlemek için geç yattığım veya erken yatıp erken kalktığım programdır. şukeladır. yalnız sabahlamaların hoş yoldaşıdır. gece ve müzik dinleyen kadın biraz daha genç olsa aşık olurdum o derece