şükela:  tümü | bugün
  • yeni bir mail adresi alayım, sana oradan yazayım, sonra klavyeye bakmadan şifreyi değiştirip çıkayım. öyle öyle ömür geçer. belki cevap yazarsın, belki geçer.
    yeni bir şehre taşınayım, sana oradan kartpostallar atayım, sonra adresimi bilmeden başka bir şehre taşınıp o evden de çıkayım, öyle öyle ömür geçer. belki cevap yazarsın, belki geçer.
    yeni bir telefon numarası alayım, sana oradan mesajlar atıp daha numarasını öğrenmeden kapattırayım. öyle öyle ömür geçer, belki cevap yazarsın, belki geçer.

    gelmemenin sebebini adresimi bilmemen, yazmamanın sebebini şifremi kaybetmem, aramamanın nedenini telefonumu bilmemen, dinlememenin sebebini sağır olman sanayım lan.
    belki bu sefer
    harbi geçer.
  • cok sevdigim bir neyzen tevfik siiri:

    izdırabın sonu yok sanma , bu alemde geçer ,
    ömr-i fani gibidir , gün de geçer , dem de geçer ,
    gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer ,
    devr-i şadi de geçer , gussa-i matem de geçer ,
    gece gündüz yok olur , an-ı dem adem de geçer ,

    bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi ,
    çağlıyan göz yaşı mı , yoksa ki hicran seli mi ?
    inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
    çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,
    ney susar , mey dökülür , gulgule-i cem de geçer ,

    ibret aldın , okudunsa şu yaman dünyadan ,
    nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .
    niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan ,
    önü yokdan , sonu boktan , bu kuru da'vadan
    utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer .

    ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,
    süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
    cahilin korku kokan defterini tanrı düre !
    ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre ,
    cennet iflas eder , efsane-i adem de geçer .

    serseri neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne ,
    girmemiştir bu avalim , bu bedyi' gözüne.
    cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
    pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne ,
    hak olur pir-i mugan , sohbet-i hemdem de geçer.
  • sezen aksu 88 albumunden, sozleri sezen'e ait bir onno tunc bestesiymis bu kotu gun dostu sarki.

    hep aynı hikaye gönlüm düşünce aşka
    her ayrılık aynı yalnız kişiler başka
    hep aynı yalnızlık aynı tanıdık telaş
    hep aynı her şey aynı sanki birbirine eş

    geçer geçer daha öncekiler gibi
    bu da geçer neler neler geçmedi ki
    yine düşer deli divane gönlüm aşka
    aşka
    aşka
    aşka vurgunum ben

    hep aynı heyecan aynı çocuksu hayat
    ben böyle biraz deli sen de biraz öyle kal
    nasıl olsa
    geçer geçer daha öncekiler gibi
    bu da geçer neler neler geçmedi ki
    yine düşer deli divane gönlüm aşka
    aşka
  • geçer geçer daha öncekiler gibi
    bu da geçer neler neler geçmedi ki
    yine düşer deli divane gönlüm aşka
    aşka, aşka...

    kanamaz dizlerim umarım bundan sonra...yanmaz yüreğim ateşlerde....
    ağlatmaz umarım sevilen...
  • bu sarkiyi "kalbi" olanlarin defalarca dinlemesi tavsiye olunur. "aska vurgunum ben"
  • cızırtıların arasından da olsa mp3 formatında dinlemeye nail olduğum eşsiz neyzen tevfik şiiri.
  • kutsinin sana ne albümündan bir şarkı. sözlerini yazalım tam olsun.

    saçının kokusu hala yastığımda
    kahrolası bir yalnızlık ortasında
    bir çocuk misali esir oldum sana
    bana bunca acı keder yeter be sevgilim

    yazacağın üç beş satır yüzün varsa hala
    kayboluyor içimde ki fırtına
    gün olur da birgün karşılaşırız ya
    bana bir özür borcun olsun sevgilim

    geçer, geçer bu da geçer
    bir an gelir lafım geçer
    kolay değil canın çeker
    kimi seversen sev benim adım geçer

    (bkz: copy paste değil alınteri)
  • neyzen baba bu şiiri okurken
    ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre dedikten sonra şöyle bir güler, öyle devam eder:
    cennet iflas eder , efsane-i adem de geçer

    aslında bilen bilir ya, neyzen baba'nın şeriat, tarikat ve hakikat ile dörtlüğe başlaması tesadüf değildir. mevlana da mesnevi'nin 5. cildinde bu üçü arasında ilişkiyi gösterir ve şeriatten hakikate uzanan bir seyir çizse de lafı en nihayetinde marifete, marifette bulunmaya getirir ki lafın nasıl olup da oraya geldiğini anlamak belki de tasavvufta bir merhale, ermesi müşkil bir hikmettir. neyzen baba da bu şiirinde kendi üslubunca mevlana'nın sözünü yorumlar, marifeti insanın ederine karar veren bir mahkeme olarak tahayyül eder. buna ermiş olması bile neyzen baba'yı gözümde velilerin en yücelerinden yapmaya yeter....
  • bir merhabadan bir elvedaya giden süreçten sonra elde kalan malzemelerle yapılanların yegane sonuç kelimesi. geçiyor abi. "merhaba demeden daha bu gitmeler gitme değil" ile süreç başlıyorsa belki biraz birilerinin "sevda değil" deme hakkı oluyor. ama ı ıh, tek taraflı muhasebelerde öyle çıkmıyor sonuç. sonuçta toprak altından biraz sevda, yeşermeye çalışan da iki kilo kadar teselli çıkıyor. kişinin kendi kefesinde tarttığı, kişiye daha ağır gelen. gidip mahalle esnafında tartsan daha az çıkar, oysa sen o an tüm ağırlıkları kendine kabul ettirebiliyorsun.

    beş duyu ile hafızaların birleşimi ve elde kalanlar oran orantıya giriyor; tecrüben ve mantığın kadar da işine yarar sonuç çıkıyor. işine gelir veya gelmez. mantığın zerre yeri olmayan günlerden sonra mantık kullanmak gerekliliği ne kadar zor olursa olsun, işin matematiği maalesef bu.

    ses? unutması kolay. rüyalar da sessiz zaten, sesi gider sessizliği kalır işte. dokunmak? elini en korkak alıştırdığı zaman ile elini en korkak alıştırmadığın zamanı oranla, kalan kişi sayısına böl, gerçeğin alası sana işte, sana kalan her şeye dokunabilirsin. tat? bir öpmenin tadı öpüşmelere girecek yeni ikinci kişiler kadar uzakta, bilemiyorsun tam. görmek? artık kendine baktığın açı kadar varsın. belki biraz boynun bükük, belki biraz göğsünü germişsin.

    sadece koku sıkıntı biraz. en güçlü hafıza. unutması en zor olanı, salt sana bağlı olmayan. o noktada da artık birilerinden destek almak lazım sanırım. yılların kültüne bi' kolunda özdemir asaf, bir kolunda feridun düzağaç ile yasla sırtını. çalsın şarkı; dinlediğin bari güzel bi' koku olsun da ötekini arkasında saklasın.
  • bir neyzen tevfik şiiri. biraz ağdalı bir dille yazılmış, anlaşılması zor. o yüzden kendimce sağdan soldan bulduklarımla az bilinen kelime ve kelime gruplarının anlamlarını toplamaya çalışacağım. yanlış veya eksik gördüklerinizi düzeltiniz.

    izdırabın sonu yok sanma , bu âlem de geçer ,
    ömr-i fani gibidir , gün de geçer , dem de geçer ,
    gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer ,
    devr-i şadi de geçer , gussa-i matem de geçer ,
    gece gündüz yok olur , an-ı dem adem de geçer ,

    bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi ,
    çağlayan göz yaşı mı , yoksa ki hicran seli mi ?
    inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
    çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,
    ney susar , mey dökülür , gulgule-i cem de geçer ,

    ibret aldın , okudunsa şu yaman dünyadan ,
    nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .
    niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan ,
    önü yoktan , sonu boktan , bu kuru da'vadan
    utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer .

    ne şerîat , ne tarîkat , ne hakîkat , ne türe ,
    süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
    cahilin korku kokan defterini tanrı düre !
    ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre ,
    cennet iflas eder , efsane-i adem de geçer .

    serseri neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne ,
    girmemiştir bu avalim , bu bedyi' gözüne.
    cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
    pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne ,
    hak olur pir-i mugan , sohbet-i hemdem de geçer.

    hande-i hurrem: şen gülüş
    şadi : sevinç vakti
    gussa :keder
    an-ı dem adem: bir anlık yaşayan insan demek istemiş sanırım
    dest-i kader: kaderin eli
    şu'u: kötü bir olaya dair söylenti
    gulgule-i cem: kavuşmanın gürültüsü veya velvelesi
    masyad-ı mafiha: sesi çok çıkanlar
    niyyett-i hilkat : yaradılış sebebi (yaratılışının sebebinin aşk olduğunu anla demek istiyor sanırım)
    gayret-i gufran: yaratıcının günahları bağışlaması
    marifet mahkemesi: marifet tasavvuftaki 4 kapıdan 3.'sü, bir nevi kişilerin erişmesi gereken mertebelerden biri. marifete eriştiğinde cennetten bile vazgeçebilirsin diyor sanırım anlam bütünlüğü sağlamak açısından toparlarsak.
    aval: aptallık, şaşkınlık
    bedyi: güzel
    cehil: cehalet
    pir-i mugam: en büyük meyhaneci
    sohbet-i hemdem: dost sohbeti