şükela:  tümü | bugün
  • gözler ki birer parçasıdır sende ilahın.
    gözler ki senin en katı zulmün ve silahın.
    vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin.
    sen öldürüyorken de vururken de güzelsin.

    tanım: hüseyin nihal atsız’ın şiirlerinin bulunduğu veri tabanı.
  • bahtiyarlık: boraca yüce dağları aşmak
    varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
    tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak
    ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir
  • yer bulmasın gönlünde; ne ihtiras, ne haset...
    sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın.
    sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et,
    tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.
  • sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
    bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
    gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
    bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın…
  • kalbin benim olsun diyorum, çünkü mukadder…
    cismin sana yetmez mi? çabuk kalbini sök, ver!
    yoktur öte âlemde de kurtulmaya bir yer!
    mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın….
  • mezar taşımız yastık, yorganımız kar olsun,
    "vaktiyle bir atsız varmış", var olsun.
  • ey benito musolini! ey gayet yüce,
    italyanlar başvekili muhterem düce!
    duydum ki, yelkenleri edip de fora
    gelecekmiş orduların yeşil bosfora.
    buyursunlar... bizim için şavaş düğündür;
    din arab'ın, hukuk sizin, harp türk'lüğündür.
  • kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
    ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
    kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

    sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
    koşar adım gitmeli onların arkasından.
    kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
    ileriye atılmak ve sonra dönmemektir.
  • sonbahardı… seninle geçiyorduk o yoldan;
    topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu
    bize yaklaşıyordu

    gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.
    rüzgârların değildi bu musiki, bu hüzün;
    hatırladın değil mi? kuşlar ağlaşıyordu…
    havada bir serinlik… tatlı bir hayal gibi…
    toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
    o gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.
    kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin;
    yapraklar gibi yere dökülüyordu enin;
    o nağme mesafeyi, zamanı aşıyordu.
    o bir beste değildi: kuşlar ağlaşıyordu.
    en hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.
    bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.

    eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
    belki veda etmektir sana birkaç satırla…
    yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
    beraber geçtiğimiz serin günü hatırla!
  • ulaşsa da sana yolların ucu,
    varmağa yetmiyor atsız'ın gücü,
    içimde dururken bu kadar acı,
    hala yaşıyorum, ölemiyorum...