şükela:  tümü | bugün
  • amerika; gece kurtla sürüye dalıp gündüz çobanla yas tutandır.
  • sevgilim,
    seni seviyorum.
    seni, bana bakışınla seviyorum.
    seni, sana bakışımla seviyorum.
    seni, saçma sapan kavgalarımızla seviyorum.
    seni, bana dinlettiğin türkülerle, şarkılarla, şiirlerle seviyorum.

    seni, bütün geçmişinle ve meçhul geleceğimizle seviyorum.

    şimdi sen uyuyorsun ya, o mahmur göz kapaklarından öperek seviyorum seni.

    uyku kokan ağzından öperek seviyorum.
  • bilmiyorum lan
  • osmanlı'da
    ilk altın parayı bastıran
    ilk defa müsaadere sistemini uygulayan
    ilk defa iltizam sistemini uygulayan
    kardeş katlini yasal hale getiren

    fatih sultan mehmet'tir.

    ne var mk? not bıraktım işte geceye piçler.
  • ruyamda seninle memleketimizde sizin evin sokagında top oynuyorduk. sonra hava karardı ve yukarı cıktık. sen asagıda bir seyini unuttugunu soyleyip dısarı cıktın ve birileri araba ile yanasıp seni kacırmaya calıstı. oyle korktum ki sana zarar verecekler diye uykumdan adını haykırarak uyandım. umarım iyisindir ve dunyanın herhangi bir yerinde yine birilerinin yolunu aydınlatıp, guzel gulusunle herkese kendini sevdiriyorsundur.. ben senin kadar mukemmel birine layık olamadım, sadece o kadar cok sevdim ki aklımdan hic cıkmamana ragmen bir kez olsun yoluna cıkmadım, sevgin icin zorlamadım, sadece mutlu ol istedim. sansımı deneyecegim dedin izin verdim. bizim sevgimiz o kadar farklıydı ki kalbim kavusacagımız gune kadar sabretmeye soz verdi..
  • çok soğuk bir eskişehir akşamı...

    başım inanılmaz ağrıyor.

    otelde tek başımayım,moralim bozuk,ev arkadaşımla aram bozuk,mutsuzluk ruhuma işledi.

    normalde bu saatlerde içimi hep sana dökerdim,bu saatlerde hep telefonlarımızın başında birbirimizi dinlerdik saatlerce hiç sıkılmadan hem de.

    keşke şimdi de konuşabilseydik,sana anlatabilseydim neler yaptığımı,sen de bana tezi kimden aldığını erasmusta alamadığın 3.sınıf derslerini aldığını ve yoğun bir dönemin seni beklediğini bana heyecanlı heyecanlı anlatırdın.

    bizim ufaklığı konuşurduk,ne kadar tatlı o öyle ya,o kadar çok sevmek o kumlu ayaklarını o kadar çok ısırmak isterdim ki.içimde inanılmaz bir sevgi var ona karşı nedense ya :)

    neyse bu kadarlık yeter,çok özlüyorum sadece...

    bir de hiç tarihe bakmamışım. her ayın 27'si çok güzeldi ya.
  • dance me to the and of fuck!
    la laaa, la la la la la laaaaaa
  • bu artık sabaha bir not bırak oldu sanırım ama hayırlısı.
    komplo teorisi'ndeki mel gibson gibi hissediyorum kendimi bazen. çocukluğumdan beri de kısmen böyleydim. mesela savaş çıkacağından korkardım, "seferberlik" kelimesinin anlamını öğrendiğimden beri. askerler gelip babamı alıp götüreceklerdi. ilkokul sıramda dışarıya bakıp bir yerde bomba patlayacağından ve babamın o an orada olacağından korkardım.
    velhasıl büyüdüm. şimdi de hayırlı bir iş neticesinde istanbul'a gitmek üzere aşti'den otobüse bindim. hadi sizlere belki saçma gelecek birkaç düşüncemi dillendireyim. otobüs firması yerel ve dandik, kamil koç, pamukkale gibi firmalar 20-30 lira daha pahalıydı ama konforun paraya değer bir şey olduğunu bir kere daha hatırladım ama beni asıl ürküten şey otobüsün feci bir kaza yapması. e istikamet istanbul, ya büyük istanbul depremi ben oradayken gerçekleşirse? peki bir terorist bugün bulunacağım herhangi bir yerde bomba patlatmaya karar verirse?
    hayatta hepimiz milisaniyelerle yaşıyoruz, haberlere gördüklerimiz ve nicesi değil mesela.

    biraz daha değişik konulara gireyim. pek saygıdeğer finans hocamın ayrıca mahfi egilmez'in de tavsiye ettiği üzere işletme ve iktisat öğrencileri gittikleri yerlerde esnaflarla muhabbet etmeli, bilirsiniz işler nasıl muhabbeti, ben de buna uymaya çalışıyorum. bugün bir muhabbet beni buldu, aşti'de çay satan emmilerden birisi ile iki kelam ediyorduk. birisi gelip 6.5 liram var 3 çay verir misin dedi, çay 2.5 lira. adama yoksa veriyim de başka para yok mu dedi, adam da bozuk yok dedi. bozarız dedi çaycı, adam ver işte diye üsteledi, cevap alamayınca da gitti.
    ekonominin tam da sıfır noktasında gördüğüm bu olay elbette üzerine derince düşünülmesi gereken bir şey değil. çay satan adam sonra bana dert yandı, benim cebimden çıkıyor o para, fiyatı ben koymuyorum, bence de pahalı diyerek. sanırım emekçinin halinden anlaması biraz emekçi olmayı gerektiriyor. bu teklifte bulunan abimiz mesela, eğer gidip arkadaşları ile kahveci hacıbaba'da bir çay içip 4 lira veriyorsa ve şikayet etmiyorsa, gecenin soğuğunda çay satmaya çalışan adam ile 2 kuruş pazarlığına girmesinin anlamı olmadığında hemfikir olabiliriz.
    yurtdışı görmüş birisi değilim, evet insan her yerde insandır ama bu tarz bozuk yok diyerek yapılan bir pazarlık işinin gelişmiş bir ülkede rastlanmayacağı kanısındayım. çay 2.5 liraysa 2.5 liradır, adam orada kendi dükkanını işletmiyor, sattığı başına yüzdelik aldığı pay alıyor. bu adamla pazarlık yapmanın bir manası yok. ancak bir sebepten bunun farkına varmak güç sanırım. avm'de hiçbir mağazada pazarlık yapamazsın ancak burada nedense çene yapıyorsun. it's a capitalist world bitch git içme yani. neyse sonra adaşım çıkan çaycı bir çay daha ikram etti bana beni bayağı sevdi. sanırım narin bir insan olduğumu, karşıdakini dinlediğimi, anladığımı ve hatta katıldığımı sezdiriyorum. bunları övünmek için söylemiyorum, insanlar belirli bir yaştan sonra kendisini artık ruhsal ve karakteristik olarak tanımlıyorsa, bu da benim tanımım. kaldı ki ilginç veya övünülesi bir yapısal özellik değil.
    havalar neden bu kadar soğuk, yol da uzun. bugüne kadar pek uyuyamadım otobüslerde neden bilmem ama yarın çok uzun bir gün beni bekliyor. martılara simit atıp istanbul sokaklarını gezeceğim. öpüldünüz.