şükela:  tümü | bugün
4754 entry daha
  • hangi yüz insanı gülümsetir?
    içindeki karanlığı aydınlatır,
    geceleri uykusundan uyandırır,
    herşeyin ruya olduğunu anlayınca hayata küstürür?

    hangi yüz insanın yaşama sevincini arttırır?
    bir gülüşü ile gününü aydınlatır,
    her şeyi önemsiz kılar,
    uğruna her şeyi feda ettirir?

    sen.

    sadece bir bakışın ile insana kendisini unutturur, kafanı çevirince yeniden hatırlatırlatırsın,
    sen, sadece bir gelişinle güneşi doğdurur gidince ayazı yaşatırsın.
  • dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

    çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

    dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
    bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
    çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
    susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
    kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen

    hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
    çocuksun sen ve bu dünya sana göre deği
  • bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
    yalnız işitme duyusu kalır ortada.
    asya kentleri yürür dururlar,
    höyükler burnumda hızma.

    uzakta dev bir damla:pırıl pırıl pencap!
    tabanlarından kayıp duran sütunlar
    yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
    horasan uykusuna havlayan köpekler, buhara.

    uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    cemal süreya
  • duruşun bir ayrılık resmi çiziyor
    akşamın incelen sularına
    susuşun yıkıyor beni en zayıf yerimden
    bilmez miyim içindeki kederi
    yüzü yağmura gömülü düşüm
    böyle buğulu camlarda dalgın
    gözlerin iklimini yitirmiş iki bulut
    bulanıp durur bir uzak rüzgarla
    aykırı mevsimler içinde
    saçların saklar omuzlarındaki yükü

    dönsen ve öpsem incitmeden
    alnının gücenik ülkesini
    benim ömrümsün sen, onurum, geleceğim
    gitmek hangi acıyı onarır ki
    bilmez misin çare değil üzüntü

    şükrü erbaş
  • çok koymamıştı gülün ölümü bülbüle
    o ki ötecek çok gül vardı bülbüle
    bülbül ötebilir miydi
    öttüğü gül gibi öteceği güle
  • sus, kimseler duymasın,
    duymasın, ölürüm ha.
    aymışam yarı gece,
    seni bulmuşam sonra.
    seni, kaburgamın altın parçası.
    seni, dişlerinde elma kokusu.
    bir daha hangi ana doğurur bizi.
    * * *
  • "ben mutsuz kişiyim size yüzümü getirdim bu anlamda..."
  • çok daha fazla, ah evet
    çok daha fazla, susabilir insan

    saatlerce
    ölülerin bakışları misali kıpırtısız bakışlarla
    bir sigara dumanına dalabilir insan
    bir fincanın biçimine ya da
    renksiz bir çiçeğe, bir halıya
    düşsel bir çizgiye, duvara

    kuru pençelerle
    perdeyi bir kenera çekip insan görebilir
    sokak ortasında delice bir yağmurun yağdığını
    bir çocuğun renkli uçurtmasıyla
    bir balkonun altında durdurğunu
    eski bir at arabasının boş alanı
    gürültü aceleyle terk ettiğini

    olduğu gibi insan yerinde durabilir
    perde kenarında, ancak kör, ancak sağır,
    haykırabilir insan
    korkunç yalancı, korkunç yabancı bir sesle
    "seviyorum" diye
    bir adamın güçlü kolları arasında
    güzel ve sağlıklı bir dişi olabilir

    deriden sofra bir gövdeyle
    iri sert iki memeyle
    bir sarhoşun, bir delinin, bir serserinin yatağında
    kirletebilir insan bir aşkın masumiyetini.
    kurnazca aşağılayabilir insan
    şaşılası her bulmacayı
    sadece bir tek bilmecenin çözümüyle uğraşabilir
    sadece boş bir yanıtın bulunuşuyla avunabilir
    boş bir yanıt, evet beş yada altı harflik.

    bir ömür diz çökebilir insan
    öne eğik başla, soğuk bir türbenin eşiğinde
    bilinmez bir mezarda tanrıyı görebilir
    değersiz bir kaç bozuklukla inanabilir
    bir caminin odacıklarında çürüyebilir
    mezar duaları okuyan bir ihtiyar gibi
    bir sıfır gibi, eksilmede, arttırmada, çarpımda yahut
    hep aynı sonuca varabilir

    kahrının kozasında senin gözlerini
    eski bir ayakkabının uçuk düğmesi sanabilir
    su gibi kendi çukurunda kuruyabilir insan.
    bir anın güzelliğini utangaçlıkla
    gülünç şipşak bir resim gibi
    sandığın dibinde saklayabilir
    boş kalmış çerçevesinde bir günün, insan
    bir hükümlü, bir yenik, yahut
    çarmıha gerilmiş birinin resmini koyabilir
    bir duvarın yarıklarını suratçıklarla kapatabilir
    daha anlamsız resimlere karışabilir.

    kurma bebekler gibi olabilir insan.
    camdan boncuk iki gözle kendi dünyasını gören
    kadife bir kutu iöçinde
    saman dolu bir gövdeyle
    yıllarca tül ve boncuk ortasında uyuyabilir
    tüm hercai ellerin her baskısıyla
    nedensiz haykırabilir:
    "ah, ben pek mutluyum"

    (bkz: füruğ ferruhzad - kurma bebek)
  • anlamak - cahit sıtkı tarancı

    yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
    ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
    boş yere üzülmekte mana yok anlıyorum
    kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
    şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
    yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum
  • yıldırım düştü gönlüme,
    bakmadın ki hiç göresin.
    "sesi gelmedi hani" dedin,
    dinlemedin ki hiç duyasın.
    sen sebep oldun halbuki,
    sormadın ki hiç bilesin.
    "ben gidiyorum artık" dedin,
    sevmedin ki hiç kalasın...
325 entry daha