şükela:  tümü | bugün
19787 entry daha
  • iyice görüyorum artık düzeni.
    orada, bir avuç insan oturuyor yukarıda,
    aşağıda da bir çok kişi.
    ve bağırıyor yukardakiler aşağıya:
    “çıkın buraya gelin ki,
    hepimiz olalım yukarıda.”
    ama iyice gözlediğinde görüyorsun,
    neyin saklı olduğunu
    yukardakilerle, aşağıdakiler arasında.

    bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta.
    yol değil ama.
    bir tahta bu.
    ve şimdi görüyorsun açıkça;
    bu bir tahterevalli tahtası.
    bütün düzen bir tahterevalli aslında.
    iki ucu birbirine bağımlı.
    yukardakiler durabiliyorlar orada,
    sırf ötekiler durduğundan aşağıda

    ve ancak;
    aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece
    kalabilirler orada.
    yukarıda olamazlar çünkü,
    ötekiler yerlerini bırakıp çıksalar yukarı.
    bu yüzden isterler ki;
    aşağıdakiler sonsuza dek
    hep orada kalsınlar.
    çıkmasınlar yukarı.
    bir de, aşağıda daha çok insan olmalı yukardakilerden.
    yoksa durmaz tahterevalli.
    tahterevalli.
    evet, bütün düzen bir tahterevalli.

    bertolt brecht- tahterevalli
  • ben vardım,
    yanımda da çiroz sami.
    seni andık dün gece safiye.
    bazen neşe, bazen keder,
    çoğu kere taşan bir öfkeyle.
    şahidimiz masayla,
    birkaç tane iskemle.
    gündüzün çoktan verilmiş salası,
    teslim etmiş ruhunu geceye,
    gece de gidici, can çekişmekte.
    meyhaneci kaytanbıyık bekir,
    asker gibi tetikte, beklemekte.
    buzlarıysa hararet basmış kovada.
    zil takmış hepsi, şakır şakır oynamakta.
    ah ulan safiye ah,
    bu bana yapılır mı,
    gözleri yaşlı,
    söyleniyor çiroz devamlı,
    kısrak görmüş aygır gibi,
    öfkeyle bir duble rakıyı boğduktan sonra,
    kudurmuş gibi peynirle cacığa saldırmakta.
    iki boş tabağı koftilerken kaytanbıyık bekir,
    senin safiye bu hafta belki gelmedi,
    üzülme be sami ne derdi vardı kimbilir.
    bak görürsün haftaya mutlaka gelir,
    üzmez seni safiye, iyi kızdır.
    boşver be kaytanbıyık,
    o gün bu gündü,
    turnayı gözünden vuracak,
    mutluluktan uçacaktık.
    safiye bugün gelmedikten sonra,
    hergün tekrar tekrar gelse ne olur.
    ben onu kimsesizler yurdundan buldum,
    sahipsizler ülkesinden getirdim.
    kimse ismini anmazken tek tuttum,
    yanına kimseleri yakıştıramadım.
    attı bende aspalyalar,
    tutuştu bir anda bütün dünya,
    dayanamadım girdim lafa,
    ulan çiroz yeter bu kadar,
    takara, tukara, makara.
    senelerin atçısı,
    kıdemli eşşekçisin,
    hiç mi bilemezsin,
    dişilere güven olmaz bu dünyada.
    ulan hıyar yazsaydın ya,
    safiye'nin yanına,
    birkaç tane beygir daha.
    artık tam bir hafta,
    anasını babasını, soyunu sopunu,
    amcasının oğlunu, safiye'yi dinleriz.
    bir hafta sonra da terk edersin safiye'yi.
    takılırsın ali reis, baba izzet ile bu sefer de.
    aha bu kaytanbıyık bekir ile bu meyhane,
    durdukça şimdiki yerinde.
    bitmez oğlum bu muhabbet sende.

    . . . ismail oral . . .
  • bembeyazdı
    pencereye bıraktığın ismin.
    hani ölme sabahlarına açılan perdemin arkasında saklı olan .
    saklambaç oynamak gibi bir şeydi zaten seninle yaşamak.
    vakitsiz sobelenmelerle ya da haksız yere ebe oluşlarla dolu.

    oysa ki ruhun da suretin gibi aydınlik senin.

    alnından gülümsemene doğru düşmekte kararlı bir toz tanesi gibi savrulsam da
    seferi ruhumla güzelliğine.

    dudak uçlarım kalkmasada geceleri gökyüzune bakarken,

    ilk defa kurşunlanmış bir devrimci gibi sendelemesemde artık.
    olsun...

    elinde tuttuğu ucuz kırmızı şarabı halâ senin şerefine içiyor bu adam.

    tolga erbatur
  • gözler ki birer parçasıdır sende ilahın
    gözler ki senin en katı zulmün ve silahın

    vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
    sen vururken de öldürürken de güzelsin.
  • "çiçekli badem ağaçlarını unut.
    değmez bu bahiste.
    geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
    ıslak saçlarını güneşte kurut.
    olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
    nemli, ağır kızıltılar…
    sevgilim, sevgilim,
    mevsim
    sonbahar…"*
  • senin o kocaman kocaman gözlerin yok mu
    nasıl duruyor boşluğunda arzuların anlamıyorum
    nasıl, nasıl bakıyor bana
    böyle merhametten uzak

    ümit yaşar oğuzcan
  • olsan da bir olmasan da,
    buralar artık eskisi gibi değil,
    çok yağmur yağdı çok sular aktı,
    köprüler bile yıkıldı kalmadı,
    artık zaman önemsiz oldu.

    ölsem de bir ölmesem de,
    arkamdan sessizce yankılanacak,
    bir kaç sözcük bırakırım belki de,
    vakit hep geçti zaten,
    bizim oranın havası da kalmadı,
    olsam da bir ölsen de bir.
  • ne kadar güzel...
    sevmek güzel, yaşamak güzel
    dudaklarını olmasa da fotoğraflarını öpmek güzel
    giriş katı evimin bahçesinde bir gül
    sesi heyecandan elim ayağıma dolaşırken güzel
    ne desem, duraklasam, konuşamasam
    yatarken o an aklımdan çıkmasa güzel
    giderken arkandan sevgimi mırıldansam
    ben farketmesem duyup sevinsen güzel
  • imkansızları yaşamak mıdır sevmek?
    yoksa severken imkansız mıdır yaşabilmek?
    zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek,
    yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek?
    kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek,

    yoksa gitmeden vazgeçip, sevmek mi gerek?

    mutlu etmeyeceksen meşgul de etmeyeceksin.
    iki kişiyi aynı anda sevemezsin aynı anda yanında isteyemezsin. benim sevdamla onun sevdasını hiç karşılaştırma..
    varsın daha çok sevsin sarsın seni
    beni benimle bırak..
    yabancı..
  • okuyanlarını başka alemlere götürmesini dileğim şiirlerin yer aldığı başlık.

    ***

    ışıklar kapalı
    tıpkı gözlerim gibi
    buradayım şimdi
    bir an sonraysa orada
    göçmen bir kuş misali

    görmezsin beni
    duymazsın sesimi
    yine de eserim saçlarında
    çöl sıcağında serinleten
    bir rüzgar gibi

    yattığın yatağında
    yıkandığın suyun dokunuşunda
    güzelliğini aksettirdiğin aynada
    bil ki seninleyim her anında

    yolda yürürken önüne çıkan taşı alan
    işteki sorunları ortadan kaldıran
    hani o çok övündüğün şansını hayatına koyan
    uzaktaki bu yürektir, hayatını sana adayan

    gece olur evdesindir
    sessiz bir kedi gibi köşendesindir
    duyduğun şarkı beni sana getirir
    bir gülümsemen her şeyi değiştirir

    iki uzak yürek
    iki uzak göz
    iki uzak beden
    bugün olmaz ama
    yarın bir araya gelir
    o gün işte dünya
    daha bir güzelleşir
    ***
199 entry daha