şükela:  tümü | bugün
20690 entry daha
  • sesiz, sakin, huzurlu,
    sanki bir rüya,
    böylesine güzel bir dünya,
    varmış yaşanacak.
    bulutlarla dolu,
    parlak maviymiş gökyüzü.
    maviliğin koynunda bir martı,
    edebsizce, ciyak ciyak,
    denizin içinde yakamozlar,
    ne kadar da parlak.
    güneşin kırmızısı düşerken suya,
    kan gibi sanki ufuk.
    gözlerim büyük bir hazla,
    izlerken yitip giden güneşi,
    geçiyor önünden belirsizce,
    ince uzun bir gemi.
    yosun kokusuyla akşamın meltemi,
    esiyor ılık ılık.
    gençliğimin verdiği coşku,
    arzular taşan bir şelale,
    dökülüyor hayallerim,
    damla damla, suyun üstüne,
    senin için çarpan kalbin sesini,
    yasla başını dinle.
    sensin benim herşeyim.
    seninle her zaman,
    her yerde seninle.
    gelecek güzel günlerde.

    . . . ismail oral . . .
  • muhbir ayın delici gölgesi
    fısıldıyor yüreğime
    sensizliğin anatomisini.
    çıkmaz sokak yalnızlığında
    beklerim seni.
    geceyi yırtar çığlığım
    umudum avcumda.
    hangi yolun vedası bu?
    hiçbir trenin
    varamadığı.
  • güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
    dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

    dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
    kürdistan'da ve muş-tatvan yolunda bir yer kanar

    muş - tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
    eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

    sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
    portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

    bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
    padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar

    muş - tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
    orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

    el ele gittiğimiz bir yolda sen gitgide büyürsen
    benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar

    turgut uyar-yokuş yol'a
  • kanın ateşin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı
    böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde
    herkesin şimdilik hakkı vardır hüzünlenmeye

    (bkz: turgut uyar)
  • hadi ömrüm, geriye doğru tara kendini
    ilerde bir şey yok, gördün
    yüzünü rüzgâra dön yeniden
    iyileşen sen değilsin, zaman.

    zayıf belleğim, sakar algılarla
    bir ömrü hatırlamak zordur kuşkusuz
    ömrüm, hey ömrüm
    seni hatırlamak için yolumu uzattım
    daha fazla zaman verdim kendime
    bu gece, bu orta yaş ovasında
    bu hat üzerinde
    bana bir tek söz söyle.

    birhan keskin-olgun doga
  • yalnızım çünkü sen varsın
  • gecesi gündüzü karışmış aşıklara gelsin o zaman,

    mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskandırıyordur.
    en hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik
    (bkz: hüseyin nihal atsız)
  • babam 657, ben 657, kardeşlerim aynı...
    üç rakamda şehrin rakım tepe noktasına ulaşmıştık...

    üç kardeş, sekiz rakam, bir imam, bir anne,
    bir tabut, iki kürek, bir pamuk, üç evlat...

    olmaz ki lan ama böyle, bu şekilde ölünmez ki
    ölen ölür kalan sağlar bizimdir,

    kendine bir köşe beğen odanda ya da balkonda
    ben balkonu seçmiştim, insanları seyredip sarhoş olmayı

    tipine göre pamuk ve kereste biçercesine
    ölümlü lan hayat daha ciddi ne olabilir ki?

    öldüm ve ağladım,
    öldüm ve ağlattım,

    bunların hiçbirisini ben istememiştim ki...

    ahtabut
  • allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
    antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
    ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
    yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.

    allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
    alternatif referans potansiyel salvo yok,
    sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
    cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

    allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
    kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
    'deplasmandır bu dünya' diyor albino şeyhim
    plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

    allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
    aksine bahtiyarım evrende bana da rol
    verdiğin için şahsen, allah'ım bizler senin
    falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.

    (bkz: murat menteş)
  • beni candan usandırdı

    beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

    kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
    niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

    şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
    uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı

    gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
    habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

    gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
    desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı

    değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
    beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı

    fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

    fuzuli
317 entry daha