şükela:  tümü | bugün
32405 entry daha
  • hangi sevgili var ki, ah senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
    ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

    hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
    ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

    hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
    hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
    hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
    seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.

    hangi kırılası eller dolanır şimdi, kırılası beline?
    hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
    hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
    hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?

    hangi cama kafa atsam?
    hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

    bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
    kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
    hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
    hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?

    kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
    ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
    hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
    hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?

    hiç sanmam! ...
    hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
    feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
    hangi mübarek dua,
    hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?

    olur mu be! . olur mu?
    bu da benim gibi adama yapılır mı?
    aşk dediğin mendil mi?
    buruşturup bir kenara atılır mı?
    vefa bu kadar basit mi? alınır mı? satılır mı?

    hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
    hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
    hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?

    hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
    hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
    hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
    hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

    dağ gibi adamı eze eze! ...
    hangi anası tipli parlak çömeze,
    hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
    hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
    hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?

    hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
    hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
    hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
    ve! . hangi su bağışlatır?
    hangi musalla temizler seni?

    bu nasıl ayrılık.

    (bkz: yusuf hayaloğlu)
  • hep kurşunlamışlar yalnızlığı çoklar sokağında
    herkesler var olmuş
    bir sen ben ölmüşüm

    ölmüşlük ne ki yaşanmamış mutluluklarda
    ölmüşlük ne ki tutkusuz yaşamlarda
    ölmüşlük karınca sırtında fil
    ölmüşlük karınca sırtında yalnızlık
    ölmüşlük çoklar sokağının karıncası

    karınca ne ki nah şu kadar bir hayvan
    ama o ne yük öyle sırtındaki taşınılmaz
    karınca mutsuz mu dediniz nedir o
    çoklar sokağında yalnız mı kalmış
    ben de yalnızım çoklar sokağında hem mutsuz

    kurşunlanan ben miyim karınca mı
    yalnızlık mı biziz o işte
    çoklar sokağında yalnızlığı kurşunlamışlar
    baksana herkesler var olmuş
    bir sen ben ölmüşüm -neyiz şimdi-

    karıncanın başı hep öne eğik mi
    karınca hep neden korkar biri mi basar sırtına
    kim ölür sonra karınca mı ya üstündeki fil
    o ölür mü hiç be o kocaman hem yüksekte
    karınca var altında ya ben ah ya ben

    karınca dostuma selam
    karınca dostuma sabırlar versin üstündeki fil
    karınca dostum mudur tanıycam galiba
    ben miyim ben de kim
    ah tutun kurşunları dayanamıycam bak yaşarım
    belki

    çoklar sokağında yalnızlık yok şimdi
    miyavlıyan birileri yemiş karanlıkları
    hep kurşunlamışlar yalnızlığı çoklar sokağında
    herkesler var olmuş
    bir sen ben ölmüşüm -ne yaman filmiş öyle-

    arkadaş z. özger - karınca fil
  • kemler iyi göremez
    gamlanma gönül gamlanma
    bin kaygu bir borç ödemez
    gamlanma gönül gamlanma

    koyun meler kuzu meler
    sular hendeğinde dolar
    ağlayanlar bir gün güler
    gamlanma gönül gamlanma

    yiğit yiğidin yoldaşı
    at yiğidin öz kardaşı
    sağlık her şeyin başı
    gamlanma gönül gamlanma

    naçar karac'oğlan naçar
    pençe urup göğsün açar
    kara gündür gelir geçer
    gamlanma gönül gamlanma

    (bkz: karacaoğlan)
    şarkısını da bırakayım şöyle**
  • pişman mısın dedi çocuk
    belki dedi şair
    neden dedi çocuk
    kaybettim dedi şair
    yazamiyorum artık
    kalemim ilerlemiyor kağıdımda
    gökyüzü fısıldamiyor artık
    sigara dumanim canımi yakmiyor
    üzülmüyorum eskisi kadar
    sevilmemek eskisi kadar incitmiyor
    eskisi kadar ait değilim artık
    her yerdeyim gibi ama hiçbir yerdeyim aslında
    yer benim değil, zaman desen hiç..
    gülemiyorum artık sanki
    ama ağlamıyorum da .
    daha çok özgür ama daha az mutlu
    hani serbest kuş uçardı gidemiyorum
    gitmemekten degil aitsizlikten yanginim .
    geçecek mi dedi çocuk
    işte orası koca bir soru işareti
  • ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
    sana uzun heceli bir kent vereceğim
    girilince kapıları yitecek ve boş!

    azizim, güzel atlar da güzel şiirler gibidirler
    öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!

    (bkz: ece ayhan)
    (bkz: zambaklı padişah)
  • sanmıştık ki ikimiz
    yeryüzünde ancak
    birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki
    tek kişilik bir yalnızlığa bile
    rahatça sığarız.
  • “içime işleyen acıyı size değil
    bir suya bırakmayı öğrendim
    dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
    bu yüzden ne bir ağacım var
    bana beden
    ne de çiçek açacak benden.” *
  • sana çok önceden, bir yaz sonu, bir parkta
    sıkılmış yumruğumu ısırarak
    buna benzer bir şeyler söylemiştim
    milât yok
    demiştim, milât yer almayacak hayatımızda.
  • yerin seni çektiği kadar ağırsın,
    kanatların çırpındığı kadar hafif..
    kalbinin attığı kadar canlısın,
    gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    sevdiklerin kadar iyisin,
    nefret ettiklerin kadar kötü..
    ne renk olursa olsun kaşın gözün,
    karşındakinin gördüğüdür rengin..
    yaşadıklarını kâr sayma:
    yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
    sevdiğin kadardır ömrün..
    gülebildiğin kadar mutlusun.
    üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    sakın bitti sanma her şeyi,
    sevdiğin kadar sevileceksin.
    güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
    bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
    bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
    ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
    unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
    güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    işte budur hayat!
    işte budur yaşamak,
    bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    çiçek sulandığı kadar güzeldir,
    kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
    bebek ağladığı kadar bebektir.
    ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
    bunu da öğren,
    sevdiğin kadar sevilirsin...

    (bkz: can yücel)
  • "sevmeyi özledim biliyor musunuz? kayıtsız şartsız bir gülüşü. olur olmaz yerde ağzıma bir öpücüğün konmasını. bir doğruya sevinmekten çok bir saçmalığa gülümseyebilen hoşgörüyü. ‘nerde kaldın’ ayazını değil, 'hoş geldin’ iyiliğini. hiçbir şeyle yatışmayan yürek telaşını. kapı zilleriyle telefonlar arasında tükenmeyi. geceyi bir hayal hazinesine çeviren uykusuzluğu. bir gövdenin önünde diz çökmeyi. kendimi severek yürümeyi kalabalıkta. 'göğe bakma duraklarını’ özledim. yağmuru kirpiklerinden içmeyi. yumruk kadar bir yüreğe dünyayı sığdırma hünerini. 'sana sevinç verdiğim sürece ben buradayım’ zenginliğini özledim. otel odalarının insanı bir yaprak gibi incelten kederini. başka kentlere vuran rengini güneşin. başka sokakların telaşıyla çoğalmayı. dünyayı yudum yudum aşka çeviren yalnızlığı..."

    (bkz: şükrü erbaş)
    (bkz: insanın acısını insan alır)
234 entry daha