şükela:  tümü | bugün
  • hugo diye bi oyun vardı televizyonda. katılmak için ev telefonunuzun çevirmeli değil tuşlu olması gerekiyordu.(bkz: çevirmeli telefon)
  • bugün derste öğrenciler müzik dinlemek istedi. yeni jenerasyon zaten kendi tarzlarında şarkıcıları istedi, hiç aşina olmadığım ve kulak zevkime hitap etmeyen müziklerdi. bu sefer dedim benim dediğim bir müzik olsun ve youtube'dan vega'nın bu sabahların bir anlamı olmalı şarkısını açtım. hocam bu ne filan sesleri yükselmeye başlayınca, bakın gençler ben de sizin yaşlardayken böyle kaliteli şarkılar dinlerdim dedim. sonra bir sessizlik ve herkes şarkının eşsiz güzelliğini anladı.
  • (bkz: tsubasa)
    (bkz: herkül)
    (bkz: zeyna)
    (bkz: şahane pazar)
    (bkz: televole)
  • insanlar gazete okurdu, bulmaca cozerdi. gazete satilan yerlerde porno dergilerde satilirdi.hatta sex ile ilgili gazeteler bile satilirdi tan gazetesi gibi.
  • eskiden üniversite sınavında önce tercih yapıyorduk sonra sınava giriyorduk
  • (bkz: sefan.ru)

    z kuşağı asla anlamayacak bu siteyi. ne zor şartlar altında porno izlendiğini. şimdi kudurunca hemen açıyorsunuz tabi twitterdan vpnsiz porno sayfalarını, hiç olmadı pornhub var xhamster var. ulan direkt fantezinizi google'a yazıp videoya bile ulaşıyorsunuz. biz ne mücadeleler verdik bu sitede. 3gp formatında inen kalitesiz rus pornoları ile ömrümüzü çürüttük.
  • ımar bankası su faturasını yatır, ordan emlak bankasına git elektriği yatır, ordan git telekoma telefonu yatır, yarım gün gitti. fatura hep son gün yatırıldı çünkü ya para son gün denkleşirdi ya da ihtiyaç olur, başka masraf çıkar diye son ana kadar harcanmazdı. çocukluğumuz banka kuyruklarında geçiyordu, şimdilerde sadece emekli dedeler gidiyor.
  • 61 yaşındayım. eskileri benden dinleyin... :)
    35'lik ya da 70'lik yeni rakı bakkal efendinin hemen arkasındaki rafta dizili olurdu. isteyene gazete kağıdına sararak verirdi. 7,5 liraya rahmetli babama 70'lik büyük rakı satın aldığımı hatırlarım. ucuzdu.
    kaliteli şaraplar, tekel birası çok ucuzdu. herkesin almaya gücü yeterdi.
    devlet, alkollü içki ve sigara üzerinden şimdiki akp iktidarı gibi vatandaşı soymak gibi bir düşüncesi olmazdı.
    filtreli ve filtresiz sigara fiyatları oldukça makul seviyedeydi. sigara almak tiryakilere ekonomik bir yıkım getirmezdi.
    ilkokulda kızlar ya da erkekler siyah önlük giyer, beyaz yaka takardı. herkes kapkara bir görüntü sergilerdi. akıllara zarar bir durumdu.
    evler sobalı olduğundan yazın, kışın yakacağınız kömürü ve odunu temin ederdiniz. herkes belediyeye başvurup kok ya da linyit kömürü parasını peşin yatırıp, geleceği günü beklerdik. kömür yakıldığından kışın dışarıda nefes almak sorun yaratırdı.
    para kıymetliydi. rakamlar küçük ama liranın yaptığı iş büyüktü. ilkokuldayken kantinden 25 kuruşa gazoz ve kek alır yerdim. ilkokullarda beslenme saatinde, amerikan yardımı süt tozundan yapılma güğümle sıcak süt ve sandviç verirlerdi. kimse sütü içmek istemez, zorla içirirlerdi.
    fırından bakır on kuruşa ekmek aldığımı gayet iyi hatırlarım. ekmek de şimdiki ekmekler gibi kofti, içi boş sandviç büyüklüğünde ekmekler değil. bayağı büyük baba bir ekmekti. hatta halk arasında "adama bak bir oturuşta bir ekmek yiyor!.." diye bir deyiş vardı. bir ekmeği bir öğünde yiyip tüketebilmek çok sıra dışı bir olaydı...
    bakkallar veresiye mal verirlerdi. her bakkalın veresiye defteri olurdu. ay başında tahsil ederdi.
    et balık kurumu devletindi... mahalle aralarına et balık kurumunun arabası gelirdi. herkes etini, kıymasını buradan paket halinde alırdı. oldukça ucuzdu. etler hem kaliteli hem de lezzetliydi. devlet üretme çiftliğinden peynirimizi, aoç'den balımızı, şeker fabrikasından çuvalla şekerimizi, un fabrikasından çuvalla unumuzu alırdık. hem ucuz hem de tüm bu kuruluşlar devletindi.
    kızılay, diyanet işleri saygın kurumlardı. kızılay'ın bir ihtiyacı olduğunda tüm millet seferber olurdu, hem de canı gönülden. akp iktidarı ile bu kurumların saygınlığı yok edildi. yozlaştırıldı. yandaş kurumlar haline getirildi. bu ülkeye ne büyük bir kötülük...
    mahalle aralarına dondurmacı, horoz şekerci, macun şekerci, kırık leblebici gelirdi.
    televizyon ve bilgisayar olmadığından çocukların eğlencesi misket, saklambaç, dalya, körebe, lik (gazoz kapağı) gibi oyunlardı. komşulara gidip gelme çok yaygındı. tombala oynamak bayağı yaygındı.
    açık hava sinemaları çok yaygındı. ben çocukken kapalı sinema neredeyse yok denecek kadar azdı. sinemaya giriş 25 kuruştu. millet yolda ayçekirdeğini alıp sinemaya öyle girerdi. sinemada gazoz, meşrubat satılırdı. tahta sandalyelere oturup filmi öyle izlerdik.
    hülasa yazmakla, saymakla bitmez... insanlar daha mutlu, daha neşeli, daha candandı. komşuluk bağları çok güçlüydü.

    debe edit: yazımın sonunda da belirttiğim gibi eskilere ait yaşadığımız şeyler say say bitmez. mesaj kutuma gelen istekler üzerine birkaç ilave yapmak isterim, izninizle...
    sokaklarda ayı oynatılırdı. genelde çingene, roman vatandaşlar bu işi yapardı. aslında o dönemlerde de sokaklarda ayı oynatmak yasaktı. bazen belediye ekipleri bunları yakalar götürürdü. ama ısrarla bir dönem ayı oynatmayı sürdürdüler. biz çocuklar da ayı oynatanların peşine takılıp giderdik. zavallı hayvanların zülüm gördüğünü akıl edemezdik. bize normal gelirdi, çocuk aklı işte...
    çocukken kauçuktan ya da araba tekerleğinin iç lastiğinden sapan yapar, kuş avlardık. birkaç kuş vurmuşluğum vardır. şimdi düşünüyorum da ne kadar büyük bir zalimlik. aklıma geldikçe çok üzülürüm, tanrı beni affetsin... yıllardır sokak kuşlarını, hayvanlarını beslerim. umarım günahlarıma kefaret olur.
    pazarda tornetçilik yaptım. ilkokulu bitirdiğimde semt pazarına tornet ile gider 25, 50 ya da 100 kuruşa pazar müşterilerinin zerzevatlarını taşıdım. 12 yaşımdayım ve kazandığım para ile ortaokul 1. sınıf kitaplarının tamamını satın aldım. 10 lira 75 kuruş tutmuştu, tamamı. 10'dan fazla ders kitabı satın aldığımı hatırlıyorum. tornetçilik çok yaygındı o yıllar. sonra zabıta tamamen yasakladı.
    bakkallarda kader-kısmet satarlardı. bir yuvarlağı açmak 5 kuruştu. 2,5 liraya aldığımız setten 2 lira kazanmak mümkündü. bu işi de yaptım.
    hacivat-karagöz oynattım, orta okul yıllarında... biraz para kazandım. koskoca hacivat-karagöz kitabının tamamını ezbere bilirdim. şimdilerde unuttum tabi, çoğu replikleri ama girişleri halen aklımda... orijinal kitabın sözlerinin anlamlarını bilmeden ezberledim. örneğin hacivat perdeye geldiğinde: "huzuri haziran cemmiyeti irfan diye başlardı. ya da huzuri erbabı diye bir hacivat girişi vardı. şimdilerde oynatılan hacivat-karagöz orijinal hacivat-karagöz oyunu asla değil...
    çocukken bayramlarda tüm apartman sakinlerini dolaşıp şeker toplamak en büyük zevkimizdi. harçlık da alırdık ev sahiplerinden... şimdilerde millet yan komşusunu tanımıyor. hülasa, nerelerden nerelere geldik...
  • bir zamanlar bizler çok keyif aldık. siz de burada yazılanları okuyup bunlardan keyif alın, hatta daha güzelini yapın ve yaşayın.

    edit: ekleme
  • bilye oynarken karşıdakinin tüm bilyelerini toplamak anlamına gelen kökmek.

    cümle içinde kullanımı:

    "yaw bi git işine. kökerim oğlum hepinizi!"

hesabın var mı? giriş yap