şükela:  tümü | bugün
  • geçmişte ne yaşandığını ve geçmişte yaşam şartlarının ne düzeyde olduğunu bilmeyen yeni nesilin içine düştüğü trajikomik paradokstur.

    geçen gün youtube'ta eski istanbul hakkında videolar izledim. 1960'lı, 70'li yıllar. bir kısmını tarih veya turizm programları için ingilizler ve fransızlar çekmiş.

    ben asıl vatandaşın bu videolara yazdığı yorumlara takıldım. bir nostalji, bir nostalji, sormayın gitsin. ah keşke şimdi değil de o yıllarda yaşıyor olsalarmış. internet, bilgisayar, telefon yokmuş; ah ne güzelmiş. falanmış, filanmış.

    eskiden daha iyi filan değildi.

    ulaşım daha kötüydü mesela. çünkü otobüs azdı, kötü işletiliyordu, teknolojisi geriydi.

    sağlık sektörü de daha kötüydü.tıp bilgisi geriydi, yatak sayısı azdı, ilaç yoktu doğru dürüst.

    haberleşme de berbat durumdaydı. telefon sahipleri parmakla gösterilirdi; mahalleli bir telefon edebilmek için yalvar yakar olurdu. devletten telefon için 20 yıl bekleyen vardı.

    evler sobalıydı. kışın soğukta kömürlüğe gidip kovaları doldurmak dertti. sabahları soğuk bir eve uyanırdın.

    insanlar daha iyi falan da değildi, esnafından, memuruna kadar kötü ve ahlaksız insanlar gene vardı ve bu insanlar size kazık atıp dururdu.

    imkanlar kısıtlı olunca küçük şeylerden mutlu olursun. yıllar öncesine baktığında da, acılardan ziyade o mutlu anları hatırlarsın. o zaman geçmiş sanki daha iyiymiş gibi gözükür.

    geçmişte iyi şeyler yok muydu?

    vardı elbette. mesela meyve-sebze daha lezzetliydi. kimyasal ve çevresel kirlenme yoktu. küresel ısınma bu kadar azıtmamış ve iklim dengeleri bozulmamıştı. nüfusun azlığına ve devlet otoritesindeki boşluğa bağlı olarak sıfırdan zengin olma ihtimali daha fazlaydı.