şükela:  tümü | bugün
  • bir motto.

    cumhuriyet halk partisi içerisinde bir klik önümüzdeki kurultay’da kemal kılıçdaroğlu’nun karşısında konumlanmak üzere değişim mottosuyla bir süredir belirli bir hareketlilik içerisinde. bilindiği üzere, adaylığını açıklayan adaylardan muharrem ince, istanbul barosu eski başkanlarından prof. dr. ümit kocasakal ve yarsav eski başkanı ömer faruk eminağaoğlu’da belli bir iddia ile genel başkanlık için adaylıklarını yakın süreçte deklare ettiler. ince’nin parlamento grubunda hali hazırda bulunan bir milletvekili olması bir yana, parti örgütleri ile olan bağları da düşünüldüğünde, tüzük gereği genel başkanlığa adaylık için gereken yüzde onluk delege desteğini alması konusunda herhangi bir problem görünmüyor. diğer taraftan ümit kocasakal ve ömer faruk eminağaoğlu için ise aynı şeyleri söylemek oldukça zor. her iki adayın da yeterli delege sayısını tamamlayarak kurultayda resmi olarak genel başkan adayı olma ihtimalleri neredeyse yok denilebilir.
    hal böyleyken, muharrem ince’nin parti yönetimine muhalif bir kanadın da açıktan ya da zımni olarak desteğini alması kurultayda hesaplanan muhtemel dengeler açısından olmazsa olmaz bir koşul iken partinin görünmeyen dengeleri açısından nasıl durum değerlendirilmesi yapılabilir?

    reel siyasi söylemler üzerinden siyasi iktidara, bürokrasiye ve yerel yönetimlere mevcut yönetim refleksleri nedeniyle eleştiride bulunmak işin kolay kısmı. çözüm odaklı, ideolojik tabanlı yapıcı eleştiriler belli bir sistematikle değil de günübirlik olarak salt muhalefet etme gayesi taşıdığında ortalama seçmende karşılık bulmuyor. ideolojik bir bakış açısıyla sorunu tespit etmek ve çözüm üretebilmek konusunda bir girişim olmayınca da muhalefetin muhalifleri de kişisel kaygılarla tabir-i caizse “ortaya karışık” eleştirilerle söylem kirliliği dışında bir fark yaratamıyorlar.
    peki muhalefetin muhaliflerinin ideolojik bir çatı oluşturamadıkları halde bir arada durma gayesinin pratikteki açıklaması nedir diye sorulacak olursa basitçe şöyle aktarabilirim; öncelikle muhalefetin muhaliflerinin kimler olduğunu ortaya koymak gerekli. bilindiği üzere genel başkan adayı olarak görünen yüz muharrem ince’nin dışında akla gelen ilk isim, bir süre önce myk’dan istifa etmiş selin sayek böke. kendisi istanbul sermayesine yakın, ekonomi konusunda uzman bir akademisyen ve malumunuz üzere ekonomi teorileri içerisinde bi' tanımlama yapmak istersek de, tipik bir liberal. selin hanım bir dönem cnn türk gibi kanallarda boy gösterip ekonomi politiği üzerine başarılı tespitleri ile dikkat çekmiş olsa da, sorun ve çözüme dayalı beyanlarından ayrık olarak tipik bir liberal yaklaşıma sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor. peki nasıl oluyor da selin sayek böke gibi ekonomi politiği açısından tanımladığımızda liberal siyasi figürler bu kurultay sürecinde ilhan cihaner gibi sosyalist figürlerle yan yana gelebiliyorlar? bir diğer muhaliflerin muhalifini de bu vesileyle anmış olduk elbette: ilhan cihaner.
    ilhan bey de selin hanım’dan ayrık olarak bizim bildiğimiz katı bir sosyalist sistem yanlısı, emeğin bölüşümünden yana tavır koyan, birgün gibi duruşu net medya organlarında yazıları yayınlanan bir isim. esas itibariyle selin sayek böke ve ilhan cihaner’in aynı noktadan siyasi argüman geliştirmesi ve yan yana durmalarının mantıklı hiçbir açıklaması yok ancak genel başkanlık için yani bir anlamda parti içi iktidar yarışında nasıl oluyorsa yan yana konumlanabiliyorlar. lider odaklı siyaseti düstur edinmiş sağ yönelimli partiler için bu tür zıt taraflardan oluşmuş bir konumlanmanın niteliği üzerine tartışmak anlamsız olabilecekken, her ne kadar kitle partisi niteliği olan cumhuriyet halk partisi için bu husus parti içi bir tartışmanın fitilini ateşlemiyor, ateşleyemiyor. kısacası sorgulamıyoruz ve kalıplar içinde kapana kısıldığımız halde bu illüzyonun farkında dahi olamayacak düzeyde bir boşluk içerisindeyiz, hareketsiziz. bunun bir sebebi her iki ismin görünür bir yol arkadaşlığını tercih etmektense, delege hesabına dayalı olarak pragmatist ve geçici/zımni bir yol arkadaşlığını tercih etmesinden ileri geliyor olabilir. ancak bu durumda her iki siyasi figürün de kürsü siyasetini ayrı ayrı yaparak parti yönetimine olan muhalif tavrında seçmenin ve delegenin kendilerini ne kadar samimi buldukları da ayrı bir tartışma zeminini başlatmalıdır, olması gereken bu kadar basittir.

    peki muhalefetin muhaliflerinin diğer siyasi figürleri kimler? elbette sürecin geldiği noktadaki pazarlıklar hakkında hiçbir fikrimizin olmamasına dayalı bilgi eksikliği nedeniyle şu an için listeyi tam kadro yazamasak da, kadrolar arasındaki pazarlık görünür oldukça alabildiğine kalabalıklaşacağını da belirtmek gerekiyor ancak yüzeye çıkmış birkaç ismi belirtmekte yine de fayda var: “gelecek için” mottosuyla selin hanım ve ilhan bey’e açıktan desteğini esirgemeyen bursa milletvekili ve parti meclisi üyesi orhan sarıbal’dan tutun, deniz baykal’ın gizli prensi antalya milletvekili niyazi nefi kara’ya, muhalefetin söylemlerini kamuoyuna taşımaya imtina eden bir medyanın yokluğunu tek başına sosyal medya üzerinden taşımayı düstur edinip bu eksikliği kapatabildiğine inanmış bir şeker tv’nin yaratıcısı ali şeker de yapının taşıyıcıları arasında yerini almış bile.
    hedefi bilemiyoruz tabi de söylem ne: gelecek için! oldukça iddialı, siyasi iktidarın eylem ve söylemlerinden bunalmış, farklı dokulara sahip memleketin her bir muhalif kümesini nasıl da bir şemsiye altında toplamışlar, nasıl da organize, ideolojik olarak net ve ne istediğini bilen, biz muhalifleri ateşleyen bir çıkış cümlesi değil mi? : )
    öyle ki, yapılacak ve yaşanacak bütün bir mücadelenin yol haritası için deklare edilmese de, şemsiyeyi muharrem ince’nin eline vermişler, muharrem ince ve bu kadrolar sayesinde chp iktidara yürüyecek, ne için? elbette gelecek için…

    siyasi etik adına, elbette yolunuz açık olsun demek doğru olan tavır ancak insanın yine de “siz nasıl bir araya geldiniz, gelebildiniz?” diye de sorası geliyor…
    sormayalım mı? çok yüksek müsaadelerinizle; sorduk gitti.

    elbette cevabı henüz bilmiyoruz ancak çalışmalar başlamış, web adresi çoktan açılmış, giriş kısmında belirttiğim gündelik siyasi dil kullanılarak açık bir çağrı yapılmış bile. beynimize bir miktar kan gidiyorsa da sormak zaruri oluyor ki cevap bekliyoruz; sizi bir araya getiren motivasyonun kaynağı ideolojik değilse şayet, nedir?

    bir seçmen olarak sormak hakkım diye düşünüyorum.
  • oldukça tuhaf bir duruma işaret edilmiş entryde. bunu açıklamasalar da ilhan cihaner ve selin sayek böke kurultayda muharrem ince'yi destekleyecek gibi görünüyor. işte beyin yakan tuhaflık bu. orada bizim bilmediğimiz bir şeyler oluyor bu belli. peki ama ne oluyor? nasıl oluyor da bu isimler bir araya geliyor?

    kapalı kapılar arkasında neler oluyor?
  • önümüzde başkanlık seçimleri varken chp içerisindeki kimi klikler dereyi geçerken at değiştirme derdinde. parti içerisinde siyaset üretemeyen, saman alevi gibi parlayıp sönen bazı vekiller de bunu destekliyorlar.

    bırakın dışarıdan bir gözle eleştirmeyi, parti içerisinden bir bakışla bile bu durumun başarılı bir şekilde analiz edilebileceğini zannetmiyorum. çünkü ülkemizde milletvekilleri genel olarak milletin vekilliğini yapmak yerine farklı hırslarının peşinden koştukları gibi, bir de üstüne koltuk sevdası eklendiğinde kim kiminle nerede ne planlıyor bilmek pek mümkün olmuyor. vatandaş olarak biz de çoğu şeyden ya iş işten geçtikten sonra haberdar olabiliyoruz ya da hiç bir zaman haberimiz olmadan başımızı yastığa koyuyoruz.

    sonuçta otto von bismarck’ın dediği gibi: “sosis ve siyasetin nasıl yapıldığını bilen geceleri rahat uyuyamaz”
  • çağrının tam kurultay öncesinde yapılması, benzemezlerin yan yana gelmesi ve her tarafa göz kırpması nedeniyle beni kıllandıran girişim. kılıçdaroğlu'nu beğenip beğenmemek başka mesele ama bu kadar kritik bir süreçte bu kadar operasyonel hareketler rahatsız edici.

    siyaseti açık, dosdoğru ve eveleyip gevelemeden yapacak, makam ve popülarite değil de iktidar için çaba harcayacak bir zihin yapısına girilmezse 2019 sonrası chp, hdp ile aynı duruma düşmeyecek diyebilen var mı?
  • yenilmişliğin verdiği çaresizlikle öyle bir değişim isteği var ki, insanlar nasıl bir değişim istediklerini bile düşünmüyor. "gelecek için" diyerek iyi niyetlerle yola çıkıldıysa bile somut bir fayda sunabilmesi için niyetten çok daha fazlasına ihtiyacı var. bu yeni parti içi muhalefetin altyapısında düşünce birlikteliği değil, duygusal ve tepkisel bir alaşım olduğunu düşünüyorum. bu alaşım partiyi daha sağlam hale mi getirir yoksa daha kırılgan mı yapar göreceğiz.
  • (bkz: ihtiyarlar)
  • “kimleer kimlerleee...” diye içimden söylenmeme neden olan bir durum var ortada. şaka bir yana söylem iyi niyetli görünse de buna pek de bel bağlanmaması gerektiğini çoktan anlamışızdır. kurultay öncesi keskin bir virajdayken durum biraz garip duruyor. bekleyip görelim.
  • şimdi bişey deseeeem, parti içi demokrasiye karşıymışım gibi olur. ama düşünen insan her daim sormalı, sorgulamalı. nasıl oluyor da bu isimler çok daha acayip bi ismin arkasında yer alabiliyor? hayır olsun inşallah ne diyelim.
    gelecek için, tabi ya.
  • selin sayek böke, ilhan cihaner ve muharrem ince'yi bir araya getirebilmiş oluşum veya bu oluşumun sloganı.

    bir an için, seçim öncesi bir anda parlatılıp seçilen bir başkan mı çıkartılıyor diye düşündüm fakat bu denli farklı insanların bir araya gelmesiyle böyle bir eyleme girişileceğini sanmıyorum. peki neden böyle bir işe giriştiler, sanıyorum zamanı gelince öğreneceğiz.
  • bir slogan.

    iktidar borazanlarında "yeni bir parti daha mı kuruluyor? az sonra!" haberlerini duymamız yakındır.