şükela:  tümü | bugün
  • fırçayla, sabun veya kremle, ustura veya jiletli tıraş aletleri** ile yapılan, yeni moda jel, köpük ve çok bıçaklı aletlerin kullanılmadığı tıraş şekli.

    yakın ve konforlu, keyifli tıraş, geleneksel tıraş ile sağlanır. ucuzdur, cildi yormaz, sakal dönmeleri minimuma indirilir.

    ıslak tıraş hakkında bilgi almak için, geleneksel tıraş forumları ve badger and blade, güzel kaynaklar olarak göze çarparlar.

    edit: "jiletli tıraş makinaları" ifadesini "jiletli tıraş aletleri" olarak değiştirdim. bir nesnenin makine olabilmesi için hareketli uzuvlarının olması lazım. söz konusu nesneler ise bu tanıma uymadığından "alet" olarak nitelendirilmelidir. gözden kaçırmışım.
  • her sabahki tıraş ızdırabını bitiren bir ritüel. geleneksel tıraşa başladıktan sonra artık sabahları iple çekersiniz, sakallarım çıksa da tıraş olsam diye.

    bunun için öncelikli ekipman bir jiletli tıraş aleti, jiletli ustura ya da çelik ustura. yeni başlayanlar için en kolay ve ideali jiletli tıraş aleti.

    bundan sonrası eğer çelik ustura almamışsanız elinizdeki alete takacak jilete ihtiyacınız var, bazı single edge aletler ve usturalar dışında genel olarak hemen hemen tüm makinelere o bildiğimiz permasharp tipi jiletler oluyor.

    geleneksel tıraş için hazır köpük ya da jel kullanmıyoruz. tıraş sabunu ya da kremi kullanıyoruz. bunun için envai çeşit marka ve koku mevcut. en bilineni ve herkesin hayatı boyunca en az bir kez tecrübe ettiği arko berber tıraş sabunu.

    ve işin zevkli kısmına geldik. tıraş fırçası. hangi materyalden yapıldığına göre sınıflandırılıyor. en yaygını domuz kılı, en makbulü porsuk kılı, pek tutulmayan ve makbul olmayanları ise; at kılı ve sentetik fırçalar.
  • yıllarca bu tür tıraş deneyimini yaşayanlar mutlaka usturayla tıraşa geçiyor. gerçi biz hala "double edge" denilen çift kenarlı, sinekkaydı olmasa da güvenli şekilde sinekkaydıya çok yakın tıraş keyfi yaşatan tıraş aletlerine devam ediyoruz. sonuçta usturayla yüze yapılan kesikler, yüzde kalıcı iz bırakabiliyor.

    ama usturaya da içim gitmiyor değil sözlük.
  • bugün pek çok erkeğin kuantum teoremine bakarmış gibi baktığı bir konu, ne yazık ki. halbuki babalarımız, dedelerimiz ve onların büyükleri bu kültürle büyüdüler. ıslak tıraşın ya da doğru adıyla geleneksel ıslak tıraşın güzelliği sadece o eski kültürel mirası yeniden canlandırmak değil ayrıca gerçekten de modern tüm sistemlerden daha başarılı ve keyifli olmasıdır. tıraş hakkında biriyle konuştuğunuzda "abi ne geleneksel tıraş yea" tarzı bir tepkiyle karşılaşıyorsanız, anlıyorsunuz ki o kişi doğru tıraş olmayı bilmiyor, öğretilmemiş, denememiş, hep başarısız olmuş, cildini tanıyamamış, cildine uygun ürün kullanmamış, tıraş onun için bir zorunluluk, bıkkınlık veren, can yakan tatsız bir mecburiyet haline gelmiş.

    bu kişilerle bir psikolog edasıyla konuşmaya başlayıp neden tıraştan nefret ettiği, niye bir zorunluluk olarak gördüğü gibi konuların içine girdiğinizde her şey netleşiyor. sonra yavaş yavaş zehri enjekte edersiniz. bak şöyle iyi, böyle keyifli, kullanılan malzemeler böyle kaliteli, göreceksin olacak diye. dedikleriniz de doğrudur zaten. o kişi gaza gelip bir başlarsa artık bir geleneksel ıslak tıraş müptelası olmuştur. önce arko sabunla, basit jiletli usturalarla falan başlayıp, tıraşla ilgili forumlarda, bloglarda yeni şeyler okudukça gaza gelir. bir seferde 500 liralık tıraş malzemesi sipariş eder. banyanun bütün dolabını tıraş sabunları ve kremleriyle doldurur. karısından zılgıt yer. ama artık doğru yolu bulmuştur, hem çok daha temiz ve kaliteli tıraş oluyordur, hem gerçekten kullandığı yüksek kalite ürünler sayesinde keyif alıyordur, hem cildi çok daha saplıklı hale gelmiş, hem de yeni bir hobi/ilgi alanı oluştırmuştur. siz de erkeklere özel bu keyif alanına bir mürid daha kazandırdığınız için mutlu olursunuz. maksat hizmet, bize giren çıkan yok. özetle denenmelidir azizim. konuyla ilgisi olan yeşillendirsin, bilgi kusalım kutusuna.
  • (bkz: razorus)
  • 18 senedir ilk defa tıraştan keyif almamı sağlayan sakal tıraşı yöntemi.

    geleneksel tıraş ile tanışmam, geçen sene tıraş makinelerine bakarkengeleneksel tıraş forumlarına rastlamamla oldu. büyükbabamdan aşina olduğum techizatların kullanıldığını görünce epey garipsemiştim. 18 senedir tıraş oluyor ama hiç bir zaman tıraş olmaktan keyif almıyor ve hep mecburiyet olarak görüyordum. bu da beni hep başka yöntemler aramaya itmişti. aslında son teknolojiyi araştırırken 100 sene öncesinin teknolojisine denk gelmem ve huzuru 100 sene öncesinin teknolojisinde bulmam da son derede garip a dostlar.

    1 sene önce forumda biraz bakınıp, bir ara denerim diyerek uzaklaştım. son yıllarda zaten günlük tıraş olmuyor, haftada 2-3 kere makine ile uzayan sakalları alıp yoluma devam ediyordum.

    geçtiğimiz hafta aklıma forum geldi. biraz araştırıp önce kolay bulunabilir ve ucuz olması nedeniyle wilkinson classic alarak deneyimlemek istedim. wilkinson güzel bir makine olmasına rağmen yanında çıkan jiletlerin tırt olmasına benim el alışkanlığımın da olmaması eklenince hafif kızarık, bir iki kesikli bir tıraş deneyimi yaşamış olsam da memnun kaldım. zaten krem ve jel straş köpüğü kullanmayı bırakalı uzun zaman olmuştu. bunun yerine arko tıraş sabununu köpürterek fırça ile kullanmayı daha çok seviyordum.

    forum ve şu blog sayesinde hızlı bir ekipman listesi yaptım. tıraş aleti olarak merkur 34c double edge jiletli traş aletini, jilet olarak da perma sharp ve gilette 7 o'clock seçtim. bir de elimdeki sentetik fırçayı başlangıç için domuz kılı bir fırça ile değiştirdim, bunun için de seçimim semogue 1305 oldu. zaten elimde arko olduğu için bitene kadar bununla devam etmeyi düşündüm. son olarak bir de tıraş sonrası için cilt şapı aldım.

    siparişlerim genelene kadar ws ile tecrübelerim sürdü. bugün ise ilk defa merkur - perma sharp ikilisi ile tıraşın gerçek keyfini yaşadım. bugüne kadar sakallarım uzamasın diye bakarken, şimdi tıraş olmak resmen keyfe dönüştü.
  • merkür progress + semogue + labelle traş sabunu ve aftershave splash'ıyla dahil olduğum ancak sürekli özellikle boyun bölgesinden kendimi kestiğim traş türüdür. saat'ten sonra ister istemez kalem gibi traş gibi hobiler edinmeye başladım. her ne kadar bu ülkede hobi sahibi olmak zor da olsa (sosyal mesaj) gerçekten hobi sahibi olmak hoş bir şey.
  • en sonunda buraya geleneksel tıraş olmanın muhteşemliği hakkında fikirlerimi beyan etmenin zamanının geldiğine karar verdim.

    klasik olarak tıraştan zevk almayan sakal tıraşı için ayda bir berbere giden veyahut makineyle sakalları sıfırlayan biriydim. hayatın hergün tıraş olmanın zorunluluk haline getirdiği sillesini yiyince şaftım kaydı. hergün erkenden berbere gidip, adamın dükkanını açmasını bekleyip, sakal tıraş olup büroma öyle gidiyordum. hani sakal kıllarım gürgen ağacı gibi kalın ve ters olduğundan ayrıca nasıl oluyorsa cildimin narin yapısından kendim tıraş olamıyordum olsam bile kan ve gözyaşı içinde oluyordum. boynum kıpkırmızı,suratım yangın yeri of ki ne of.

    düşünüyorumda lanet olsun bu tıraş köpüklerine, kartuşlu tıraş bıçaklarına, tıraş jellerine, yüzümü yakan elektirikli tıraş makinelerine..

    gerek berberimin ''hergün sabahın köründe saf saf ne tıraş olmaya geliyorsun'' demesi, gerek bu işi artık kendim yapayım düşüncem çıkar yollar aramamı gerektirdi. tam da bu sırada internette bir makale okudum. makalenin özeti '' sakal tıraşından nasıl zevk alınır ve bu kadınlar zorunlu olmadığı halde yüzlerine bakıyor, kremler sürüyor fakat siz hergün mecbur tıraş oluyorsunuz kösele suratla geziyorsunuz. artık kendinize bakın geleneksel tıraşa dönün,kaliteli sabunlar, preshaveler,aftershaveler nemlendiriciler kullanın kısaca bu işi hobi haline getirin''di.

    geleneksel tıraş üzerine hem türk hem yabancı blogları,forumları inceledim gerçektende kaliteli türk forumları ve blogları var tavsiye ederim . blog, geltir,tirasim. ilk başta kullanılan terimleri, kısaltmaları anlamayışım (perde,yükleme,de,mfw,tobs) ve inanılmaz marka çokluğu sebebiyle kafama göre iki ürünün siparişini verdim. sebebi de sadece popüler alışveriş sitelerinde olması.
    ilk tıraş sabunum cella ilk geleneksel makinem edwin jagger de89 modeli.
    iki gün sonra kargom geldi ne heyecanla açtım yarabbi hala unutmam. hayatımda ilk defa kaseli tıraş sabunu gördüm kapağında 1899'dan beri yazıyor yuh dedim kapağını açtım bildiğin badem kokuyor buram buram yiyesim geldi. sonra ej89'umu kutusundan çıkardım. o ne öyle, nasıl bir kromaj kalitesi parlıyor alet. yarım saat işçiliğini incelemekle geçirdim o zarif kutusunun içinden de hediye çıktı tüm zamanların en keskin tıraş jileti bir kutu feather. ah ah nerden bilecektim.

    binbir itinayla feather'ı koydum makineye ta ne zaman migrostan aldığım tıraş fırçamı da suya batırıp cella'ya sürmeye başladım. banyoda bildiğin badem ağacı ormanı var nasıl güzel kokuyor. fırçayı suratıma sürmeye başladım sol-sağ, sol-sağ yukarı-aşağı bitti.. ne kasede köpürtme biliyorum ne surata sürmeyi kısaca tıraşta bildiğimi sandığım aslında hiçbirşey bilmediğim şeyleri yaptım.

    geleneksel çift taraflı jiletli tıraş makinalarında altın kural hiçbir şekilde aleti yüze bastırmamaktır kendi ağırlığınca akıp gitmesi sağlanmalıdır. ustalaşmak aslında bunla ilgilidir en bastırmıyorum denen an da bile daha da bastırmamanız gerekir. çünkü aletin ucunda jilet vardır zaten herşeyi alıp götürür bunun farkındalığı ustalaşmayla doğru orantılıdır. hele feather gibi agrasif ötesi bir jilet varsa tıraş çok zevkli olur ama acemiler ya da acemi demiyelim yeni başlayanlar için kabustur.

    aleti favoriden itibaren aşağı doğru çekmeye başladım. çatır çatır sakal kesilme sesi ne zevkli.. lakin elin alışmış olduğu iki bıçak yok üç bıçak kartuşlu saçma sapan aletlere benzer bir şekilde bastıra bastıra, aynı yerin üstünde kazıya kazıya bir güzel tıraş oldum. yüzümde ne deri kaldı, ne boyun kaldı tahriş olmayan bir santim alan kalmadı. ama ben çok mutlu oldum. dedim bu işi öğreneceğim yapacağım bu işi. yüzümü yıkadım ve sürdüm eyüp sabri tuncer kolonyamı.

    geleneksel veya saçma sapan diğer tıraşlarda bir altın kuraldan daha bahsetmek gerekirse; tıraştan sonra asla yüzünüzde kolonya gibi sırf alkol içerikli ürünler, aftershaveler,splashlar kullanmayın. aftershave balm kullanın hem nemlendirir hem tahriş olmuş cilde katman sağlıyarak narinleşen yüzünüzü korur. kulandığınız balmın içinde allantoin, shea butter veya aloe vera mutlaka biri bulunsun. yüzünüzün kendini yenilemesine, tahriş olan yerlerin ve kızarıklıkların geçmesine yardımcı olan maddelerdir.

    her zamanki gibi 80 derece eyüp sabri tuncer kolonyayı sürünce havada bir takla atıp serbest düşüş ve tekrar havalanış şeklinde hareketlerle bir süre banyoda oyalandım. allahım nasıl bir acıdır nasıl bir sızlamadır o. suratım neydi o marvel karakteri hellboy aynı ona döndü.

    yılmadım yavaştan işin tutkunu oldum nasıl tıraş olunur videoları izledim. ertesi gün akşam gene hellboy'luktan ödün vermemiş suratımla tekrar tıraş oldum gene acılar içinde kıvrandım normalde o suratla bir ay sonra tıraş olurdum ama yok yapacağım bu işi. forumlara baktım gene bir tıraş sabun siparişi verdim. gene bir italyan markası proraso. bu markada cella gibi ünlü bir marka ama daha geniş ürün yelpazesi var. yeşil çay ve yulaf özlü yani proraso beyazı seçtim. sebebi de bu kızlar saçma sapan papatya çayı yok ada çayı içiyor cilde yararlı yok şuna yok buna yararlı diye bende bir entellektüel oalrak yeşil çaylı alayım dedim.

    geleneksel tıraş olanların çoğu da tıraş sabunu kolleksiyoneridir. her markanın çıkan tüm ürünlerini alıp kullanmak, denemek ister. belli başlı favori sabunlarını her zaman kullanır ama dolabında da onlarca kutu başka tıraş sabunlarından olması zorunluluk gibi birşeydir. banyoya tıraş olmaya her gittiğimde sabunlarımın kapaklarını açıp tek tek koklamak manyak gibi bir zevk. veya onları dolapta yeniden dizmek tıraş taslarımın, tıraş fırçalarımın ya da diğer kozmetik olsun, tıraş ekipmanı olsun, tıraş aksesuarları olsun yerlerini tekrar düzenlemek hakikaten zevk. eskiden pul kolleksiyonerliği yok sporcu kartı kolleksiyonerliği gibi şeyler duyardım küçümserdim ama şimdi evde totalde 60 yıl yetecek tıraş sabunu var yuh.

    proraso kaliteli, orta seviye bütçeye uygun ürünleri olan bir firma. preshavelerini kullanmaktayım. ama tıraş sabunları, özellikle boyun bölgesi ve suratı benim gibi hassas olanlar için tam koruma sağlamıyor. cildi normal olanlar için özellikle mentollü-okaliptüs yağlı olan proraso yeşili tavsiye ederim. acayip ferahlatıyor özellikle yazın püfür püfür gezersiniz.

    neyse çok uzatmışım elinde sonunda eliniz alışıyor ve cildinize uygun tıraş sabunlarını buluyorsunuz. ama geleneksel tıraşta kişiye özel durumlar var size çok uygun olan bir tıraş sabunu bir çok kişiye uygun olmaya bilir ya da herkesin beğendiği bir merkur'e siz alışamazsınız alet elinize tam oturmaz. kimi bic marka jilet sever kimi astra jiletlerini. tıraş fırçaları konusuna girmiyorum bile domuz kılından, porsuk silvertip'ine yok 21knottan 30knot'a ne ararsanız. ama elinde sonunda bir simpsons alacaksınız o kesin.

    son söz hergün tıraş olmak zorunda kalanlara ve suratı,boynu yangın yeri olanlara tavsiyem tıraşa başlamadan prorasonun tıraş öncesi preshavelerinden kullanın 3-4 dakika bekleyip yüzünüze tıraş sabununuzu öyle sürün fark yaratır. tıraş bitince de tekrar suratınızı tıraş sabununuzla köpürtün biraz bekleyin ve yüzünüz ondan sonra yıkayın. eğer bütçeniz uygunsa loccitane'ın cade ürün gamındaki aftershave balmını kullanın. kesinlikle aftershave veya kolonya kullanmayın saygılar.
  • insanları uyuşturcuya özendirir gibi tıraş anlatan kişilerin yaptığı eylem. başarılı oldular mı? evet. ben de denemeye karar verdim.
    kötü bişi değil dimi bakın doğru söyleyin?