şükela:  tümü | bugün
  • fırçayla, sabun veya kremle, ustura veya jiletli tıraş aletleri** ile yapılan, yeni moda jel, köpük ve çok bıçaklı aletlerin kullanılmadığı tıraş şekli.

    yakın ve konforlu, keyifli tıraş, geleneksel tıraş ile sağlanır. ucuzdur, cildi yormaz, sakal dönmeleri minimuma indirilir.

    ıslak tıraş hakkında bilgi almak için, geleneksel tıraş forumları ve badger and blade, güzel kaynaklar olarak göze çarparlar.

    edit: "jiletli tıraş makinaları" ifadesini "jiletli tıraş aletleri" olarak değiştirdim. bir nesnenin makine olabilmesi için hareketli uzuvlarının olması lazım. söz konusu nesneler ise bu tanıma uymadığından "alet" olarak nitelendirilmelidir. gözden kaçırmışım.
  • her sabahki tıraş ızdırabını bitiren bir ritüel. geleneksel tıraşa başladıktan sonra artık sabahları iple çekersiniz, sakallarım çıksa da tıraş olsam diye.

    bunun için öncelikli ekipman bir jiletli tıraş aleti, jiletli ustura ya da çelik ustura. yeni başlayanlar için en kolay ve ideali jiletli tıraş aleti.

    bundan sonrası eğer çelik ustura almamışsanız elinizdeki alete takacak jilete ihtiyacınız var, bazı single edge aletler ve usturalar dışında genel olarak hemen hemen tüm makinelere o bildiğimiz permasharp tipi jiletler oluyor.

    geleneksel tıraş için hazır köpük ya da jel kullanmıyoruz. tıraş sabunu ya da kremi kullanıyoruz. bunun için envai çeşit marka ve koku mevcut. en bilineni ve herkesin hayatı boyunca en az bir kez tecrübe ettiği arko berber tıraş sabunu.

    ve işin zevkli kısmına geldik. tıraş fırçası. hangi materyalden yapıldığına göre sınıflandırılıyor. en yaygını domuz kılı, en makbulü porsuk kılı, pek tutulmayan ve makbul olmayanları ise; at kılı ve sentetik fırçalar.
  • yıllarca bu tür tıraş deneyimini yaşayanlar mutlaka usturayla tıraşa geçiyor. gerçi biz hala "double edge" denilen çift kenarlı, sinekkaydı olmasa da güvenli şekilde sinekkaydıya çok yakın tıraş keyfi yaşatan tıraş aletlerine devam ediyoruz. sonuçta usturayla yüze yapılan kesikler, yüzde kalıcı iz bırakabiliyor.

    ama usturaya da içim gitmiyor değil sözlük.
  • bugün pek çok erkeğin kuantum teoremine bakarmış gibi baktığı bir konu, ne yazık ki. halbuki babalarımız, dedelerimiz ve onların büyükleri bu kültürle büyüdüler. ıslak tıraşın ya da doğru adıyla geleneksel ıslak tıraşın güzelliği sadece o eski kültürel mirası yeniden canlandırmak değil ayrıca gerçekten de modern tüm sistemlerden daha başarılı ve keyifli olmasıdır. tıraş hakkında biriyle konuştuğunuzda "abi ne geleneksel tıraş yea" tarzı bir tepkiyle karşılaşıyorsanız, anlıyorsunuz ki o kişi doğru tıraş olmayı bilmiyor, öğretilmemiş, denememiş, hep başarısız olmuş, cildini tanıyamamış, cildine uygun ürün kullanmamış, tıraş onun için bir zorunluluk, bıkkınlık veren, can yakan tatsız bir mecburiyet haline gelmiş.

    bu kişilerle bir psikolog edasıyla konuşmaya başlayıp neden tıraştan nefret ettiği, niye bir zorunluluk olarak gördüğü gibi konuların içine girdiğinizde her şey netleşiyor. sonra yavaş yavaş zehri enjekte edersiniz. bak şöyle iyi, böyle keyifli, kullanılan malzemeler böyle kaliteli, göreceksin olacak diye. dedikleriniz de doğrudur zaten. o kişi gaza gelip bir başlarsa artık bir geleneksel ıslak tıraş müptelası olmuştur. önce arko sabunla, basit jiletli usturalarla falan başlayıp, tıraşla ilgili forumlarda, bloglarda yeni şeyler okudukça gaza gelir. bir seferde 500 liralık tıraş malzemesi sipariş eder. banyanun bütün dolabını tıraş sabunları ve kremleriyle doldurur. karısından zılgıt yer. ama artık doğru yolu bulmuştur, hem çok daha temiz ve kaliteli tıraş oluyordur, hem gerçekten kullandığı yüksek kalite ürünler sayesinde keyif alıyordur, hem cildi çok daha saplıklı hale gelmiş, hem de yeni bir hobi/ilgi alanı oluştırmuştur. siz de erkeklere özel bu keyif alanına bir mürid daha kazandırdığınız için mutlu olursunuz. maksat hizmet, bize giren çıkan yok. özetle denenmelidir azizim. konuyla ilgisi olan yeşillendirsin, bilgi kusalım kutusuna.
  • (bkz: razorus)
  • 18 senedir ilk defa tıraştan keyif almamı sağlayan sakal tıraşı yöntemi.

    geleneksel tıraş ile tanışmam, geçen sene tıraş makinelerine bakarkengeleneksel tıraş forumlarına rastlamamla oldu. büyükbabamdan aşina olduğum techizatların kullanıldığını görünce epey garipsemiştim. 18 senedir tıraş oluyor ama hiç bir zaman tıraş olmaktan keyif almıyor ve hep mecburiyet olarak görüyordum. bu da beni hep başka yöntemler aramaya itmişti. aslında son teknolojiyi araştırırken 100 sene öncesinin teknolojisine denk gelmem ve huzuru 100 sene öncesinin teknolojisinde bulmam da son derede garip a dostlar.

    1 sene önce forumda biraz bakınıp, bir ara denerim diyerek uzaklaştım. son yıllarda zaten günlük tıraş olmuyor, haftada 2-3 kere makine ile uzayan sakalları alıp yoluma devam ediyordum.

    geçtiğimiz hafta aklıma forum geldi. biraz araştırıp önce kolay bulunabilir ve ucuz olması nedeniyle wilkinson classic alarak deneyimlemek istedim. wilkinson güzel bir makine olmasına rağmen yanında çıkan jiletlerin tırt olmasına benim el alışkanlığımın da olmaması eklenince hafif kızarık, bir iki kesikli bir tıraş deneyimi yaşamış olsam da memnun kaldım. zaten krem ve jel straş köpüğü kullanmayı bırakalı uzun zaman olmuştu. bunun yerine arko tıraş sabununu köpürterek fırça ile kullanmayı daha çok seviyordum.

    forum ve şu blog sayesinde hızlı bir ekipman listesi yaptım. tıraş aleti olarak merkur 34c double edge jiletli traş aletini, jilet olarak da perma sharp ve gilette 7 o'clock seçtim. bir de elimdeki sentetik fırçayı başlangıç için domuz kılı bir fırça ile değiştirdim, bunun için de seçimim semogue 1305 oldu. zaten elimde arko olduğu için bitene kadar bununla devam etmeyi düşündüm. son olarak bir de tıraş sonrası için cilt şapı aldım.

    siparişlerim genelene kadar ws ile tecrübelerim sürdü. bugün ise ilk defa merkur - perma sharp ikilisi ile tıraşın gerçek keyfini yaşadım. bugüne kadar sakallarım uzamasın diye bakarken, şimdi tıraş olmak resmen keyfe dönüştü.
  • merkür progress + semogue + labelle traş sabunu ve aftershave splash'ıyla dahil olduğum ancak sürekli özellikle boyun bölgesinden kendimi kestiğim traş türüdür. saat'ten sonra ister istemez kalem gibi traş gibi hobiler edinmeye başladım. her ne kadar bu ülkede hobi sahibi olmak zor da olsa (sosyal mesaj) gerçekten hobi sahibi olmak hoş bir şey.
  • en sonunda buraya geleneksel tıraş olmanın muhteşemliği hakkında fikirlerimi beyan etmenin zamanının geldiğine karar verdim.

    klasik olarak tıraştan zevk almayan sakal tıraşı için ayda bir berbere giden veyahut makineyle sakalları sıfırlayan biriydim. hayatın hergün tıraş olmanın zorunluluk haline getirdiği sillesini yiyince şaftım kaydı. hergün erkenden berbere gidip, adamın dükkanını açmasını bekleyip, sakal tıraş olup büroma öyle gidiyordum. hani sakal kıllarım gürgen ağacı gibi kalın ve ters olduğundan ayrıca nasıl oluyorsa cildimin narin yapısından kendim tıraş olamıyordum olsam bile kan ve gözyaşı içinde oluyordum. boynum kıpkırmızı,suratım yangın yeri of ki ne of.

    düşünüyorumda lanet olsun bu tıraş köpüklerine, kartuşlu tıraş bıçaklarına, tıraş jellerine, yüzümü yakan elektirikli tıraş makinelerine..

    gerek berberimin ''hergün sabahın köründe saf saf ne tıraş olmaya geliyorsun'' demesi, gerek bu işi artık kendim yapayım düşüncem çıkar yollar aramamı gerektirdi. tam da bu sırada internette bir makale okudum. makalenin özeti '' sakal tıraşından nasıl zevk alınır ve bu kadınlar zorunlu olmadığı halde yüzlerine bakıyor, kremler sürüyor fakat siz hergün mecbur tıraş oluyorsunuz kösele suratla geziyorsunuz. artık kendinize bakın geleneksel tıraşa dönün,kaliteli sabunlar, preshaveler,aftershaveler nemlendiriciler kullanın kısaca bu işi hobi haline getirin''di.

    geleneksel tıraş üzerine hem türk hem yabancı blogları,forumları inceledim gerçektende kaliteli türk forumları ve blogları var tavsiye ederim . blog, geltir,tirasim. ilk başta kullanılan terimleri, kısaltmaları anlamayışım (perde,yükleme,de,mfw,tobs) ve inanılmaz marka çokluğu sebebiyle kafama göre iki ürünün siparişini verdim. sebebi de sadece popüler alışveriş sitelerinde olması.
    ilk tıraş sabunum cella ilk geleneksel makinem edwin jagger de89 modeli.
    iki gün sonra kargom geldi ne heyecanla açtım yarabbi hala unutmam. hayatımda ilk defa kaseli tıraş sabunu gördüm kapağında 1899'dan beri yazıyor yuh dedim kapağını açtım bildiğin badem kokuyor buram buram yiyesim geldi. sonra ej89'umu kutusundan çıkardım. o ne öyle, nasıl bir kromaj kalitesi parlıyor alet. yarım saat işçiliğini incelemekle geçirdim o zarif kutusunun içinden de hediye çıktı tüm zamanların en keskin tıraş jileti bir kutu feather. ah ah nerden bilecektim.

    binbir itinayla feather'ı koydum makineye ta ne zaman migrostan aldığım tıraş fırçamı da suya batırıp cella'ya sürmeye başladım. banyoda bildiğin badem ağacı ormanı var nasıl güzel kokuyor. fırçayı suratıma sürmeye başladım sol-sağ, sol-sağ yukarı-aşağı bitti.. ne kasede köpürtme biliyorum ne surata sürmeyi kısaca tıraşta bildiğimi sandığım aslında hiçbirşey bilmediğim şeyleri yaptım.

    geleneksel çift taraflı jiletli tıraş makinalarında altın kural hiçbir şekilde aleti yüze bastırmamaktır kendi ağırlığınca akıp gitmesi sağlanmalıdır. ustalaşmak aslında bunla ilgilidir en bastırmıyorum denen an da bile daha da bastırmamanız gerekir. çünkü aletin ucunda jilet vardır zaten herşeyi alıp götürür bunun farkındalığı ustalaşmayla doğru orantılıdır. hele feather gibi agrasif ötesi bir jilet varsa tıraş çok zevkli olur ama acemiler ya da acemi demiyelim yeni başlayanlar için kabustur.

    aleti favoriden itibaren aşağı doğru çekmeye başladım. çatır çatır sakal kesilme sesi ne zevkli.. lakin elin alışmış olduğu iki bıçak yok üç bıçak kartuşlu saçma sapan aletlere benzer bir şekilde bastıra bastıra, aynı yerin üstünde kazıya kazıya bir güzel tıraş oldum. yüzümde ne deri kaldı, ne boyun kaldı tahriş olmayan bir santim alan kalmadı. ama ben çok mutlu oldum. dedim bu işi öğreneceğim yapacağım bu işi. yüzümü yıkadım ve sürdüm eyüp sabri tuncer kolonyamı.

    geleneksel veya saçma sapan diğer tıraşlarda bir altın kuraldan daha bahsetmek gerekirse; tıraştan sonra asla yüzünüzde kolonya gibi sırf alkol içerikli ürünler, aftershaveler,splashlar kullanmayın. aftershave balm kullanın hem nemlendirir hem tahriş olmuş cilde katman sağlıyarak narinleşen yüzünüzü korur. kulandığınız balmın içinde allantoin, shea butter veya aloe vera mutlaka biri bulunsun. yüzünüzün kendini yenilemesine, tahriş olan yerlerin ve kızarıklıkların geçmesine yardımcı olan maddelerdir.

    her zamanki gibi 80 derece eyüp sabri tuncer kolonyayı sürünce havada bir takla atıp serbest düşüş ve tekrar havalanış şeklinde hareketlerle bir süre banyoda oyalandım. allahım nasıl bir acıdır nasıl bir sızlamadır o. suratım neydi o marvel karakteri hellboy aynı ona döndü.

    yılmadım yavaştan işin tutkunu oldum nasıl tıraş olunur videoları izledim. ertesi gün akşam gene hellboy'luktan ödün vermemiş suratımla tekrar tıraş oldum gene acılar içinde kıvrandım normalde o suratla bir ay sonra tıraş olurdum ama yok yapacağım bu işi. forumlara baktım gene bir tıraş sabun siparişi verdim. gene bir italyan markası proraso. bu markada cella gibi ünlü bir marka ama daha geniş ürün yelpazesi var. yeşil çay ve yulaf özlü yani proraso beyazı seçtim. sebebi de bu kızlar saçma sapan papatya çayı yok ada çayı içiyor cilde yararlı yok şuna yok buna yararlı diye bende bir entellektüel oalrak yeşil çaylı alayım dedim.

    geleneksel tıraş olanların çoğu da tıraş sabunu kolleksiyoneridir. her markanın çıkan tüm ürünlerini alıp kullanmak, denemek ister. belli başlı favori sabunlarını her zaman kullanır ama dolabında da onlarca kutu başka tıraş sabunlarından olması zorunluluk gibi birşeydir. banyoya tıraş olmaya her gittiğimde sabunlarımın kapaklarını açıp tek tek koklamak manyak gibi bir zevk. veya onları dolapta yeniden dizmek tıraş taslarımın, tıraş fırçalarımın ya da diğer kozmetik olsun, tıraş ekipmanı olsun, tıraş aksesuarları olsun yerlerini tekrar düzenlemek hakikaten zevk. eskiden pul kolleksiyonerliği yok sporcu kartı kolleksiyonerliği gibi şeyler duyardım küçümserdim ama şimdi evde totalde 60 yıl yetecek tıraş sabunu var yuh.

    proraso kaliteli, orta seviye bütçeye uygun ürünleri olan bir firma. preshavelerini kullanmaktayım. ama tıraş sabunları, özellikle boyun bölgesi ve suratı benim gibi hassas olanlar için tam koruma sağlamıyor. cildi normal olanlar için özellikle mentollü-okaliptüs yağlı olan proraso yeşili tavsiye ederim. acayip ferahlatıyor özellikle yazın püfür püfür gezersiniz.

    neyse çok uzatmışım elinde sonunda eliniz alışıyor ve cildinize uygun tıraş sabunlarını buluyorsunuz. ama geleneksel tıraşta kişiye özel durumlar var size çok uygun olan bir tıraş sabunu bir çok kişiye uygun olmaya bilir ya da herkesin beğendiği bir merkur'e siz alışamazsınız alet elinize tam oturmaz. kimi bic marka jilet sever kimi astra jiletlerini. tıraş fırçaları konusuna girmiyorum bile domuz kılından, porsuk silvertip'ine yok 21knottan 30knot'a ne ararsanız. ama elinde sonunda bir simpsons alacaksınız o kesin.

    son söz hergün tıraş olmak zorunda kalanlara ve suratı,boynu yangın yeri olanlara tavsiyem tıraşa başlamadan prorasonun tıraş öncesi preshavelerinden kullanın 3-4 dakika bekleyip yüzünüze tıraş sabununuzu öyle sürün fark yaratır. tıraş bitince de tekrar suratınızı tıraş sabununuzla köpürtün biraz bekleyin ve yüzünüz ondan sonra yıkayın. eğer bütçeniz uygunsa loccitane'ın cade ürün gamındaki aftershave balmını kullanın. kesinlikle aftershave veya kolonya kullanmayın saygılar.
  • insanları uyuşturcuya özendirir gibi tıraş anlatan kişilerin yaptığı eylem. başarılı oldular mı? evet. ben de denemeye karar verdim.
    kötü bişi değil dimi bakın doğru söyleyin?
  • geleneksel tıraş üzerine bir çok mesaj atan soru soran arkadaşlara öncellikle teşekkürler.
    şimdi ortak sorulan tüm sorulara cevap verelim.

    nasıl tıraş olunur?
    tıraş aletimiz ne olmalı?
    ne tür tıraş fırçası kullanmalıyız?
    hangi tıraş sabununu kullanalım?
    hangi tıraş jileti?
    tıraş öncesi ya da sonrası kozmetiklerden neleri kullanalım?
    tıraştan sonra kızlar bizi öpecek mi?
    soruların geneli bu, sırayla gidelim.

    -nasıl tıraş olunur?

    geleneksel tıraşa gönül verdiyseniz artık sizin için tıraş olma işi keyif işidir.
    olmazsa olmaz vecizemiziden sonra pazar sabahı şöyle bir püfür püfür, ortalığı batırarak,
    su deryası içinde tıraş olma işlemine geçelim.

    duşumuzu aldık çıktık banyodan geçtik aynanı karşısına tıraşa başlıyoruz. en rahat en konforlu tıraşlar duş aldıktan sonra yapılan tıraşlardır. gözenekler açılır, yüzümüz yumuşar çok rahat tıraş olursunuz. öncelikle köpük yapmalıyız sabun kasemize bir miktar sıcak su koyup kenara alıyoruz ki tıraş sabunumuz biraz yumuşasın, bir miktar derken sabunun üstünde 1 milim su olsun yeterli. o esnada tıraş fırçamızı sıcak suda yıkıyoruz veya sıcak su doldurduğumuz bir tasının içine koyuyoruz. domuz kılıysa biraz daha fazla bekletiyoruz ki kıllar iyice yumuşasın, porsuksa bir sıkıntı yok sıcak suda yıkamak yeterli. içinde köpük yapacağımız tıraş kasemizi önümüze alıyoruz bir elimize sabun kasemizi öteki elimize fırçamızı alıyoruz. sabun kasesindeki suyu tıraş kasemize döküyoruz o esnada da tıraş fırçamızla başlıyoruz dairesel hareketle sabun yüklemeye. tabi sabun kasesini köpük yaptığımız kaseye yanlamasına tutuyoruz ki yükleme yaparken taşan köpükler direk köpük yapacağımız kasemize gelsin. yükleme işlemi tıraş sabunun kıvamıyla alakalıdır. bazen 20 saniye yeterliyken bazı kuru sabunlarda bir dakikaya yaklaşabilir. tıraş fırçamızın ucu iyice birbirine yapışmışsa yani sulu boya yaparken sulu boya fırçası gibi olmuşsa yükleme işlemi bitmiş köpük yapma işlemine geçme aşaması gelmiştir. tıraş sabununu bir kenara koyup, köpük yapacağımız kasede fırçamızla dairesel harektelere başlıyoruz. tıraş köpüğünde baloncuk olmaz. kremşanti kıvamına gelene kadar dairesel hareketlerimize devam ediyoruz. çok daha yoğun olmuşsa çok az sıcak su ekleyip dairesel hareketlere devam ederek kıvamı seyreltiyoruz. menemenin dibini tavadan ekmekle sıyırır gibi tıraş fırçamıza kasemizden yaptığımız köpüğü şöyle bir alıyoruz.

    1) köpük, mutlaka tıraş kasenizde , tasınızda yapılmalı yüzde yapılmamalı. sık tıraş oluyorsanız yüzünüz peeling etkisi sebebiyle tahriş olur. hele birde yüksek knotlu tıraş fırçası kullanıyorsanız yani düğüm çapı büyük olan tıraş fırçalarından yüzünüzde
    köpürtmeyin.
    2)köpük, kremşantiye ya da türk olduğumuz için yoğurda ya da sakızlı muhallebiye benzemeli
    3)tıraş köpüğünde baloncuk,kabarcık olmaz.
    3)tastan fırçayla köpüğü aldığımızda fırçanın şekli bozulmamalı, fırçayı baş aşağı tutuğumuzda köpük akmamalı
    4)sabun kasesinde de köpük yapma işlemi direk yapılabilir ama köpük yapılacak ayrı bir tıraş kaseniz olmasını tavsiye ederim.

    tıraş köpüğünü yaptık devam;

    dairesel hareketlerle köpüğümüzü yüzümüze sürmeye başladık. yalnız yüksek knotlu tıraş fırçalarında yani düğüm çapı büyük olan fırçalarda badana yapar gibi sol-sağ hareketlerle yüzümüze sürüyoruz. sabunla yumuşattık saklamızı, yüz derimizi. şimdi elimize tıraş havlumuzu alıp komple sıcak suya daldırıyoruz suyunu sıkmadan tüm yüzümüze iki elimizle bastırıyoruz. yaklaşık bir dakika bekleyip yüzümüzden köpükleride silerek çekiyoruz. tıraş öncesi preshave ya da oil kullanacaksak ki kullanın bu aşamada yüzümüze sürüyoruz. biraz bekliyoruz sonra tekrar köpük kasemize fırçamızı daldırıp köpük aldıktan sonra preshave'li suratımızı köpürtmeye başlıyoruz. iyice yüzmüzü,sakalımızı yumuşatıp tıraşa hazır hale getiriyoruz. eğer tıraş köpüğümüzün kıvamı çok sulu olursa yeterli kayganlık olmayacağından jilet yüzünüzü tahriş edecektir öte yandan kıvam çok koyu olursa bu seferde köpük, yüzle jilet arasında bariyer olacağından sakalı tam kesemeyecek sizde otomatikman tıraş makinesini sakalı alsın diye daha da bastıracaksınız gene yüzünüz tahriş edeceksiniz. köpük kıvamı önemli.

    1)köpüklü yüzümüz ilk seferde sıcak havlu ile kompres yapılmalı
    2)köpük kıvamı önemli ne sulu ne katı.
    3)ortalığı sel götürdü gibi bir derdimiz olmasın bugün pazar, banyoyu batırma günü, keyif günü.
    4)preshave'i bu aşamada kullanıyoruz ve preshave'i uyguladıktan sonra üstüne köpürtme işlemi uyguluyoruz.

    jiletli tıraş makinemizi aldık elimize;

    tıraşı iki perde olacağız. ilk perde de sakalımızı yukardan aşağı tek hareketle alıyoruz. kartuşlu makineler gibi kazıyarak sakalı kesinlikle almıyoruz. makinemizi bastırmıyoruz, ustalaştıkça bunu daha iyi anlayacaksınız. tıraş makinemizin açısı çok önemli genelde ayarlı olmayan başlangıç seviyesi mild jiletli makinelerde jiletle yüz arasında ki açı ideal 30 derece civarında olmalı. açık uçlu ya da agresif makineleri ilk başta kullanmayın yüzünüze yazık edersiniz. birinci perde de yukardan aşağı tek hamlelerle sakalımızı aldık. tekrar yüzmüzü köpürttük ikinci perdeye başlıyoruz, bu seferde soldan sağa yani ilk seferi doksan derece kesen bir şekilde sakalımızı alıyoruz. son aşama da çenemize, favorilerimize ve bıyık kısmına son rötüşlarımızı yapıp şöyle bir aynaya bakıyoruz. hafiften sızlıyorsa makineyi çok bastırmışsınızdır. tek tük kan varsa onlar sivilcedir. komple kızarıklık kan oturması varsa direk tahriş. püfür püfürse budur işte. son kez tıraş havlumuzu sıcak suya daldırıp komple suratımıza kompres ediyoruz bir iki dakika sonra çekip ayrı bir kovada beklettiğimiz buz gibi suyla özellikle yazın harbi buzlu suyla suratımızı yıkıyoruz. allahım yarabbim çok acayip bir duygu. bu işin başı mild makine sonra ayarlı makine ilerde jiletli ustura olabilir ama en son çelik ustura. çelik ustura maskülenliğin son noktası. bakın bu çelik ustura yazısı değil ama işin son noktası bura en azından 2-3 senede ulaşılacak bir mertebe. hani rakam vermemin sebebi uzun süre istemesi. kayışıydı, bakımıydı ayrı dünya ...

    1)tıraşı iki perde olun çok nadir durumda tersten alın.
    2)jiletli tıraş makinesini kullanmak zamanla öğrenilecek ustalık işidir. ben yapamıyorum, alamıyorum demeyi geçin.
    3)makineyi bastırmayın kendi ağırlığıyla kayıp gitsin.
    4)hiç bir şekilde bıyığınızı tersten almayın
    5)tıraş bitiminde kış bile olsa soğuk suyla yüzünüzü yıkayın. yazın buzlu suyla yıkayın.

    tıraşı olduk kozmetik sürelim;

    aftershave ya da tıraş kolonyası önermiyorum. yüze direk yüksek alkol bazlı kozmetiklerin sürülmesi cilde iyi gelmez.
    krem şeklinde olan aftershave balm öneriyorum. alışkanlık olarak eğer tıraş kolonyası ya da aftershave süreceksek 2-3 dakika sonra da üstüne aftershave balmımızı, kremimizi sürelim. cildimiz rahatlasın nemlensin.

    1)aftershave balm yani tıraş sonrası kremi mutlaka kullanın.
    2)kullancağız kremde allantoin, shea butter, aloe vera gibi maddelerden kesinlikle biri olsun bunlar kızarıklık giderici, cildi yenileyici, tahrişli cildi düzelten maddelerdir.
    3)tıraş sonrası kremin içeriğine mutlaka bakın paraben türevlerinden methylparaben, ethylparaben, ..., vs. gibi içerik varsa kesinlikle almayın kansorejendir. hatta bu maddelerden içeren şampuanından, saç kremine hiç birini almayın kısaca herhangi bir kozmetik ürün alacaksanız içeriğine bakın.

    tıraş bitti banyo köpük,su deryası şimdi ortalığı temzileyin.

    -tıraş aletimiz ne olmalı?

    geleneksel tıraşta bir çok farklı markalar mevcut. agrasif olmayan mild makinelerle popüler olan edwin jagger, mühle (ki birisi alman diğeri ingiliz firması olmasına rağmen ikiside aynı dizayndır), merkur (dovo'nun alt firmasıdır), feather, glad..vs ve türk markası gururumuz rocnel. tavsiyem ej89 ya da mühlenin r89'u bunların markaların agresif ya da ayarlı olmayan herhangi bir jiletli makineside olur aslında. merkur ve glad bana pek olmadı ama başkaları seviyor. sonuçta bunlar hep kişiye özel seçenekler bana olan insanlara olmaz insanlara olan bana olmaz ben en çok kullanılanları yazıyorum. ve tabi ki rocnel gidin rocnel'in kaliteli üst bir ürününü alın konuyu kapatın. geleneksel tıraşta iyice ustalaşınca çelik usturaya geçin. jiletli tıraş aletlerinin babası gillette'tir. zaten jiletin isim babası. 70 lerin sonunda gillette bu piyasanın mutlak hakimi ama bakmışlar ki adamlar bir makine alıyor ömür boyu kullanıyor kar marjı baya düşüyor. gelmiş geçmiş en büyük cinliği yapıp kullan at aletleri piyasaya sürüyor. sonuç ortada inanılmaz pahalı, konforsuz kullan at makineler ve bunların başlıkları, çok iyi reklamlarla insanlara kabul ettiriliyor.

    -ne tür tıraş fırçası kullanmalıyız?

    bu işin makbulü porsuk kılından olan tıraş fırçasıdır. best badgerinden, silvertipine değişir. çok iyi su tutarlar. farkları porsuğun değişik bölgelerinden toplanan kıllara göredir sırtından, karnına, boyun bölgesine göre türleri vardır en pahalısı boyundan,gıdı kısmından alınan kılla yapılandır en yumuşak en değerli yer buradır. tıraş fırçalarının dünya bir numarası simpsons fırçalarıdır.
    ben niyeyse domuz kılı olandan hoşlanıyorum daha sert böyle yüzümü köpürtürken haşır huşur hissetmesini seviyorum ama
    dediğim gibi işin makbulü porsuk kılı. at kılı olanlarda var ama hiç denemedim. birde bunların knot denilen düğüm çapı vardır yani üstündeki kılların toplam çapı. ne kadar büyükse kıl sayısı o kadar fazladır. 18 knottan 30 lara kadar çıkar. genelde 20 ila 25 arasındadır. tabi kıl uzunluğu tutma yerinin ahşap mı, plastik mi, porselen mi neler neler. tamamiyle kişiye özeldir. yüksek knot bir süre sonra yüzde tahriş yapar ama arada bazen kullanınca çok keyiflidir. ben 25 knot proraso'nun omega'ya yaptırdığı domuz kılı fırçayı kullanıyorum. sıcak suda iyice yumuşaması için bir süre bekletmek zorunda kalıyorum. unutmadan domuz kılı fırçalar kullanıldıkça performans verir ilk başta süpürge sapı gibi serttir. zamanla saçtaki kırıklar gibi kıl uçları çatallanarak güzel performans vermeye başlar. 30 ya da 40 kullanımdan sonra domuz kılından gerçek performans alırsınız. hele sıfır aldığınız bir domuz kılı fırçasını bir süre boş boş köpürtme yaparak eskitmeye çalışın. fiyat olarak porsukla kıyaslanmaz bile ucuzdur.

    bu arada domuz kılından olan fırçalar hakkında başka bir not; komşunun kıçına baktım orucum bozulur mu? diye diyanete soru soranların aksine gittim alın size soru diyanet kurumu; domuz kılından tıraş fırçası kullanmak caiz mi? diye mail attım. adamlar uğraşmış, kurul toplamış, bir hafta sonra da önermiyoruz ama zorunluysa sıkıntı yok anlamında cevap yazmışlar. burdan tüm mümin kardeşlerime selam ederim, ramazanda bira içmeyi bırakmakla olmuyor bu işler. kendimi de kınıyorum.

    -hangi tıraş sabununu kullanalım?

    yüzlerce, binlerce çeşit tıraş sabunu veya tıraş kremi kullanabilirsiniz. işin özü tıraş sabunudur ama tıraş kremlerini de kullanmayın demem. tüpte tıraş köpüğü, tıraş jeli konun dışındadır zaten kesinlikle önermiyorum herşeye rağmen hazır tıraş köpüğü veya tıraş jeli kullanacaklara tavsiyem; kullandığınız ürünün içeriğine bakın paraben ve paraben türevli içeriği olan ürünleri almayın.

    kaliteli tıraş olmak istiyorsanız bu iş tıraş sabunuyla olur, tıraş kremlerini de belli markalarda buna ekleyebiliriz. gerek nemlendirme, gerek kayganlık, gerek yüz koruma, yüze bariyer etkisi kaliteli ve yüzünüze uyan tıraş sabunlarıyla olur. geleneksel tıraş biraz kişiye özeldir buna sabunlarda dahildir. ben belli başlı kullanılan markaları yazacağım ama en iyi olanları siz yüzünüzde deneyerek anlayacaksınız ve o marka sabun sizin asıl sabununuz olacak.

    aşağıdakiler türkiyede rahatlıkla bulunabilen tıraş sabunlarıdır. kısaca kullandıklarım hakkında yorumda yaptım.

    arko;

    söylemeye gerek yok nam-ı değer berber kokusu. fiyat performansta dünya birincisi. yılın en iyi tıraş sabunları seçimlerinde her yıl birinci olmasada ilk beşte. bunu ben değil gavurlar söylüyor açın bakın youtube'daki tıraş sabunu test videolarını. iş gezilerine giderken yanımda götürdüğüm tıraş sabunu. küçümsemeyin hakikaten kaliteli,ucuz her yerde bulunan tıraş sabunu.

    cella;

    italyan arkosu. badem yağlı, tallow lu 1899 dan beri aynı formül buram buram badem kokusu kısaca doğal içerikler. bu arada tallow hayvansal iç yağ demektir. son zamanlarda bu içeriğe karşı gelenler var bana göre de tallow da tereyağın başka türlüsü . cella'nın preshave, aftershave,aftershave balmı da artık türkiye'de satılmaktadır. fiyatları makul seviyede

    proraso;

    italyan markası. yeşil, beyaz, kırmızı, mavi olarak piyasaya sürülen ürünleri var. yeşil; mentollü, okaliptüslü en çok tanınan ürünü. beyaz; narin ciltler için yeşil çaylı, hafif mentollü. kırmızı; shea butter'lı sandal ağacı aromalı. mavi; aloe vera'lı. bu ürünlerin ayrı ayrı balmı, preshave'i ve aftershave'i bulunuyor. fiyatları ekonomik olarak düşünülebilinir.

    saponificio varesino;

    başka bir italyan markası. bunların tıraş sabunlarını özellikle tek geçerim. hele 70. yıl için çıkarmış olduğu bir tıraş sabunu var 10 numara sürekli kullandığım tıraş sabunu benim sabunum.
    fiyat baremi: ekonomikten uzak.

    tabac;

    made in germany top üçümde. kokusu ağır baharat,gürgen,meşe,kayın ne kadar odun varsa kısaca erkek kokusu. sabun kalitesi on numara, nemlendirme , bariyer, kayganlık üst seviye. deneyin, kullanın işte
    fiyat baremi: ekonomikten uzak.

    mitchell's wool fat;

    1930 ların tıraş sabunu. tıraş sabunu aleminde ünlü top üçümden biri nam-ı değer mwf. nemlendirme, yüzü koruma, yüze bariyer on numara. diğerlerine göre sabun biraz kuru köpük biraz daha geç yapılıyor ama sıkıntı sıfır.
    fiyat baremi: ekonomikten uzak.

    şimdi ingilizlerin meşhur 3t'leri.

    taylor of old bond street;

    ingilizlerin kraliyet berber malzemecisi. ya zaten bu ingiliz markalarının hemen hemen hepsi geçmişte kraliyet ailesinin birşeyi olurlar. ya parfümcüsü ya berbercisi ya giyimcisi bunlarda böyle pazarlıyor kendilerini heralde. çok baba bir marka kısaca tobs denir. ürünleri alınır, kullanılır, sevilir hiç bir ürünü boş değildir. avokadolu tıraş sabunu ve jermyn street tıraş sabunu favorimdir.
    fiyat baremi: bazı ürünleri ekonomikten biraz üst çoğu ekonomi hak getire.

    geo. f trumpers;

    başka bir ingiliz baba markası. sandalwood tıraş sabununu kullandım. bununda boş ürünü yoktur. şu markaları tek satır geçiyoruz ama ayrı bir ürün incelemelerini konu alan yazı yazmak gerekir. elbetteki ülkemiz açısından ekonomiden uzak fiyatları vardır.

    truefitt and hill;

    1805 ten beri ürünleri olan ingiliz marka. sandalwood manyaklığımdan ötürü bununda sandalwoodunu kullandım diğerleri gibi hiçbir ürünü boş değildir. tıraş kozmetiklerinin yanında tıraş aksesuarlarıda iyidir.
    ekonomiden uzak en ucuz tıraş sabunu 10 sterlin.

    ingiliz 3t'lerinden sonra şimdi ünlü parfüm markalarının ürettiği tıraş sabunlarına geçelim.

    creed;

    ingiliz kraliyet parfümericisi. arkadaş çok güzel parfümleri var özellikle original santal favorim. ürün gamında original santal ve green ırish tweed tıraş sabunları ve bunların aftershave balmları var. tıraş sabunlarının kalitesi orta seviyede yalnız kokuları inanılmaz.
    fiyat baremi ingliz sömürgecisi akıl işi değil. 400 küsür liraya tıraş sabunu mu olur lan?

    penhaligons;

    ingiliz parfümeri ve kozmetikçisi. parfümleri inanılmazdır bir çoğunun yüz yıllık formülleri vardır. tıraş sabunlarını ve tıraş kozmetiklerini creightons firmasına yaptırdığına dair internette yazılar okumuştum. arkadaşım yaş günümde blenheim bouquet serisi hediye etmişti tıraş sabunu + aftershave balm+ aftershave+ deo stick+ eau de toilette öyle tanıştım kendileriyle. görsel ambalaj inanılmaz, bir kutu yapmışlar insan kendini edinburgh dükü sanır. kutuyu ilk açarken ingiliz kraliyet fermanı geldi sandım. zaten bu ingiliz markalarının çoğunda paketleme üst seviyede elizabeth emir yolladı diye hazır olda açıyorsunuz paketlerini. tıraş sabunu orta seviye ama özel günlerde kullanıyorum kıyamıyorum bitecek falan diye.
    fiyat baremi: creede göre ucuz bize göre danaya girer gibi 3 arkadaşla alınır. yalnız çok artistik tıraş sabunu kasesi.

    1)bu kadınlar yüz temizliği ve bakımı için bizim tıraş sabunlarını kullanmaya başlamış. ayıp ula.
    2) unutmadan koltuk altı roll-on kullanıyorsanız onunda içeriğine bakım aluminyum kullananlar var kesinlikle almayın.

    acqua di parma;

    italyan parfümeri ve kozmetikçisi. kokuları tam akdeniz usulüdür. erkekler için tıraş fırçasından, göz kremine özel bir seri çıkarmıştır. bu serinin göz kremi, tıraş sabunu ve aftershave balm'ını kullanıyorum. tıraş sabunu orta üstü yalnız aftershave balmı çok kalitelidir. tıraş sabununu hemen geçiştirmek istemiyorum, tıraş sabunlarının kokusu güzel olan, çok güzel olan vardır kötü olanda
    vardır ama ortak özellikleri ya bu tıraş sabunu dersin bir ağırlığı olur. şimdi bu acqua, yani o kadar tıraş sabunu kullandım böyle bir koku böyle bir farklılık yok. burnunuzu kaseye koklamak için yaklaştırdığınızda bir serinlik geliyor sonra nasıl desem zengin ev kokusu. bizim apartmanda üst kat komşu çok zengindi evleri bi farklı kokardı. bizim yan komşunun evi kurufasülye, bizim ev lahana sarması kokarken yukarı komşunun evi şarapta pişmiş tarçınlı kaz ciğeri kokusu.yanlış olmasın kaz ciğeri kokmuyor zengin ev kokuyor görürseniz koklayın ne demek istediğimi anlayın. tıraş sabunu başarılı, bitirmeye kıyamıyorum, kokusu inanılmaz en önemlisi aftershave balmıyla kombosu çok iyi.
    fiyat baremi: banka kredisi,ipotek. seri için tabi.

    loccitane;

    erkekler için el kreminden, el sabununa, tıraş kreminden, tıraş kasesine kadar bir çok ürünü olan firma. ürünlerinde shea butter olmazsa olmazı. hep doğal içerikler kullanan firmanın ürünlerinin hepsini alabilirsiniz boş ürünü pek yok. aftershave balmları özellikle erkekler için cade serisi çok iyi. yalnız tıraş sabununu değilde tıraş kremini daha çok beğendim nemlendirmesi sabuna göre biraz daha iyi kokusu daha belirgin. tıraştan sonra genellikle balmını kullanıyorum çok başarılı.
    fiyat baremi: hakkı bulut

    tabi bir sürü başka tıraş sabunu markalarıda var ama dediğim gibi bunlar şuan için türkiye'de rahatlıkla kargoyla sipariş verip ertesi gün alabileceğiniz sabunlar.

    -hangi tıraş jileti ?

    bunda da çok marka var. öncellikle feather gibi agrasif ve dünyanın en keskin jiletini bir süre kullanmayın. ben genelde bic veya feather kullanıyorum. astra, gillette, permatik, derby bir sürü marka var. feather haricinde diğerleri ekonomik fiyatlı. deneyip kendinize göre bir jilet markası bulabilirsiniz sakın ha jilet jilettir hepsi aynı demeyin aman. normalde bir jilet 3-4 tıraşı rahat götürür ama bende bir manyaklık var bir kere kullandığım jileti atıyorum. arkadaşım tatile datçaya gitmişti yazlıkta tıraş olduğu kartuşlu iki bıçaklı aletlerden birine sen gel sinek ya da hangi böcekse yumurtalarını bırak ya da ne bıraktıysa bu da tıraş olmuş bir daha aynı kartuşla iki üç gün sonra yüzü falan komple siğil, garip garip baloncuklu bir şey olmuştu ondan beri kullandığım jileti atıyorum. ya zaten ortalama 100'lük jilet 15 tl, hergün tıraş olsan jiletleri de 3 kere kullansan bir sene yetiyor. bütçeyi yıllık 50 tl ye çıkarıp bir tıraş bir jilet politikası güdüyorum.

    1)plastik jilet kutularının hepsinin arkasında kullanılmış jiletleri koyabileceğiniz bir hazne vardır. kullandıkça jiletleri buraya koyun, ortalıkta bırakmayın, çöpe tek tek atmayın.

    -tıraş öncesi ya da sonrası kozmetiklerden neleri kullanalım?

    genelde burası es geçilir ama preshave kullanılması taraftarıyım. tıraşa hazırlık için yüze köpük sürmeden önce bunlar kullanılır. kullanıldıkça yüzdeki gözenekleri açarlar, kayganlaştırma ve sakalın dikleşmesini sağlarlar daha kolay tıraş olmak için kullanılan ürünlerdir. şuan proraso'nun kırmızı sandalwood preshave'ini veya loccitane'ın preshave oilini kullanıyorum. olmazsa olmaz değildir ama gene de kullanın yüzünüze kıymet verin. bu kadın milleti yüzleri için akıllara zarar paralar harcarken bunların lafı bile olmaz. sigara kullanıyorsanız iki paket sigara parası ürünler. 6 ay rahat gideri var proraso'nun. tıraş sonrası aftershave, tıraş kolonyası veya aftershave balm için. en ekonomik eyüp sabri tuncer'in tıraş kolonyası serisi var. aftershave de üst para limiti yok her markanın var. niş markaları tercih edin hem ucuz hem de sırf tıraş sonrası için yapılmış ürünlerdir. nivea'nın tıraş sonrası balmı var sıfır alkolsüz çok iyi hem de ekonomik bir ürün. para durumu iyiyse loccitane'ın cade serisi balmı ya da tabac'ın aftershave balmı alınabilir. ben şuan tabac aftershave balm, eyüp sabri ,oldspice aftershave ve loccitane cade aftershave balm kullanıyorum. kız arkadaş, ortam durumlarında da acqua di parma patlatıyorum. düğün olursa da penhaligons.

    1)preshave'i yüzünüze sürdükten sonra bir iki dakika bekleyin yüzünüze sonra tıraş köpüğünü sürün.
    2)tekrar ediyorum yüzünüze direk tıraş kolonyası veya yüksek alkol içeren ürün sürmeyin eğer sürerseniz arkasından mutlaka tıraş sonrası krem yani aftershave balm kullanın. biraz yüzünüze bakın marsık gibi olmayın.
    3)yüzünüz çok tahriş olmuşsa aftershave balmı sürün kaşıntı devam ediyorsa sonradan sonradan tıraş kolonyası basın. direk kolonyayı suratınıza basmayın.

    -tıraştan sonra kızlar bizi öpecek mi?

    eğer sürekli geleneksel tıraş olup, gerekli kozmetikleri sürerseniz yüzünüz farklılaşacak emin olun. kızlar ya da eşiniz hemen farkediyor. yüzünüzden makas almalar, durup duruken öpmeler gırla oluyor. gerçi ortamlarda bu makaslar ve öpmeler yüzünden şebek gibi oluyorsunuz ama olsun.nedense geleneksel yöntemlerle tıraş olurken kız arkadaşınız, eşiniz sizi görürse çok garip duygulara bürünüyor libidoları artıyor. geleneksel yöntemlerle tıraş olmak çok büyük zevk bir de bunların karşı cinse etkisini görmek hayret verici. burda karşı cins için olun, kızlar deliriyor manası çıkmasın olayın zevki kişisel ama etkileri toplumsal..yukarda dediğim gibi bu işi severseniz en üst noktası çelik ustrayla tıraş olmak ayrı bir duygu tam maskülen, geleneksel tıraşın son noktası.

    geleneksel tıraşla ilgili bir çok forum,site ve blog var. geleneksel tıraşın parametreleri,kozmetikleri,aksesuarları o kadar çok ki hiç bilmeyenler için koca bir dünya. bu sitelere girin,üye olun ustalara istediğiniz soruları sorun.

    geltir, tıraşım, tıraş keyfim blog tüm ürünleri, tıraş tekniklerini, sabunları herşeyi buralarda bulabilirsiniz. sınırsız kaynak.

    geleneksel tıraş malzemelerini,kozmetiğini,aksesuarlarını alabileceğiniz yurt içi sağlam siteler.

    razorus, extrashaving, muhle türkiye, rocnel, loccitane, gitti gidiyor, hepsiburada gibi popüler siteler.

    son söz, geleneksel tıraş her bütçeye uygun keyif işidir. alacağınız jiletli tıraş makinesi bir ömür boyunca kullanılacak bir alettir. arko sabun+eyüp sabri tıraş kolonyası+100 jilet+makine+fırça ile birlikte şu an için 150 tl lik bir bütçeyle işe başlarsınız. ömür boyu makineyi ve yıllar boyu fırçayı değiştirmediğinizi göz önüne alırsak 3 ayda bir +10 tl sabun ve tıraş kolonyası maliyetiyle çok cüzzi miktarlarda tıraşınızı olursunuz. hatta çok daha ucuza wilkinson'un falan jiletli makineleri de var başlangıç maliyeti daha da ucuza gelir ama ben ömürlük makine alma taraftarıyım boşverin edwin jagger de89 iyidir. yok ben paralıyım diye işe başlarsanız chubby 3,rocnel elit serisi, creed sabun, penhaligons aftershave, aksesuar, porselen tıraş kasesi, scuttle falan la da 5-6 bin liraya olaya girebilirsiniz tamamiyle keyfi seçim.
    eğer gerçekten bu işe girecekseniz linkini verdiğim forumlardan faydalanın. aklınıza gelen soruların hepsinin zaten sorulduğunu ve konu başlığı açılıp tartışıldığını göreceksiniz.