şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir aile içerisindeki en bilinen gerginlik çeşidi. kaynana denen insan, genleri itibarıyle gelinden haz etmeme, en azından geline bi soru işaretiyle yaklaşma özellikleriyle donatılmıştır. gelin ise geçmişinden gelen kültür mirasının da katkılarıyla kaynananın hayın ve de zalım olduğu kanısıyla ilişkiye yaklaşır. ne olur sonra? taraflar en ufak lâfı yanlış anlamak için ekstra çaba sarfetmeye, birbirinin osuruğundan nem kapmaya, oğul/kocayı kendi tarafına çekmeye başlar. hele iş "ya o, ya ben..." raddesine gelirse artık yapacak pek bir şey yoktur. "behlül kaçar" deyip topukları götüne vura vura kaçmak eril birey için en hayırlısı olacaktır.

    ilk analrapist tobias fünke'nin "aile psikolojisi ve pratik hamur tatlıları" kitabından alıntıdır.

    (bkz: gelin görümce gerginliği)
    (bkz: eltiler arası gerginlik)
  • gelinler bir gün kaynana olacağını, kaynanalar bir zamanlar gelin olduklarını hatırlasalar, yaşanmayacak gerginliktir.
  • "kaynanaların kötü zamanında gelin oldum, gelinlerin kötü zamanında da kaynana oldum" laflarını lugattan atmakla sona erebilecek gerginlik.
  • yaşlı olan kadının, genç olanın cinsel cazibesini kıskanmasının bir diğer tezahürüdür. şirketlerde götü başı buruşmuş kadınların genç hemcinslerine pislik yapmasının birincil nedeni de genelde budur.
  • kesinlikle biricik oğullarını paylaşamayan ve kıskanan kaynanaların çıkardığı gerginlik.
  • kuzey kore abd gerginliğini bile gölgede bırakan kuşaklar çatışmasıdır.
  • maalesef sürekli karşılaşılan bir durum. seneler önce bir hocam bunun nedenini anlatmıştı. onun anlattığına göre;

    kayınvalide, evliliğinin ilk dönemlerde (ihtiyacı olan romantizmi yaşaması gereken dönemde) evde birlikte yaşadığı aile büyükleri ya da görücü usulü ile olan evlilikleri yüzünden, eşiyle (kayınbaba) başbaşa kalamıyor. ya da baş başa kalsa da, ihtiyacı olan o aşkı/o romantizmi yaşayamıyor. bunu yaşayamadığından bir de çocuklar olunca (özellikle erkek çocukları olunca) içten içe doğurduğu çocuğa duyduğu sevgi aşka dönüşüyor.

    o çocuk büyüyüp başka kadına aşık olunca ya da evlenme dönemine girdiğinde, annenin senelerce kendi oğluna içten içe beslediği aşk devreye giriyor. gelinini ile rekabete girmeye başlıyor. gelini ile kendisine aynı kıyafetleri alıp aynı anda giyinmek gibi manzaralar bu dönemde ortaya çıkıyor. *

    e tabi kayınvalidenin rekabet edemeyeceği tek yer yatak odası olacağından bu rekabeti kaybediyor. bu da onun içten içe gelinini sevmemesine neden oluyor.

    kısacası aslında iki taraf ta özünde suçsuz. suçlu olan, kayınvalidenin bir kadın olarak romantizmini yaşamasına engel olan sistem.
  • 21. yüzyıldayız. keşke artık herkes yerini ve haddini bilse. büyük büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü.. saygı her şeyi çözecek. öyle olmasını umut ediyorum.
  • gercek mi efsane mi bilmiyorum ama soyle bir hikaye var;

    gencler sevmisler birbirlerini evleniyorlar, nikah dairesindeler, damat ve gelin "evet"leri soyledikten sonra alkislar salonu doldururken pat diye o anda elektrikler kesilir ve anlik bir sessizlik sirasinda damadin annesinin sesi duyulur:

    -daha ilk dakikadan hayati karardi oglumun

    abaavvvvvv!!!
  • genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istedigini ve tanıştırmak istedigini söyler.

    ama sadece eglence olsun diye eve 3 kız getirecegini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister.
    ...
    ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir.
    ...
    otururlar, bir süre sohbet ederler. bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar:

    '- tahmin ettin mi' diye.

    anne duraksamadan cevap verir:

    '- ortadaki kızıl saçlı.'

    oğlan hayretle annesine sorar: '- inanılmaz, nasıl bildin?..'

    anne cevap verir:

    '- bir tek ondan hoşlanmadım...