şükela:  tümü | bugün
  • fox tv'de şu anda ilk bölümü yayınlanan bir saçmalık daha.

    damat adayları anneleriyle elele falan stüdyoya girdiler.

    jingle sözleri:
    evlenmek isteyen gelsin
    yeter ki oğlumu çok sevsin
    allahın izniyle güzelim
    gelinim sensin

    sunucu: ebru akel

    işsizim eved.
  • rezil kızlar, bayağı konuşmalar ve kavgalar dolu bir program olması dileğiyle..

    anagram: gelin misin sen?
  • su an ekranda natali diye dunya guzeli bir kiz ve birbirinden killi 4 veya 5 damat adayinin bulundugu program.

    vtr'de annenin biri geline 'hali yikar misin?' diyordu.

    su ayicanlara bi kere daha bakayim kanali degistircem.

    bu arada normalde kart gelin istemeyen kaynana, natali'yi gorunce 'yasi kucuk olsa olur mu?' diye sormaya basladi.
  • ulan ne zaman vazgeçeceksiniz şu gelin formatından. şu türk televizyonları her türlü akımı yedirdi bitirdi de 10 küsür yıldır şu formatı bitiremedi. ne bitmez üreme, çiftleşme arzunuz varmış. işte bunlar hep sevişememekten

    benimle evlenir misin, gelinim olur musun, kısmetse olur diye diye oğluma verir misin falan diye daha net sonuç odaklı programlar bekliyorum
  • kaynanaların kıllı oğullarına kurban pazarından koyun seçer gibi kadın seçtikleri yarışma.
  • evlenme çağındaki kadınlara kasap çengelindeki et muamelesi yapılan bir başka evlendirme programı.

    orayakatılmayı gururuna yedirip çıkan genç kadına ayrı, oğlan annelerine ayrı tavım zaten. "bir kadın zamanında kendisine yapılan "mal" muamelesini ancak bu kadar içselleştirip sonraki nesillere ancak bu kadar güzel yansıtabilir "diyeceğim geliyor. sonra gözüm programa katılan gelin adaylarına takılınca "demek çekirdekten böyle yetiştiriliyor bunlar" fikrinde sabit kalıyorum.

    yalnız dikkatimi çeken şey şu ki: bu camiada herkes halinden çok memnun. müstakbeldamadın anasının önünde kendini beğendirmeye çalışan da mutlu görünüyor; yeni gelin evi adı altında 48 ay taksite döşettiği pespembe evinde yaşayan da kendini prenses sayıyor; esra erol ve türevi programlara çıkıp "ben kadınıma onu yaptırmam, şurada gezdirmem, ötekini giydirmem! örf adetlerimiz var bizim!!" diyen erkeğe ağzı açık ayran budalası gibi göz süzen de kendini o adamın kadını olduğu için şanslı addediyor. programların yapımcıları zaten köşe oldular, onları saymıyorum bile.

    herkesin evine bedavadan giren bu eğlence makinasının yaydığı zehir midemi bulandırıyor artık. her gün her gün, hiç durmadan ve yorulmadan kadının ne kadar değersiz, ne kadar karaktersiz, ne kadar korumaya muhtaç ve zavallı bir varlık olduğunu beyinlerimize kodluyorlar. ev kadını da; okuldan çıkınca yapacak bir sosyal aktivitesi olmadığı için evde göt büyüten liselisi de; kahvedeki kıllı herifler de izliyor bunları. hepsinin beyin kıvrımlarına yerleşiyor bu "mal"lık.

    biz gene az çok kendimizi kurtardık: okuduk, öğrendik, düşündük ve en önemlisi kadın olarak üretmeye yönlendirildik, ekonomik gücümüz var. bizden birkaç nesil sonraki kadınların durumunu düşünmek bile istemiyorum. kendi güdük hayatlarını kendileri yaşarken haliyle bizi de aşağı çekecekler.
  • bir arkadaşımın yarışmacı olarak dahil olmasıyla haberdar olduğum program. çiftleşme temalı programların evrim geçirmiş hali. kötü tabirle kadın pazarlıyorlar. müdahale edilmezse ilerleyen yıllarda babalar ve para da formata dahil olacak. tescilli pezevenk ve kölelerimizin olmasına az kaldı. bu düşüncelerimden yola çıkarak format oluşturmaya kalkan ajans çıkmaması dileğiyle hepsinin allah belasını versin.
  • nice yarışmalar gördüm, hepsi kadını bir miktar aşağılamıştır ama eşitsizliğin dibini ben bu programda gördüm. 4 erkek var, 10 15 tane kadın var. erkekler pazardan elma seçer gibi kadın beğeniyor. kadınlar beğenilmek için kıçlarını yırtıyor. erkek isterse başbaşa görüşülünüyor. erkek istemezse evden ayrılınıyor. bu ne lan? bir de analarını çıkartmışlar programa. oğlan bir kızı istiyor anası diğerini istiyor. vay anam vay.
  • bugun izledigim evlilik programi.
    2 rus gelin adayi var. hani bizim erkekler severdi ruslari. hani geberiyordunuz ya ulan. yok efendim sosyal medyayi sallayan rus ogretmen. yok bunlar kadinsa bizimkiler ne? kizlarin ikisi de tas gibi. renkli goz boy pos endam zarafet. niye seçmediniz kizin birini elediniz ha sorarim. samimiyetsizlik diz boyu. cok sinirlendim.
  • sinirimi bozan program.

    evleneceksen gel ve zuhal topal'la isimli evlilik programlarını ara ara izliyorum. işin evlilik olmadığı, kişi ve kurumların gerçek hayatla ilgisi olmadığını da biliyorum. bu sebeple bu tarz programlara tahammül edebiliyorum. dönen muhabbetlere gülüyorum, ortamda bulunanların kafa yapılarına şaşırıyorum ve hatta bazen bu boşvermiş hallerine özeniyorum falan. tipik türk dizisi işte. saygısız insanlar, anlamsız sorular, değişik algılar, sonu gelmeyen kavgalar.

    bu programı ise hiç izlemedim. sadece ara ara denk geliyorum, 2-3 dakika bakıp okkalı bir küfürle kanalı değiştiriyorum. arkadaşlar bunu biri bana açıklayabilir mi? bu rezaletin bir tanımı olmalı.

    sayıları 10 civarı olduğunu tahmin ettiğim bir kız grubu, yine tahmini sayısı 5'i geçmeyen anne ve oğullarına kendilerini beğendirmeye çalışıyor. kaynana adlı yaşam formları kızların, kıl yumağından hallice olan oğulları için uygun olup olmadığını değerlendiriyor. bunu yaparken kızlara özel/genel fark etmeksizin her şeyi sorabiliyor. "ayakların kaç numara? ay bazılarının ayakları 39-40 oluyor ne o öyle!" falan dedi yaşı 60+ olan hobit bozması bir teyze. halbuki boyu 1.70'in üzerinde olan kadınların ayakkabı numarası 38 ile başlar. muhtemelen kendi oğluşunun boyu da 1,70'i çok geçemediği için kızlara bu tarz bir bok atma telaşında. biri de başka bir kıza "kilo vermeyi düşünüyorsun di mi?" diye sordu. çünkü onun kısa paçasından buram buram ergenlik akan oğluna 90-60-90 kızlar layık. çünkü dünyada sadece kendisi ve oğluşu var. o kızların bir ailesi yok. değerleri, yaşam biçimleri, hayattan beklentileri, hedefleri falan yok. onların varoluşlarındaki tek esaslı gerçek; birilerinin oğluşunun mutluluğunu sağlamak. bu yüzden güzel olmak zorunda. aynı zamanda para harcamamalı, çocuk doğurmalı, hep zayıf kalmalı, itaat etmeli, ev ekonomisi bilmeli, fazla konuşmamalı, iyi yemek ve temizlik yapmalı, kocasına karışmamalı, esprili olmalı, her türlü olumsuzluk karşısında pozitif olmalı, dırdır etmemeli, vs.

    pardon teyze de sen kasaptan et mi alıyorsun, manavdan meyve mi? yoksa bir insanı tanımaya mı çalışıyorsun?

    diyeceksiniz ki cast ajansı, reyting bilmem ne. bunları ben de biliyorum. tv'ye çıkan insanın derdi evlilik olamaz. benim sinirlendiğim nokta; bunların alenen yapılması ve bu sayede de "normal olan bu" algısının insanlara kabul ettirilmesi. bizim millet tv başından kalkmıyor. bu herkesin malumu. tv'de böyle diyaloglara şahit olan kadınlar, hayatında hiçbir alanda saygı görmemiş ve eline geçen tek fırsatı olan kaynanalık mertebesine erişir erişmez ilk yapacağı iş tam olarak o programdaki tavırları takınmak olmayacak mı? ölen dizi karakterine ciddi anlamda cenaze düzenlemek isteyen kafalar bunlar. kafalardaki gerçeklik algısını siz hesaplayın.

    kadının en büyük düşmanı yine kadındır derlerdi de inanmazdım. gerçekten öyleymiş.