şükela:  tümü | bugün
  • eski ve asıl adı "kferhewar" olan mardin'in midyat ilçesine bağlı köyün resmi adı.

    (bkz: midyat/#24424290)
  • kütahya gediz yolu, 10.km'deki köyün adı.
  • izmir urla çeşmealtı'nda eski ve meşhur bir yazlık site.
  • aynı zamanda ordu'nun kabadüz ilçesine bağlı bir köy.
  • akp'nin 30 mart 2014 secimleri icin hazirladigi televizyon reklamlarinda "yeni turkiye" diye lanse ettigi mardin midyata bagli koy. sanki bu koy eskiden baska bir ulkedeydi.
  • izmir'in şirin ilçesi urla'da bulunduğu koya ismini veren, şekli itibarıyla ismini alan ve deniz ile karanın tam birleşme noktasında yer alan bir kaya parçası. bu kaya ile ilgili bölgede yaşayan halk arasında söylene gelen birkaç efsane mevcut. bunlardan en popüler üç tanesi;

    efsane 1:

    çok eski zamanlarda, sırtındaki çocuğuyla beraber askerlerden kaçan bir kadın, kurtulamayacağını anlayınca kendisini kurtarması için tanrıya yalvarmaya baslar ve bir süre sonra artık kaçamayacağını anlayan kadın, olduğu yerde dona kalır ve tas haline dönüşür.

    efsane 2:

    uzun zaman önce urla’da aynı mahallede yaşayan genç güzel bir kızla yakışıklı bir oğlan birbirlerine sevdalanmış. durumu ailelerine açıklayıp evlenmek istemişler ama nedense her iki ailede bu aşka karşı çıkmış ve hatta görüşmelerini dahi yasaklamış. tabi bu durum gençler için bardağı taşıran son damla olmuş ve kaçmaya karar vermişler. ilk birkaç günü bir arkadaşının bağ evinde saklanarak geçirmişler. yerleşmeyi düşündükleri yer izmir olduğu için oğlan arkadaşının bir teknesini ayarlamış. sabah olunca birlikte hızlıca yola koyulmuşlar, teknenin saklı olduğu deniz kıyısına doğru ama hemen arkalarından ailelerinin geldiğini görünce oğlan demirli tekneye çıkartmak için kızı sırtına almış ve ne olduysa o zaman olmuş. kaçan çocuklarına yetişemeyeceklerini anlayan aileleri arkalarından "taş olun inşallah" diye beddua etmiş ve rivayete göre her ikisi de sahilin kıyısında taş oluvermiş.

    efsane 3:

    genç ve güzel bir kız urlalı bir balıkçıyla evlenir. balıkçının bir de yaşlı annesi vardır. kızın gelin geldiği evde ilk gözüne batan kocasının annesi yani yaşlı kayın validesi olur. eşini balığa gönderdiği saatlerde gelin evdeki kayın validesine her türlü zulmü yapar. kocası denizden döndüğünde ise hiç bir şey olmamış gibi davranır ve zulmettiği kayın validesini de bu görüntünün bir parçası olmaya zorlar. koca evde iyi geçinen bir gelin ile kayın valide olmasından son derece mutludur.

    ilerleyen günlerde komşuları balıkçıya derler ki, "sen balığa gittiğin zaman eşin annene zulmediyor. onu dövüyor, ona yapmadığını bırakmıyor" balıkçı anlatılanlara inanmasa da içine düşen kurdun esiri olan balıkçı, bir gün "balığa gidiyorum" diye evden çıkıyor fakat bahçeye saklanıyor. bir süre sonra pencereden içeriye bakan balıkçı bir de ne görsün? karısı yaşlı kadını ayaklarının altına almış dövüyor. yaşlı kadın yediği dayağın korkusundan sesini bile çıkaramıyor. balıkçı hışımla içeriye giriyor ve annesini döven karısını kolundan tuttuğu gibi evin bir köşesine fırlatıyor. gelininin evden kaçışını gören yaşlı kayın valide, ellerini semaya açıp şöyle yakarıyor: "taş gibi kalbi olan bu gelinin vücudu da taş olsun!".