şükela:  tümü | bugün
  • az sayıda ama çok güçlü bir avuç insanın, çoğunlukta olan diğer insanlara yaptığı zulüm. (uzaylının geldiği, gördüğü yerin "dünya" olduğunu söylemeye gerek yok)

    tabi bu uzaylının insandan biraz farklı ama yine de insan gibi özellikleri olduğunu varsayıyoruz. “görse” diyoruz, “şaşıracağı” diyoruz. en azından göz gibi bir organ, şaşırma gibi bir duygusal tepki türü insanlarda da var. yani hazırlıklı olunmayan ani bir duruma karşı verilen bir tepki söz konusu. eğer uzaylımız böyle değil de, insandan çok çok farklı, hatta insanın tasavvur dahi edemeyeceği yetilerle donanmışsa burada ileri sürülen varsayımlar geçersiz olacak, bir spekülasyon olarak kalacaktır.

    gerçi şimdiye kadar insanların ayırıcı özelliği olarak hep “alet yapması” “düşünmesi” vb gibi yanları öne çıkmış. oysaki bir uzaylı için bunlardan başka çok acayip bir şeyi fark etmek mümkün olabilecektir. hiçbir canlıda olmayan, sadece insanlarda tespit ettikleri akılları durduracak bir olgudur bu. az sayıdaki insanın ellerindeki güç ve araçlar sayesinde sayıca kendilerinden kat kat üstün olan milyarlarca sayıdaki insanı hakimiyet ve kontrolleri altına almış olması uzaylıların küçük dillerini (varsa ve insanlar gibi bir anatomiye sahipseler) yutmalarına sebebiyet verebilecek bir şeydir.

    azınlığın hâkimiyeti öyle bir sistemli ve örgütlü ki, o korkunç kalabalıklar bunun karşısında çaresiz ve hiçbir şey yapamayacak durumda. bu güçlü azınlık çoğunluğu yarı aç yarı tok dilediği gibi yönetiyor. kendileri rahatlık, bolluk ve bereket içindeyken çoğunluk bir dilim ekmeğe erişim sağlamak için en acımasız koşullarda köle gibi çalıştırılıyor. her türlü haksızlık, zorbalık ve şiddet bu çoğunluk üzerinde son derece meşru ve sistematik şekilde uygulanıyor.

    uzaylılar hele bir cezaevlerini, zindanları ve onların başında bekleyen “zebanileri” görseler artık kalpleri (kan dolaşımını sağlayan bir kalpleri varsa tabi) duracak gibi olur. çünkü köle olarak da bulunsalar ezici çoğunluk yine de dışarıda, “normal” yaşamın içindedir. hapiste yatan milyonlar ise birkaç kişi tarafından kapalı yerlere konulmuş, aylarca, yıllarca orada tutulup bekletiliyorlar.

    savaşları görseler hepten baygınlık geçirirler (sinir sistemleri de biraz insanlara benziyorsa elbette). dehşet verici silahların geliştirilip kullanıldığı savaşlarda, minik insanların, kadınların, yaşlıların da içinde olduğu kitlelerin nasıl kırılıp geçirildiğine tanık olmak her uzaylının dayanabileceği bir tablo olamazdı herhalde.

    tesadüfen kapalı bir dehlizde bir insana yapılan işkenceyi görseler iyice koparlar herhalde. rüya gördüklerini (öyle bir yetileri varsa) filan sanırlar besbelli. bir veya birkaç insan birini yakalayıp bağlamışlar, ona en büyük eziyeti ve acıyı vermek için türlü yöntemleri en insafsız şekilde ve zevkle yapıyorlar.

    bu ve benzeri sahneleri görmek bizim uzaylıyı kahredeceği için bir daha dünya denilen gezegene adımını bile atmak istemeyecektir kuşkusuz. patlatılmış bir hidrojen veya nötron bombasından veya insanlar tarafından geliştirilmiş başka bir silahın yıkıcı, öldürücü etkisinden kendisi de nasibini almadan geldiği yere geri dönebilirse.
  • haberleşmek için bir bilgisayara , tablete , bir telefona ihtiyaç duyuyor olmamız olacaktır.şu elektronik cihazları sinir sistemimize tam entegre edin artık.rezil olacağız bak
  • sanırım kısa sürede dünyanın geldiği duruma şaşırırlardı.
    (bkz: 1500 yılda dünyanın amına koymuşlar)
  • konyadaki dinlenme tesislerinde bulunan nasreddin hoca heykeli.

    :(
  • taş atan türkler.
  • (bkz: akbardi)
  • bence bunların hepsinden bir zamanlar onlar da geçmiştir o yüzden şaşırmazlardı. şaşıracakları tek şey doğuda halay ve batıda taharet musluğu olmamasıdır.
  • evlenirken, düğün isterim, onu isterim, bunu isterim diye tutturup salak bir oğlanı götündeki dona kadar borçlandıran, bankalara domaltan, elindeki on binlerce lire nakiti yatırıma yönlendirip üç beş sene sonra sağlam boyutlarda bir sermayeye/mal varlığına ulaşabilecekken bütün evliliklerini, hayatlarını, geleceklerini daha evlenirken dakika birde fakirliğe mahkum eden kızın boşanırken de sanki yaratılan fakirliğin, parasızlığın, krizin, yokluğun sebebi kendisi değilmiş gibi bir de utanmadan nafaka ve tazminat istemesi.

    bütün galaksiyi gezip dolaşmış uzaylılar bile sizin kadar kerizini bulamaz tıfılboylar.

    gülmesinler de ne yapsınlar.

    itiraf edin şimdi siz de kerizliğinizi gözünüzün önüne getirince gizli gizli güldünüz. o kezban karınızın gelinlik, düğün, gösteriş curcuna hevesine 100 bin lira gömeceğinize, üç sene önce bir arsa alsaydınız şimdi 500 bin liranız vardı. üç sene daha beklerseniz muhtemelen 1-1,5 milyon liranız olacaktı.

    ama bu fırsatı kaçırdınız ve birikiminizi kezban karınızın pis prenses egosuna yedirip üstüne bir de borçlandınız. şimdi ömrünüz nafaka ödemek ve bankalardan kredi dilenip borçlarınızı döndürmeye çalışmakla geçiyor.

    uzaylılar size götüyle gülmesinler de ne yapsınlar?

    kerizleeeer.