şükela:  tümü | bugün
  • ing. developmental displasia of hip

    ilk kız bebekte daha yüksek oranda karşılaşılan durum. femur başının yerine tam oturmaması, gibi tarif ediliyor. farklı dereceleri var. çoğunlukla atel ile tedavisi gerçekleştirilebiliyor. inat eden vakalarda operasyon devreye giriyor. erken teşhis çok önemli. ancak teşhisin doğruluğu daha da önemli. eğer belirgin bir işaret yoksa, bebek yaşamındaki ikinci ayını doldurmadan yapılan tetkiklerin dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor.

    yapılan ultrason görüntülemede, leğen kemiği ile femurun leğen kemiğine girdiği eklemin kıkırdak kısmına teğet bir hat çizilip aradaki açı ölçülüyor. linkteki resimde beta olarak görünen iş bu açının en az 60 derece olması gerekiyor. olmazsa doktor hemen yapıştırıyor bu teşhisi. ancak ben internetten araştırdım*, bu açı çocuk doğduktan sonra yavaş yavaş gelişiyor. 60 dereceyi bulması 3 ay alıyor ve türk ortopedi ve travmatoloji derneği'ne* göre daha önce yapılan tetkiklerde 50-55 derece arası normal kabul ediliyor. çizelgesi mevcut kaynakta.

    eskilerin metodu ile dizler kırılarak karın bölgesinde toplandığında diz kapakları seviyesinde bir eşitsizlik yoksa, bacak içlerindeki boğumlar simetrik ve çocuk sebepsiz ağlayıp durmuyorsa korkmayın. çevremdeki 2012 doğumlu 4 kız bebeğin tamamına bu tanı kondu, aileler perişan halde hastane hastane gezdi, ancak sonradan hepsi sağlıklı çıktı. muhtemelen sağlık bakanlığı bütün kız bebelere bu teşhis konacak gibi bir direktif verdi, veya doktorlarımız "ulan anlamadım ama ne olur ne olmaz ben gene yapıştırayım teşhisi, bana teşhis edemedi demesinler de boşa telaş yaptırdı desinler" şeklinde düşünüyor.

    eğer gerçekten bu rahatsızlık var ise; pavlik denilen bir atel takılıyor. görüntü hoş değil. atelin amacı femuru leğen kemiğindeki yuvasına zorlayarak sokmak ve bu yuvayı genişletmek. böyle garip bir de tedavi yöntemi var.
  • doğuştan kalça çıkığının yanı sıra, kalça gelişim geriliğini de içinde barındıran terimdir. kalça çıkığından farkı; bu durum atlanmış olsa (ki çıkık olmadığından yürüme dönemi dahil hiç bir dönemde aksama olmuyor), bunun hiç bir zaman dışarıdan fark edilip çocukluk döneminde bir problem yaratmayacağı. ama kişinin 25-30'lu yaşlara tekabül eden en aktif çağında kireçlenmelere, kalça ağrılarına yol açacağı ve işin operasyonlara, aylar süren hastanede kalmalara, kalça protezine kadar uzayacağı...

    neyse ki bu tedavisi olan bir hastalıktır ve kesin sonuçludur. ancak erken teşhis (en geç beşinci aya kadar) ve iyi takip önemlidir. çünkü bu uzun süreli bir tedavi programıdır ve başta anne olmak üzere ebeveynlerin üstün bir sabır ve çaba ile sınanmasıdır... şöyle ki:

    kızım beş aylıkken rutin kontrolü sırasında, o ayda istenen kalça röntgeni çekildi ve kalçasında gelişim geriliği tespit edildi (çıkık değil). tabi hastanenin başıma yıkıldığını tahmin edersiniz. araştırıp, bu işte "en iyisi" olarak tanınan bir doktora götürdük. beş aylık bir çocukta kıkırdak dokunun kemiğe dönüşmesinin devam ettiğini, anormal bir durum olmadığını söyledi. iki ay sonra yine bir bakalım dedi. 2 ay sonra gittiğimizde kadın elindeki röntgen ve ultrasona ilk kez görür gibi bakarak, yani ne desem bilemedim, karşılaştığım bir durum değil, acaba önlem olarak pavlik mi taksak filan diye geveledi! ve 6 hafta boyunca 7/24 kullanmamız için pavlik bandajı benzeri bir şey verdi. ve bunun önlem(!) olduğunu söyledi. o dönem kızım 7 aylık olduğundan emekliyor, serbestçe hareket ediyor, oturup kalkıyordu. haliyle bu kadar özgür ve mutluyken onu bu alete hapis etmek zorunda olmak benim mahvolmama sebep oldu. ama gelin görün ki, geceleri bunla uyuması mümkün olamadı. ben de bir kaç gün sonra yeni bir doktor buldum, madem bunun sıkıntısı çekilecek, bana laf kalabalığı yapıp "önlem" demeyecek, adam gibi "senin çocuğunda şu var" diye teşhis koyacak ve" bunun çaresi şu" diyecek birini. iyi ki de yapmışım. çünkü ikinci doktor çocuğu gördüğü 3. dakikada evet bu problem var dedi, beni röntgenin başına çağırıp her şeyi gösterdi, anlattı, olması gereken kalça kemiği dahil bilgi verdi. ve orada öğrendim ki, bu pavlik bandajı türü her atel 6 aydan büyük çocuklarda işe yaramıyor. çünkü kalçanın-bacakların sabit durması gerekiyor ama çocuk hareketli dönemine girmiş oluyor. o saatten sonra tek çare alçı. ve yine çocuğun hareketliliği sebebiyle bu alçı, narkoz altında ameliyathanede yarım saat süren operasyonla takılıyor. ve 3 ay boyunca çıkmaması gerekiyor. 3 ayın sonunda alçı çıktıktan sonra da, 2 ay arasında demir bulunan bir ayakkabı giymesiyle devam ediyor. bu kadar tıbbi bilgiden sonra gelelim iç dünyanızda olanlara:

    bir anne olarak daha bir saat önce emekleyip duran, sevinç çığlıkları atan yavrunuzu; üzerine 10 beden büyük gelen yeşil ameliyat önlüğü ile ameliyathaneye gönderiyorsunuz. ne olduğunu anlamaz gözlerle size bakıyor, "bu hemşirenin kucağında ne işim var?" der gibi.. zaman geçmiyor... sonra haber geliyor, birazdan çıkacak diye. içeriden müthiş ağlama sesleri geliyor. ameliyathane kapısına yapışıyorsunuz, çıksın da bir an önce kucağınıza alıp avutun diye. sonra kapı açılıyor ve o yeşil örtü arasında göğsünden ayak bileğine kadar alçılanmış, hareket edemeyen ve çaresizce ağlayan gözlerle evladınız kucağınıza veriliyor. o kalıp gibi şeyle onu nasıl taşıyacağınızı bile bilemiyorsunuz. 5 saatlik ameliyat öncesi açlığı, narkoz uyanışı, korku, hareket edememe ile karışık bir çaresizlikle ağlayan çocuğunuzun göz yaşlarına sizinkiler karışırken onu avutmaya çalışıyorsunuz. sonrasında kendinize diyorsunuz ki, bu minik şeyler her şeyi hissediyor, ben güçlü olacağım ki o da olsun.. eşinizin elinden tutuyor ve banyo yapamamasını, emekleyememesini, yürüyeceği dönemi alçı içinde geçirmesini atlatacak alternatifler üretiyorsunuz. geceleri sabırla uyutuyor, artık kendi dönemediğinden pozisyonunu kontrol ediyor, düşme vs gibi durumlarda daha çok zarar göreceğinden normalin 5 katı dikkatli oluyorsunuz. yanınızda her yere taşıyor, hiç bir şeyden soyutlamıyor, yurdum insanının sorularını yanıtlıyor ve alçı temizliği konusunda uzman olmaya başlıyorsunuz. ve her gün takvimden bir günün üstünü çizip o günü bekliyorsunuz...