şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: gelişim)
  • gelişim bir süreçken, gelişme ortaya çıkan üründür.
  • sosyolojik tanım: toplumsal yaşamın pek çok kurumunda ve pek çok alanında gözlenen çok sayıda ilerlemenin gözlenmesidir
  • gelişme veya gelişim deyince belki aklınıza yalnızca insan hatta çocuk geliyor. bir de belki toplum. oysa kısaca canlı diye adlandırdığımız yaşam sahibi her şey gelişiyor olsa gerek. ama canlıların geneli için daha çok büyüme kullanılıyor. tam olarak ne farkları var bilmiyorum. ingilizce'de canlılar için daha çok 'growth' kullanılmasının bir nedeni sanırım 'development'ın örneğin kristaller için de kullanılıyor olması. ya da diğer taraftan belki gelişme "ilerleme" gibi niteliksel bir anlam taşıdığı düşünüldüğü için daha çok niceliksel vurgusu olan "büyüme" tercih ediliyor olabilir. ama sözlüğe bakarsanız gelişmenin karşılığı olarak önce büyüme yazar.

    "gelişim" veya "gelişme" sözcükleri üzerine düşününce insan biraz da yabancılaşıyor. gelmek fiiline "-ış" takısı getirilmiş. karşılıklılık veya birliktelik anlamı eklenmiş. o halde karşılıklı gelmek, birlikte gelmek falan demek olmalı. ya da parçaların bir araya gelmesi gibi bir şey belki de. büyümenin bayraktarı anabolizma da küçük parçaların bir araya geldiği metabolik etkinlikler toplamı değil mi ne de olsa?

    neyse, ister gelişme deyin ister büyüme, özellikle eğer bundan bin beş yüz iki bin yıl kadar önce yaşıyorsanız, bu anabolizmalı katabolizmalı metabolizma etkinliği sizi tatmin eden bir açıklama olmayabilir. ama neyin tatmin etmediğini başkalarına anlatabilmek için sorunuzu formüle edebilmeniz gerekir. size "işte parçalar bir araya geldi mi büyüyor" diyorlar, anlamıyorsunuz. "enerji gerekiyor" diyorlar, ama biyolojik gelişme legoları birleştirmeye benzemiyor diye cevap veriyorsunuz. tamam, siz de dışarıdan müdahale eden bir güç istemiyorsunuz. istiyorsunuz ki canlılığın kendi içinden açıklasınlar gelişimi. "ne oluyor da o parçalar birleşiyor" gibi bir soruyu zorluyorsunuz. misal, basit bir ağaç dalını düşünün. ne de mükemmel yaratılmış değil mi? yok lan yok, mükemmel falan değil de, mesele bu dalın kökten çıkmış uzamış gitmiş olması. n'oluyor da oluyor, n'oluyor, onu açıklasınlar istiyorsunuz değil mi? yani sorunuz aslında nasıl ile n'içün arasında bir yere yerleşmek istiyor. nasıl diye sorunca, organik dediğimiz bir etkinliği önce bir dizi kimyasal tepkimelerle sonra da fiziksel, mekanik süreçlere indirgeyip açıklıyorlar. ya da genetik olarak buna programlanmış diyerek müşteriyi bir alt kata yolluyorlar. ama ayrı bir yerde birleşip canlıya eklenmeyen bu parçalar nereden çıkıyor, nasıl çıkıyor, ne oluyor da çıkıyor diye ısrar edip derdinizi anlatamayarak benzer yanıtlara mahkum oluyorsunuz. arpası fazla gelmiş ondan büyümüş cevabı bile daha anlamlı geliyor sizin gibi eşek kafalara.

    olmadı, niye sorusunu soralım deyince, belki "uzamasaymış elenirmiş" yanıtını alıyorsunuz çok çok kabaca. tatmin olanınız oluyor. "e allahın odunu yarışmaya mı gelmiş, elenseymiş o zaman" derseniz "lan elenmediği için büyümüş zaten" diye kısmen döngüsel bir yanıtı hak ediyorsunuz. ama anladığım kadarıyla açıklama ereksel olmasın istiyorsunuz, her organizmayı bir amaç uğruna yaşayan hırslı varlıklar olarak görmek istemiyorsunuz. e "nasıl"a cevap verdiler beğenmediniz. ne istiyorsunuz kardeşim onu bir deyin o zaman. size kalsa aristotelesçi kafalarınızla yaşamın kendisinin bir serpilme olduğunu söylersiniz utanmadan. ulan, varlığın kendinde kalıp kendinden dışarı çıkması deyince bir şey mi demiş oluyorsunuz yani? yakında biyoloji de bitecek, siz aristotelesçi, yeni-platoncu masallarınızla kalakalacaksınız. işte o zaman evo devocular içinden kovulan indirgememecilerle kol kola girip ağlayacaksınız.
  • sonat formuna uyacak sekilde bestelenmis muzik bolumlerinin kabaca ortasina denk gelen kisma verilen isim. bu kisimda, bu kisim oncesinde (bolumun seriminde) sunulan (serilen) temalar gelistirilir \ armonik anlamda zorlanir vs. . genelde bir bolumun en gerilimli yahut carpik \ duzendisi muziklerinin oldugu kisimdir. bu kismi basta sunulan temalarin tekrar yakalandigi (recaptured \ recaputilation) takip eder.
  • ilerleme kaydetmedir.
  • kızı: priştina'da şehir gelişmemiş. öyle kalmış.
    babası: köy gelişmiş mi orda peki?
    kızı: yok da... gelişmeye gerek duymamış.

    bir kültür ve gelişme modeli kitabı olarak atatürk'ün çevirttiği söylenen beyaz zambaklar ülkesinde özlenen hedef bakımdan işe yaramaz, yarayamazdı. bir kere zevkli bir kitap da değil. finlilerle** biraz akraba olsak da sistemleri bizom için uygulanabilir değil. dinamiklerimiz ve yapımız çok daha heterojen, hatta karmaşık ve çelişkili. onlar kuzeyli biz göçebe ruhlu kara bıyıklı türkler orta dünyalıyız. yani iki dünya ve iki ana kültür arasında kalmış hiçlik ve bilinç geçidi/köprüsü durumundayız. türklerin (belki ayrıca ortadoğuluların ve rusların) durumu, aynı anda hem sonuncu hem birinci veya hem çalışkan hem tembel olmak gibi. (bkz: kültür farkı/@ibisile)