şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle başlık "gelişmiş ülkelerde kadın cinayetlerinin erkek cinayetlerine oranının artması" olacaktı malum 50 karakter.
    ön not: yazının tamamını okumadan, özellikle son kısmları, eleştiri yapacak müneccimleri sahneden alabilirsek sevinirim. başını okumuyorsanız da sonunu okuyun yani...

    bugün farkına vardığım ve kaynaklarıyla açıklayacağım gerçektir. biliyorsunuz ki dünya çapında erkek cinayetleri, cinayetlerin 78.7%'sini oluşturmaktadır. buna rağmen taraflı medya, feministlerin ve sjwlerin suyuna gitmek amacıyla erkek cinayetleri görmezden gelip kadın cinayetleri daha fazlaymış gibi göstermekte beis görmemektedir.

    bu yanlış bilgiyle yola çıkan feministlerimiz de kadın cinayetlerinin bu kadar fazla olmasının sebebini ülkemizde hakim olduğunu iddia ettiği erkek taraflı geleneklere bağlamaktadır. bu iddianın gerçek olması durumunda ülkemizdeki kadın/erkek cinayeti oranının diğer ülkelere göre daha fazla olmasını beklerdik. fakat istatistikler bunun tam tersini göstermektedir.

    örnekle ifade etmem gerekirse almanya'da erkek/kadın cinayeti oranı %50'ye yakınken ülkemizde bu oran 79.5% olarak gösterilmiştir yani dünya ortalamasının da üzerinde olacak şekilde erkekler cinayetlerin hedefi durumundadır. bu şartlar altında ülkemizdeki geleneklerin erkekleri korumak üzere evrildiği(en azından cinayet konusunda) ve kadınların cinayetlerin asıl mağduru olduğu argümanlarının ne kadar boş olduğu ortadadır.

    gelmek istediğim nokta şu; eşitlik sağlama iddiasıyla kadın cinayetlerine lanetler yağdırıp erkek cinayetlerinden söz etmeyen,yeri geldiğinde güzelleyen, feministler yanlış yoldan yürümektedir. eğer kadın/erkek fark etmeksizin cinayetlerin ve şiddetin son bulmasını istiyorsak, en azından ekşi sözlük yazarları olarak birlik olup kurbanın cinsiyettinden bağımsız olarak şiddete ve cinayete karşı çıkmalıyız. ancak bu şekilde şiddet gördüğü için psikolojisi bozulan ve bu sebeple çevresine şiddet uygulayan insanların azalmasını sağlayabiliriz, yani problemin kaynağına inebiliriz.

    kaynak

    son not: cinayetlerin çoğunluğunun erkekler tarafından işlendiği iddiasını ortaya atarak yukarıda bahsettiğim gibi erkek cinayetlerini güzelleyecek yazarlarımıza hukuk dersi almalarını öneriyorum. şuradan başlayabilirler kendileri (bkz: sucun ve cezanin sahsiligi)

    ayrıca bu zihniyet ile(kurbanı cinsiyetinden dolayı suçlama), "o saatte neredeymiş", "neden öyle bakmış" diye tecavüzlerde mağduru suçlayan zihniyet arasında bir fark görmediğimi de belirtmek istiyorum.
  • özet olarak:
    "bir cinayete veya şiddet olayına; eylemi gerçekleştirenin cinsiyetini sorgulamaksızın karşı çıkılmalıdır. maskülist veya feminist yaklaşım ancak empati kurmamızın ve olayın kaynağına ulaşmamızın önündeki engeller olarak kalır."
    şeklinde anladığım haklı öneri.
  • ilk entry'nin son paragrafına katılmakla birlikte; şunu yazmazsam olmaz: cinayetleri ve şiddet olaylarını faillerin ve kurbanların cinsiyetleri açısından istatistiğe tabi tutup bu ham istatistikten analiz yapmak manipülasyon amaçlı değilse cahilliktendir. gelişmiş ülkelerde zaman içinde suç sayısı azalmaktadır. bu da oranların değişimine neden olabilir. örnek vereyim; geçen sene erkekler 100 kadınlar 50 suç işlerken bu sene erkekler 90 kadınlar 48 suç işliyorsa bu kadınların işlediği suçların arttığını göstermez, oranın arttığını gösterir. aynı şekilde iki ülkeyi kıyaslayacaksanız, birinde kadınların suç sayısı 500/2.000 iken diğerinde 10.000/100.000 ise ilkinde oran daha yüksek kadınların suç sayıları yüksek denemez.
    küçük bir iq farkıyla büyük boy analiz alabilirsiniz.
    şiddetin ve cinayetlerin önüne geçmek için bunların motivasyonlarına inmek, bu motivasyonları ortadan kaldırmak gereklidir, burada hemfikirim.
    konuyu cinsel kimliğin dışına taşıyalım, güney amerika ve eski doğu bloğunda, ülkemizde, italya'da hala canlara mal olabilen tribün terörü mesela, kurbanlarının cinsiyetinden bağımsız ele alınmalı, bu şiddetin sebepleri sırf polisiye tedbirlerle değil, diyalogla da azaltılmalı. tribün teröründen ölen bir kadın bilmiyorum. tribün terörü yüzünden hapse giren kadın da bilmiyorum. ülkemizde bu konunun bir de yan başlığı var; kutlama için havaya ateş eden tipler. bu tiplerin aldığı canlar arasında kadınlar var ama, faillerin tamamı erkek olmasına karşın, kurbanların arasında istisnai sayıda kadın olmasına karşın şiddetin bu türünü herhangi bir cinsel kimlikle ilişkilendiremeyiz. erkekler ölüyor erkek cinayeti denmez buna, arada kadın öldüyse kadın cinayeti de denmez.
    bir başka pattern; kafayı yiyip silaha ulaşmanın rahatlığıyla okullarda ya da başka yerlerde toplu katliama girişen manyaklar. bu manyakların motivasyonları farklı da olsa (istatistiki olarak faillerin tamamına yakını erkek, ama kurbanlar eşit dağılıyor), bizim ülkemizde olmuyor diyoruz ama bizim de 3.sayfada cinnet haberleri oluyor, genelde silaha ulaşımı kolay olan polis, asker gibi mesleklerden insanlar, ailelerini toptan öldürdükten sonra kendilerini de öldürüyor. aynısını yapan kadınlar da var, kadınlar daha çok ümitsizlik içinde çocuklarını ve kendilerini öldürüyor. burada da faillerin ve kurbanların cinsiyetlerine bakmayı gereksiz buluyorum.
    böyle bir çok altbaşlık açılabilinir, kriminoloji alanım değil, ama kadın düşmanlarının rahatsız olduğu kadın cinayetleri, motivasyon olarak namus başta olmak üzere, ayrılmak isteyen, baskıya dayanamayan kadınların, ya da ailesinin karar verdiği (sattığı) adamla evlenmek istemeyen kızların, tecavüze uğrayan kırsal kesimdeki kızların, öldürülmelerini esas alıyor. burada da faillerin tamamına yakının erkek olması , eğer bu cinayetleri mazur görmüyorsanız, desteklemiyorsanız rahatsız olacak bir konu değil.
    bakın sevdiğine kaçan kızın namus gerekçesiyle öldürülmesi ya da kocasını aldatan kadının aynı gerekçeyle öldürülmesine kadın cinayeti demiyorum; çünkü karısını aldatan adamlar da öldürülüyor veya kızın kaçtığı aşiretteki çocuk da namus cinayetine kurban gidebiliyor. bunlar da ilkel şiddet olayları ve bunların da önlenmesi gerek.
    sırf erkek olmanın yanında gelen nedenlerle öldürülen kimseler düşünüyorum, bir örnek dışında bulamıyorum. iş kazaları diyorlar, kadınlar da ölüyor iş kazalarında; istatistiği belirleyen çalışan istatistiği, işçilerin %80'i erkekse iş kazalarında da %80 erkek ölür. ama ailesinin uygun gördüğü kızla evlenmek istemediği için öldürülen erkek bilmiyorum.
    erkek cinayeti olarak adlandırabileceğim tek örnek; toplumda infial yaratan tecavüz suçlarıyla hapse giren erkeklerin burada linç edilmesi, şişlenmesi. hiç kadınların başına geldiğini görmedim, istatistik olarak çok önemsiz bir rakam olmakla beraber bir ülkenin medeniyet seviyesini gösterdiği için tepki çekmeli. ben şahsen şimdiye kadar bütün ilgili başlıklarda bu insanların diğer herkes gibi cezalarını çekmeleri gerektiğini ve güven içinde yaşamalarını savundum. bunu erkek oldukları için değil, insanlığın gereği olarak gördüğüm için savundum.
  • benim de bu konuda yorum yapacaklara bir ders önerisinde bulunacağım mesele. (bkz: sosyoloji)

    suç, hukuken elbette bireyseldir. bunun günümüzde pek tartışılacak bir yanı yok. fakat bunun hukuki manası şu olsa gerek: bir suça yönelik cezai yaptırımin, suçun failine yönelik olması. fakat bu suçun toplumsallığıyla pek de alakalı değil. sosyolojik manada suç bir çok örnekte ve bir çok anlamda toplumsal olarak ele alınır. hukukta suçun bireyselliğinden bahsederken bir suçu işleyenin yakınlarının, tanıdıklarının, mensup olduğu grubun cezalandırılmaması gerekliliği kastedilir. fakat suçu ortaya çıkaran etmenler açısından bakıldığında bir çok suç toplumsallaşır. yani gecekondu mahallesinde büyüyen birisinin suçun içine doğma ihtimali artar. elbette toplumun her kesiminden suç makineleri çıkabilir ama bu dezavantajlı gruplarda daha yüksek oranda beklenir.

    bu konuda sayısız örnek verilebilir. ama bu örneklerden birisi de kadına yönelik şiddettir. elbette her fail kendi suçundan sorumlu ama özellikle bizim gibi toplumlarda bu kadına yönelik şiddet hem dil hem de yerleşik davranışlar bütünü sayesinde tekrar tekrar üretiliyorken bu suçları bireysel olarak ele almak bir şey kazandırmaz. tabii bu suç meselesini ele alışla da ilgili. yani suçu ve tabii cezayı, bir ıslah mekanizması içinde ele alabilirsiniz, ya da bir tecrit mekanizması kurarak toplumun geri kalanını korumayı hedefleyebilirsiniz. bunlar tarihte görülen yaklaşımlar. fakat suçu ortaya çıkaran etmenlerle ilgili çalışma yapmadan suç oranlarının ciddi manada düşmesini beklemek hayalperestlik olur. yani çok sakil bir örnek olsa da bir mahallede kolera salgını varsa elbette tek tek her hastayla ilgilenirsin ama mesele kaynağına inip icme suyunu temizlemektir.

    kadına yönelik şiddetle ilgili 10'a yakın entri yazmışımdır her halde. çok yinelemek istemiyorum. ama bu kadınların kadın oldukları için kendilerine yönelen bir şiddet. dolayısıyla, miras cinayetleri, iş kazaları/cinayetleri, maddi konularla ilgili cinayetler vs değil bahsettiğimiz şey. kadının bedeni ve cinselliği üzerinde bir tahakküm kurma çabası tam olarak sorun edindiğimiz mesele. bizim coğrafyamız için kıskançlık ya da namus temel motivasyonlar. ve bu vakalar sadece cinayetle de sınırlı değil, adli makamlara intikal eden ya da etmeyen, etse dahi işlem yapilmayan bir sürü fiziki şiddet vakasının yanında, gündelik hayatta üzerine düşünmediğimiizde farkına dahi varmadığımız psikolojik ve sembolik şiddet yönleri de var. yani demem o ki, toplumsal anlamda şiddet önemli ve üzerine düşünülmesi gereken bir konuyken, kadına yönelik şiddet, kendine has dinamikleri de olan ve bu yönüyle toplumsal şiddetten biraz farklılaşan bir mesele.
  • okuma yazma bilmeyen yazarlar tarafından eleştirilen gerçeklerdir. yazının başında kocaman "oransal" ifadesine rağmen gelmiş 2 paragraf bu iddianın neden yanlış olduğunu sadece oransal olarak bunu söyleyebileceğimizi açıklamış. bir de yazının tamamını okumuş gibi sadece son paragrafa katılıyorum demez mi? sadece 60 iq farkla siz de "kendi cahilliğin üzerinden başkalarına hakaret etmeme" özelliğini açabilirsiniz.

    aynı yazarın erkek işçi ölümleri %80 ise erkek işçi oranı da %80 iddiasıyla ilgili de. öncelikle %95 ayrıca burada erkek çalışan yüzdesinden daha fazla erkek ölüyor çünkü belediye çalışanı da işçi ağır sanayi çalışanı da. hangisinin daha tehlikeli olduğunu tartışmaya gerek yok.hangisinde erkek çok onu da tartışmayacağız. anlayacağı dilden cevap verecek olursam da(belki saçmalığını anlar umuduyla) istemediği erkekle evlenmediği için öldürülen kadınlardan bahsetmişti, istemediği insanla evlenmeyen insanların %90'ı kadın muhtemelen istemediği insanla evlenmediği için öldürülenlerin oranı da %90 kadındır bu yüzden kadın cinayeti değildir diyebiliriz. nasıl saçma oldu değil mi? çünkü arkaplanı araştırmak lazım erkekler neden zor şartlarda çalışıyor, bazı kadınlar neden istemediği insanlarla evlenmeye zorlanıyor?

    madem acı yarıştırıyoruz erkek olduğu için savaşa gönderilip şehit olan erkekleri de erkek cinayeti hanesine yazdığımızda kadın cinayetleri yanında 0 kalır. ölen siviller ise cinsiyetten bağımsız hatta orada da erkekler daha fazla ölüyor diyebiliriz. "ama erkekler de savaş çıkarmasın :(" diye ağlayan feminazi ve meriçlere hazır mısınız?
  • ayar yiyince altta kalma saçmasapan bir cevap ver, ama saçmaladığın ilk entry’yi değiştirmeyi de unutma, iyi iş valla, istatistikleriniz gibi çok güvenilirsiniz.
    edit saati

    ama soruları önden versek sınavdan yine de kalacak bir haliniz var; o değişmiş entry’den:

    “örnekle ifade etmem gerekirse almanya'da erkek/kadın cinayeti oranı %50'ye yakınken ülkemizde bu oran 79.5% olarak gösterilmiştir yani dünya ortalamasının da üzerinde olacak şekilde erkekler cinayetlerin hedefi durumundadır. bu şartlar altında ülkemizdeki geleneklerin erkekleri korumak üzere evrildiği(en azından cinayet konusunda) ve kadınların cinayetlerin asıl mağduru olduğu argümanlarının ne kadar boş olduğu ortadadır.”

    yazar burada diyor ki, orada kadın cinayetlerinin oranı türkiye’de daha az, zaten entry’nin anafikri de o; o orandan bir takım analizler yapmış.

    bakalım öyle mi? kendi verdiği kaynaktan; almanya’da kadın cinayeti sayısı 313, türkiye’de 383; her yüzbin kadında kurban sayısı almanya’da 0,4 türkiye’de 0,5
    değil, zaten ben de bir önceki entry’de bunu yazmıştım. örneği de rastgele vermiştim ama bilal’e anlatır gibi yazmak lazımmış. türkiye’de almanya’dan daha fazla sayıda ve oranda kadın öldürülüyor.
    düşük olan ne; kadın kurbanların erkek kurbanlara oranı, eee ne anlamamız lazım? boş küme...
    türkiye’de daha çok cinayet oluyor, 1866 vs. 662, almanya’da olduğundan daha çok erkek öldürülüyor, daha çok kadın öldürülüyor. kurbanların oranının dağılımı bize ne söyleyebilir ki? eğer örneklem sayısını daha da düşürürsen daha da ekstrem sonuçlar çıkar, izlanda ve tonga’da birer cinayet var; kurbanın cinsiyeti önemli mi? çıkarım zaten saçmasapan da; gidiş yolu da ayrıca yanlış.
    ahlaksızlık yaptığına değmemiş...
  • yine "kadina siddet/kadin cinayeti" kavramlarini anlamamis bir einstein serzenisi. kadin cinayetleri bakimindan bos kume.

    edit: tamam daha sakinim.

    feministler, kadinin varligina yonelen cinayetleri kadin cinayeti olarak ele alirlar ve istatistikler bu sekilde duzenlenir. ornegin, kadin, rastgele, herhangi bir öncüsü yokken gaspa ugramis ve öldürülmüştür, bu "kadin cinayeti" istastigine girmez, eger altindan kacirilma, cinsel istismar, taciz gibi seyler cikmazsa. dolayisiyla, eger bir karsilastirma yapacaksan bu kontexte olmasi gerek, kadin/erkek cinayeti penatrasyonu vereceksen, bunu "namus cinayetleri, aile ici siddet, tore cinayeti ve tore kaynakli intihar, cinsel istismar" baglaminda vermen gerekir. sen kalkip sozgelimi senet sepet yuzunden birbirini vuran, macta holiganlik yuzunden bicaklanan erkek ölümlerini, farkli motivasyon kaynagi olan cinayetleri biraraya getirip "erkekler de yanar kimse ses cikarmaz" diye sunuyorsun. burdan, bir istatistik cikar ancak kadin cinayeti konteksinde anlamli sosyolojik bir sonuc cikmaz. zaten erkekler her halukarda daha fazla ölüyor. askerlik yapiyor bir kere. daha aciklayici olsun; bir erkegi bar fedaileri doverek öldürmüştü ve serbest kalmislardi. sen diyorsun ki "kadinlar ölünce yola sokaga dokulen feministler simdi nerde!!" veya iste bbp'den gencten bir cocuk öldürmüstü, "feministler onu da savunmadi" dedigine cikiyor bu. cikamaz. kadin cinayetinin cikis noktasi bu degil ama tore cinayetinde oldurulen bir erkek icin ses cikaran feministler var. neden? cunku, odak noktasiyla uyusuyor.
  • (bkz: #72492745) sürekli kendini yenileyen iddiadır. düşünceleri durağanlaşmış feministlerin aksine birikerek ilerlemektedir.yani birazdan tekrar okurum beğenmediğim yer olursa yine düzenlerim bunun arkasındayım.

    madem ağlaklık yaptın neden değiştirdiğimi açıklayayım; olası başlık önerisi eskiden "gelişmiş ülkelerde kadın cinayetlerinin oranının artması" onu şu hale getirdim "gelişmiş ülkelerde kadın cinayetlerinin erkek cinayetlerine oranının artması" neden böyle bir şey yaptım. çünkü her ne kadar yazının tamamı okunduğunda ilk halinde neyi kastettiğim anlaşılsa da yanlış anlaşılmaya açık bir öneriydi. senin gibi yazının tamamını okumaktan aciz yazarlar da boş boş eleştirmesin diye daha açık hale getirdim.

    zaten yukarıda alıntıladığım entryi değiştirmemden sonra yazmana rağmen de bu saçmalığa düşmüşsün. alıntıladığın yere baktığında da göreceksin ben kadın cinayeti/kadın nüfusu oranından bahsetmiyorum erkek cinayeti/kadın cinayeti oranından bahsediyorum. boş küme dediğin yerin cevabı da aynı şekilde alıntıladığın yerde bulunuyor. " yani dünya ortalamasının da üzerinde olacak şekilde erkekler cinayetlerin hedefi durumundadır. bu şartlar altında ülkemizdeki geleneklerin erkekleri korumak üzere evrildiği(en azından cinayet konusunda) ve kadınların cinayetlerin asıl mağduru olduğu argümanlarının ne kadar boş olduğu ortadadır."
  • genç kardeş heves etmiş tespit sıçmış hevesi kırmamak lazım ama bu memleket cahilliğiyle övünenlerin bununla gurur duyanların, küçük rasim ozan'ların sesinin daha çok çıktığı bir hale geldiği için acımamak da lazım.

    aşağıda bazı inciler var;

    "aynı yazarın erkek işçi ölümleri %80 ise erkek işçi oranı da %80 iddiasıyla ilgili de. öncelikle %95 ayrıca burada erkek çalışan yüzdesinden daha fazla erkek ölüyor çünkü belediye çalışanı da işçi ağır sanayi çalışanı da. hangisinin daha tehlikeli olduğunu tartışmaya gerek yok.hangisinde erkek çok onu da tartışmayacağız. anlayacağı dilden cevap verecek olursam da(belki saçmalığını anlar umuduyla) istemediği erkekle evlenmediği için öldürülen kadınlardan bahsetmişti, istemediği insanla evlenmeyen insanların %90'ı kadın muhtemelen istemediği insanla evlenmediği için öldürülenlerin oranı da %90 kadındır bu yüzden kadın cinayeti değildir diyebiliriz. nasıl saçma oldu değil mi? çünkü arkaplanı araştırmak lazım erkekler neden zor şartlarda çalışıyor, bazı kadınlar neden istemediği insanlarla evlenmeye zorlanıyor?"

    iş kazaları acı birşey; iş kazası kurbanlarının burada kadın düşmanlığına meze edilmesi daha da acı; o "erkeklerin" geride aileleri eşleri kaldı ve onlar da mağdur; siz erkekler daha çok ölüyor diye şımarıklık yapasanız için ölmüyorlar. ekmek parası için ölüyorlar.
    bilmiyorum bunu yazan kimse hayatında iş kazası gördü mü? iş kazası potansiyeli taşıyan bir işletmede çalıştı mı? iş kazalarının en büyük nedeninin aç gözlü patronların üç kuruş tasarruf olduğunu biliyor mu? (kurbanların ihmalinin olduğu kazalar da var)
    evet iş kazalarında erkekler daha çok ölüyor; bunun nedeni ağır işlerde daha çok erkekler çalışıyor. peki bu ağır işlerde çalışan erkekler aptal mı, başka bazı erkekler daha hafif işlerde çalışırken kendilerini tehlikeye atıyorlar?
    hayır değiller; ki bazı iş kazaları kas gücü gerektiren değil ama elektrik gibi risk unsuru içeren işlerde oluyor.
    ve yapılan işin risk derecesine göre, zorluğuna göre, ücreti de fazla oluyor. bu insanlar evlerine daha fazla ekmek götürebilmek için daha fazla riske giriyorlar. soma'da kaybettiğimiz canların bazılarının daha fazla yevmiye alabilmek için mesai yerini/saatini değiştirdiğini kahrolarak okumuştuk, hatırlarsanız.
    özetle, eğer ağır işlerde %95 erkek çalışıyorsa, kaza ve ölüm oranı da erkekleri %95 vurur, %100 ise erkekleri %100 vurur.
    ama bu insanlar kadınlar ya da diğer erkekler dururken kurban diye seçilip o işlere yollanmış insanlar değiller. bakan gibi vicdansızlık yapıp işin fıtratında var demeyeceğim; fıtratta varsa bile, 100 ölüm oluyorsa tedbirle 10 ölüm oluyor olması lazım. ama siz rakamla ilgilenmiyorsunuz, 100 kişi de ölse 10 kişi de ölse oran %95-100 olacak, ilgilendiğiniz bu... orada canlar gidiyor; 100 kişinin ölmesiyle 10 kişinin ölmesi arasında çok fark var.
    onun için iş kazalarında daha çok erkek ölüyor demek, formula 1 de daha çok erkek ölüyor demekle aynı şey.
    ha birinde senede binlerce kişi ölüyor, birinde on senede biri ölüyor; ama istatistik %100 neredeyse...
    iş kazaları tezinin karşısında kadınlar da riskli işlerde çalışsın diye bir tez varsa; delikanlıysanız savunalım. mesleğimi yapmadım ama üretim mühendisiyim; fabrika mesailerim vardır; daha önce iş kazası yaşanmış ve kadınların da yapabileceği üretim rollerine bundan sonra kadın işçi alınsın, bununla ilgili girişim olsa, buna kim itiraz eder sizce ?
  • (bkz: #72494454)

    kadın cinayetleri tanımıyla ilgili sıkıntısı olmayan iddiadır. burada öldürülen tüm kadınlardan bahsedilmiştir ve bunun için de "kadın cinayeti" söylemi kullanılmıştır yazıdan da bunun kastedildiği açıktır. farklı kavramlardan bahsediyoruz anlayacağınız. (bkz: sesteş) size önerim insanları aptal ilan etmeden önce kafanızı kullanmanız.

    sonuç olarak toparlayayım iddiamı;
    türkiye gibi ülkelerde cinsiyet eşitliği gelişmiş ülkelere göre daha az gelişmiştir. fakat feministlerin iddialarının aksine bu durum sadece kadının aleyhine değildir. türkiyede kadın korunması gereken bir canlı olarak görülür ve şiddet olaylarından korunur. töre gibi olaylar farklı tabi fakat bunlar istatistiğe katıldığında bile genel toplamda kadın lehine bir uygulama var istatistikler de bunu anlatmak üzere oraya koyuldu . yani bir olayda karşısında erkek olsa kafa göz dalacak insan karşısında kadın olduğunda "sen erkek olsan varya" der şiddet uygulamaz. anlayacağınız cinsiyet eşitliği olmayan ülkelerde şiddetin de cinayetin de hedefinde olan erkektir. ha türkiyede cinayete kurban giden kadın töreden ölür, almanyada töre olmaz farklı sebep olur. bu durum burada tartışılmıyor bu konu için önemli de değil.