şükela:  tümü | bugün
  • yirmilerindeki kadin.. (bkz: gorece)

    balzac'in vadideki zambak kitabinda henriette genc kadinlardan su sekilde bahseder:

    genc kadinlardan kose bucak kacin! size soylediklerimden en kucuk bir kisisel cikarim bulundugunu dusunmeyin. ellisindeki kadin sizin icin her seyi yapar, yirmisindeki kadinsa, sizin icin parmagini bile oynatmaz: bu kadin sizin butun hayatinizi ister. digeri sizden sadece bir aninizi, dostlugunuzu, sevginizi ister. genc kadinlarla alay edin, onlarin her seyini sakaya alin, ciddi bir sey dusunme becerileri yoktur.

    dostum, genc kadinlar bencildirler, onemsizdirler ve ozlu dostluktan yoksundurlar, kendilerinden baska hicbir seyi sevmezler, bir basari yolunda gozlerini kırpmadan sizi feda ederler.

    zaten onlarin hepsi ozveri isterler, sizin durumunuz da size ozveride bulunulmasini gerektirir. iste bunlar yan yana gelmez iki istektir. genc kadinlarin hicbiri sizin cikarlarinizla uyusamaz. hepsi de sizi degil, sadece kendilerini dusunurler, hepsi de baglılıklariyla size yardimci olmaktan cok, kibirleriyle size zarar verirlerler......

    - edit: (bkz: #5921138) , (bkz: suser balzac) -
  • hayallerinin öldüğü ya da gerçeklerle örtüştüğü yaşlarda başlayan, deneyimin konuştuğu yaşlarda biten kadın türü.

    kanımca bu 22-35 yaş aralığı bu kadını yansıtır.
  • 30'unda yorgundur.
    he genç midir ki hala allah bilir.
  • balzac'in henriette'in ağzından yaptığı tanımım tam hali şöyledir:

    genç kadınlardan kaçın! bunu söylerken en ufak bir çıkar duygusuyla hareket ettiğimi sanmayın. elli yaşındaki bir kadın sizin için her şeyi yapar, yirmi yaşındaki ise hiçbir şey; biri sizden bütün hayatınızı isteyecektir, öteki ise arada vereceğiniz bir kaç dakika ile, göstereceğiniz bir iki incelik ile yetinecektir. ciddiye almayın genç kadınları, hep şakalaşın onlarla, ciddi bir yönleri yoktur onların. genç kadınlar, bencildirler dostum. basittirler; gerçek bir dostuluk bulamazsınız onlarda; kendilerinden başka kimseyi düşündükleri yoktur, en ufak bir başarıları uğruna sizi harcayabilmeleri işten bile değildir. sonra, hepsi de sizden bağlılık isteyecektir, oysa sizin durumunuz asıl size bağlı olunmasını gerektirmektedir, bu iki ucun uzlaşabilmesine imkan var mı acaba? içlerinden hiçbiri sizin çıkarlarınızın neyi gerektirdiğini taktir edemiyecek, hepsi de sizden çok kendilerini ön planda düşünecektir; bağlılıklarıyla size yararlı olmak şöyle dursun, üstelik bir de hırslarının isterileriyle yaralayacaklardır, baltalayacaklardır sizi; zamanınızı kaygısızca sömürecek, paranızı pulunuzu eritecek, toplum içindeki yükselme imkanınızı kibarca mahvedeceklerdir. dert de anlatamazsınız onlara, en budalaları bile elindeki eldivenin dünyaya bedel olduğunu, hiçbir şeyin kendisine hizmet etmekten daha değerli olamıyacağını söyleyecektir. hepsi de sizi mutlu kıldıklarını iddia edecek, toplumda elde etmek istediğiniz verimleri size unutturacaklardır. onların mutlulukları çeşitli durumlara göre değişen bir niteliktedir, oysa sizin ulaşacağınız yükselişler kesin ve gerçek olmalıdır. ah bilmelisiniz onlar geçici hevesleri doyurmak için, geçici bir arzuyu, yeryüzünde başlayıp öbür dünyada bitmesi gereken bir aşk haline getirmek hain bir hünerle, ne kurnaz bir sanatla çalışırlar! sizi tekedecekleri gün, baştan seviyorum sözüyle aşklarını nasıl mazur göstermişlerse, şimdi artık sevmiyorum sözüyle de terkedişlerini haklı gösterdiklerini söyleyecekler, aşk denen şeyin iradeye bağlı olmadığını ekleyeceklerdir sonra da. saçma bir düşünce bu, azizim! inanın bana, gerçek aşk ölümsüzdür, sonzuzdur; başta neyse sonra da odur; saçlarına aklar düşer ama gönlü genç kalır. hepsi de komedi oynayan genç kadınların hiçbirinde yoktur bu özellikler. sözgelimi, içlerinden biri başına gelen felâketlerle sizin ilginizi çekmeye çalışacak ve sanki kadınların en yumuşağı, en insaflısı gibi gösterecektir kendini; ama vazgeçilmez bir varlık olduktan sonra, bu kez, size hâkim olmaya, her istediğini yaptırmaya başlayacaktır: siz bir diplomat olmak, oradan oraya gidip gelmek, insanları ve ülkeleri incelemek mi istediniz? hayır paris'te ya da onun çiftliğinde kalmak zorundasınızdır; boynunuza bir halka geçirerek sizi istediği yöne sürüklemek isteyecektir; siz ne kadar bağlılık gösterirseniz, o, o kadar nankörlük edecektir. başka biri, boyun eğişiyle dikkatiniz çekmeye çalışacak, kulunuz köleniz olacak, dünyanın bir ucuna da gitseniz romanlardaki gibi ardınızdan gelecek, sizi elinden kaçırmamak için kendini tehlikelere atacak, boynunuza bağlanmış bir taş halini alacaktır. siz bir gün boğulacaksınız, ama o suyun yüzünde kalacaktır. kurnazlık tezgahında en az bezi olan kadınların bile tuzakları vardır; bunların en budalası bile erkekte uyandırdığı kuşku dolayısıyla galip gelebilir. en tehlikesizi, sebebini bilmeden sizi sevecek, sonra bir gün sebepsiz yere terkedip gidecek, en sonra da sırf şan olsun diye size yeniden gelen bir yosmacık olurdu. ama bütün bu kadınların, bugün, olmazsa yarın, size mutlaka büyük zararları olacaktır. sosyetenin kapısını aşındıran, oradaki zevklerle ve boş duygularla yaşayan her kadın yarı bozulmuş bir kadındır, sizi de bozacaktır. ruhunda hüküm süreceğiniz temiz ve ciddi yaratışı o salonlarda bulmanıza imkân yoktur. evet, sizi sevecek kadın kalabalığın dışında, yapayalnız yaşayan biri olacaktır, sizin sözlerinizle yaşayacaktır. bu kadın sizin için her şey olsun, çünkü zaten siz de onun için öyle olacaksınız. çok sevin onu, hiç keder tattırmayın, karşısına rakipler çıkarmayın, kıskançlığını körüklemeyin. birinin bizi seviyor, anlıyor olması, aziz çocuk, dünyadaki en büyük mutluktur; sizin bu mutluluğu tatmanızı dilerim, ama ruhunuzun çiçeğini örselemeyin, sevginizi akıtacağınız kalbe güveniniz olsun. bu kadın hiçbir zaman kendisinden ibaret olmayacaktır, hiçbir zaman kendini düşünmeyecek, aklı fikri hep sizde olacaktır; sizin hiçbir şeyinizde gözü olmayacak, kendi çıkarlarını sizin karşınızda hiç gözetmeyecek, sizin farketmediğiniz bir yerde kendini ateşe atma pahasına da olsa, sizi bekleyen bir tehlikeyi sezecektir. acı bile çekse, hiç şikayet etmeden, sızlanmadan çekecek, yapmacıklar yapmayacak, ama sizin kendinizde sevdiğiniz şeyler için saygıya benzer bir duygu besleyecektir. böyle bir aşka daha büyük bir aşkla karşılık gösterin. şu zavallı dostunuzun hep yoksun kalacağı şeye, uygun ve karşılıklı bir aşka rastlamak talihine ererseniz şunu düşünün: bu aşk ne kadar mükemmel olursa olsun uzakta, bir vadide sizin için bir anne kalbi çarpmaktadır ve onun kalbi sizin doldurduğunuz duygularla öylesine oyulmuştur ki derinliğini hiçbir zaman bulamazsınız. evet, enginliğini hiçbir zaman kavrayamayacağınız bir sevgi var içimde size karşı! bu sevginin olduğu gibi belirmesi için sizin şu parlak zekanızı kaybetmeniz gerekir; o zaman da bu bendeki bağlılığın nereye kadar gidebileceğini anlayamazsınız. üç aşağı beş yukarı hepsi de yapmacıklı, alaycı, kendini beğenmiş, hoppa, müsrif olan genç kadınlardan sakınmanızı, nüfuz sahibi kadınlara, teyzem gibi akıllı uslu, size yararı dokunacak, sizi alçakça yapılmış suçlamalara karşı koruyacak, sizin söyleyemiyeceğiniz sözleri sizin adınıza söyleyebilecek yaşlı ve azametli dullara ahbaplık etmenizi başka ne gibi bir sebeple söylemiş olabilirim ki? kısacası, yüreğinizdeki bütün sevgiyi o ilerdeki temiz meleğe saklamanızı öğütlerken bir ruh cömertliği göstermiş olmuyor muyum? asilin yükü ağırdır demiştim, bu söz ilk uyarmalarımın büyük bir kısmını ifade ediyorsa, kadınlarla ilişkileriniz hakkında fikirlerimi de şu şövalye sözüyle özetlemek mümkündür; hepsine hizmet et, ama yalnız birini sev.