şükela:  tümü | bugün
  • festivalde oynuyor. filmin özetini aşağıya yazıyorum.

    --- spoiler ---

    "baldız baldan tatlıdır"

    ~ friederich engels

    --- spoiler ---
  • (bkz: #67361368)
  • gidip gördüğümüz film. kötü film değil ama çok süper film de değil. ama gideni pişmn etmez. dönemin koşullarını gözlemlersiniz
  • paz dergisinin mayıs sayısındaki yazısında tanıl bora, çevengur kitabı hakkında bir eleştiri yazarken bir alıntı yapıyordu: "komünizm, insanların 'mülkiyet yerine yalnızca ve yalnızca arkadaş edinebildikleri' düzendir". bu arkadaşlığın yoldaşlık anlamını da düşünelim ve yine tanıl bora'nın "arkadaşlığın nasıl kuvvetli bir tasviri" olarak yorumlayıp aktardığı kitaptaki başka bir cümleye bakalım: "çevengur'da insanlar birbirleri için fikir gibidirler ya hani..."

    filmde marx ile engels'in henüz 26-24 yaşlarındayken başlayan dostluğunun, komünist manifesto'nun yazımına kadarki 4 yıllık sürecini izliyoruz. onlar da senin benim gibi, bira içiyorlar, sevgilileriyle tutkuluca sevişiyorlar, nasıl geçineceklerini düşünüyorlar (engels için geçerli değil tabii, babası pamuk fabrikatörü, ama arkadaş ortamında göze batmak istemeyen zengin bebe gibi fakirlik edebiyatı yapmayı seviyor:) bir de bunlar dışında, dünyaya dair fikir oluşturup makale yazıyorlar, beyin fırtınası yapıyorlar. anladın işte, birbirleri için 'fikir' gibiler...

    arkadaşlarla gezip tozmak, goygoy yapmak güzeldir ama benim için de en kuvvetli arkadaşlık, birbirleri için 'fikir gibi' olan dostluklardır. sırf çay ucuz diye gittiğimiz bir kıraathanede, yan masada fenerin forvet oyuncusuna ana-avrat total küfürler savrulurken varoluşçuluk tartışabildiğim, akademide reform yapmak (akademi mi? reform mu?) üzerine kafa yorabildiğim kişiler... yani işte, neyse ne, arkadaşlığın bu güzel tanımına tanık olmak için bile gidilir filme...

    bir de, marx'la beraber paris senin, brüksel benim gezerken 1800'lü yıllarda erasmus yapmış gibi olunabilir, tarihin sınıf mücadelesi tarihi olduğunu işitirken, yaşamları boyunca baskılarla-düşünürlerle-örgütlerle mücadele etmiş bu ikilinin yaşamındaki kişisel mücadele de az çok görülebilir. after credits'te ise tarihin sınıf mücadelesi olduğunu haber eden bir klip olacak, onu izlemeyi de unutmadan, çok kalıcı görsellikler beklemeden, zevklen izlenebilir...
  • akıcı olarak ingilizce, fransızca ve almanca konuşaraktan döktüren oyunculara sahip film. august diehl kendine hayran bırakıyor.

    ben büyük keyif alarak izledim şahsen. marx'ın yıkıcı dehasını seyretmek bile başlı başına büyük zevkti.