*

şükela:  tümü | bugün
  • emine senlikoglunun kaleme aldıgı kitap. gençlige hatıramdır serisinin ilk kitabıdır.
    kitapta, imani meseleler ele alınmıs ve sorulan sorulara cevaplar verilmekte. yani bir nevi soru-cevap seklinde hazırlanan bir kitaptır.
  • emine şenlikoğlu'nun mektup yayınları'ndan çıkan 408 sayfalık fantastik eseri. bir sitede tamamı yayınlanmış büyük bir sabırla baştan sona kadar okudum. fizik kanunlarından, atom çekirdeğine, evrim teorisinden, çok eşiliğe, allahsız komünizm'den ahlaksız avrupa'ya kadar daldan dala zıplamış. değinmedik konu bırakmamış.
    kitaptan bir kaç alıntı yapayım.

    öncelikle kafirlerin sorularına cevab veremeyen ve bu nedenle imanı bozulan gençlerin acıklı (!), durumuna dair muhteşem tespitler.
    --- spoiler ---
    eskiden müslümanlar'ı yoketmek için, öldürmek kâfi idi. fakat, durum şimdi tamamen değişti, kafirler şöyle diyorlar: "müslüman'ı öldürmeye lüzum yok, inancını öldürürsek fikri bizim olur, fikri bizim olunca da hem bir müslüman eksilir, hem de biz, bir tane adam kazanmış oluruz." fikri (inancı) öldürme metotları, tuzakları gayet basit: sorular... islâm'ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz gibi inen sorular. cevabı veremeyen gencin param parça olan zihni ve sonra kocaman bir isyan: "ben artik inanmiyorum." sen, daha önceden de inanmıyordun, inandığını zannediyordun. inanmak için, inandığın şeyi tanıman ve çok iyi bilmen lazımdı. halbuki sen, futbolu, rezalet filmlerini çok iyi biliyordun.moda, kumar, içki, kadın, kız, politika, falan artistin hayatı, filan şarkıcının hayatı derken, sevmen gerekeni sevemedin, tanıyamadın. onun için de aklın kafirler lehine kiralandı. sen, onlarla meşgulken, sana bir de soru tuzağı kurdular.
    --- spoiler ---

    ama endişeye mahal yok. emine şenlikoğlu soru tuzaklarını tek tek aşıyor. bu tuzaklara kapılan aysel'e hemencecik allahın varlığını ispatlıyor.

    --- spoiler ---
    aysel kardeş, avucunu aç, parmak uçlarına bak, parmak izlerin ne kadar birbirine karışık değil mi? elbette 'evet' diyeceksin. şimdi iyi düşün: dünyada 7 milyar insan var, bu 7 milyar insanın parmak izleri birbirine benzememektedir. bu 7 milyara kaç milyar daha eklersen ekle yine de birbirine benzemeyecektir. parmakların derileri yüzülse yine aynı eski parmak izleri oluşacak. şimdi nasıl olur da 7 milyar insanın parmak izleri birbirine benzemiyor? eğer kör tesadüfün eline verseydik, mutlaka birbirine karıştıracaktı.
    --- spoiler ---

    emine şenlikoğlu'ndan allah niçin görünmediğine dair bilimsel bir bakış

    --- spoiler ---
    biz, ancak mikro alemdeki bakteriler misali, neyin karşısında duruyorsak ancak onu görebiliyoruz. yani gözümüz neyi ihata edebiliyorsa, neyi görebiliyorsa, onu görebiliyoruz. şöyle bir misal daha vereyim: allah'ın varlığı meselesinde atomlardaki elektronların durmadan hareket ettiğini yazmıştık. ancak bazılarındaki hareketi görebiliyoruz, diye ilmin yüzde yüz doğruluğunu ispat etmiş olduğu elektronların hareketlerini inkar mı edeceğiz?
    elbette hayır. öyle ise, varlığında hiç şüphe edilmeyen allah'ı (c.c.) görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? öyleyse, görmemek bir şeyin olmadığını göstermez.
    --- spoiler ---

    burda da islamın kadına verdiği değeri açıklıyor. ``kadını asırlardır tokatlamaktan yorulmayan zalim eller`` ibaresine bayıldım.
    --- spoiler ---
    kadını, asırlardır tokatlamaktan yorulmayan zalim elleri, islâm havada yakaladı. bütün mazlumlarla birlikte kadını da kurtardı. onun asırlardır örselenen narin vücudunu, iffetin timsalidir diye nadide kumaşlara sardı. gözü paradan puldan başka bir şey görmeyen, daima bunun için birbirini yiyen erkeklerin elindeki altınları, mücevherleri aldı, kadınlara taktı. zalim ellerin tutup sürüklediği saçları tüllere bürüdü.
    --- spoiler ---

    çok eşlilik aslında kadınlara bir lütufmuşta haberimiz yok. 6. madde de belirtilen alman kadınlarının acıklı durumuna içim cız etti doğrusu.
    --- spoiler ---
    islâm dini, bir taraftan zinaya, idama kadar varan cezalar tertip ederken, diğer yönden ona vesileler bıraksaydı haksızlık olurdu. islâm alimleri, taaddüd-i zevcatı zaruri kılabilecek bazı sebepleri şöylece sıralamaktadırlar:
    1 — kadının, yaratılıştan cinsi iktidarsızlığa ve iştahsızlığa maruz bulunması.
    2 — zevcelik vazifesini görmesine mani müzmin bir hastalığa yakalanması.
    3 — kadının çocuk yapmaması.
    4 — kadın, ortalama ayda bir hafta hayız, her doğumdan sonra takriben kırk gün nifas (lohusalık) hali geçirir. bu müddetler içinde cinsî münasebette bulunmak islâm'da haramdır.
    5 — kadının cinsî kudreti, umumiyetle, erkeğe nisbetle 10-20 yıl evvel zayıflar. halbuki, bu zamanlarda ailenin durumuna göre bazen çocuk bile istenebilir...
    6 — başta harp olmak üzere zuhur eden büyük felaketlerde meydana gelecek erkek kıtlığı. bunun en güzel misali, ikinci dünya harbinden sonra almanya'dır. alman kadınlar, düştükleri acıklı hal ile hatta "erkek ithalatı" nı arzu etmişlerdir. " islâm'daki birden fazla evliliğe hücumlarda bulunan avrupa, bütün bu saydığımız zaruretleri tek bir şeyle halletmek istedi: "zinaya göz yummak" zina, fahişe, nameşru çocuk, meşru nikaha, meşru zevceye, meşru evlada tercih edildi. bununla beraber avrupa'da, kadın, erkek sayısındaki bu muvazenesizliği, metreslerin erkek hayatında ve malın güncel hayatta meydana getirdikleri tahribatı, veled-i zinanın çoğalması ile cemiyetlerde çocuk düşürmenin fazlalaştığını gören düşünürler, taaddüd-i zevcat hakkında tasvipkâr davranmaya başlamıştır.
    --- spoiler ---

    neden iki kadının şahitliği bir erkeğe eşit. kadının ve fizyolojik ve psikolojik eksikliği nedeniyleymiş. kadın daha vesveseliymiş, daha kuruntuluymuş, yalan söylemeye meyilliymiş. bunları diyen ve kabul eden bir kadın. buyrun.
    --- spoiler ---
    biraz da, şahitlikte iki kadının bir erkek yerine geçmesinden bahsedelim. kur'an-ı kerim'de allah (c.c) şöyle buyurmaktadır: "kadınlardan biri unutursa, diğeri ona hatırlatır." demek ki, şahitlikte, kadının erkekten farklı bir durumu olduğu anlaşılmaktadır. kadınların kendilerine mahsus bir halet-i ruhiyeye sahip oldukları bir hakikattir. bu konuda ruh doktoru ord. prof. mazhar osman şöyle der: "kadınla erkeğin tabiat farkı daha küçük yaşta başlar ve gittikçe artar. evvela, kadının esas mizacı heyecanlılıktır. bütün kadın psikozlarında bunun izleri görülür.
    heyecanın hakim olduğu psikozlar, meselâ, cinnet-i inhitatiye kadınlarda daha çoktur. şüphesiz isteri, asıl faaliyet sahasını kadınlarda buluyor. vahşi kavimlerden, en yüksek medenî milletlerin kadınlarına, pek asrî terbiye görmüş mini mini hanımlara, hudainabit bir köy kızına varıncaya kadar kadınlığın müşterek hisleri, birbirinden farklı olmayan jestleri vardır. her kadın ayın yarısını hazırlanma, âdet, âdetten sonra gayri tabiîlikle, adeta yarısı hasta olarak geçirir. kadın, aşkın mahsulünü dokuz ay karnında, iki sene göğsünda taşır. hamil, viladet ve nifasiyete ait bir çok ruhî tegayürler, tabiî ve mûtad sayılan asabiyetler gösterir. erkekle kadın birbirine nasıl müsavi olur? ruh tıbbında tetkikle ilerledikçe, ruhiyet ve zihniyetler arasındaki farkı daha vazıh göreceğiz. kadın, heyecanı ile yaşar, erkek, muhakeme ile temayüz eder."

    fikirler, kadıların dimağına değil, kalbine işlerler. ve bu yoldan onlara tesir ederler. tarafsız olmamak, teessür
    (den hoşlanmak, muhakemeden ziyade duygu ile hareket etmek, rekabetin bütün amelî ve ahlakî aksiyonlarına, nihayet sezişe dayanan bir istikamet verir... kadın, dikkat edeceği mevzularda kendi fikrini ve hatta hassasiyetini ilgileyen bir nokta arar. erkek, menfaati olmayan yerde yalan söylemez. kadın, muhayyilesinin realiteyi değiştirici olan hassası yüzündendir ki, daha vesveseli, daha kuruntuludur. bu izahlardan sonra diyebiliriz ki, islâm hukukunda bazı mevzularda, ancak iki kadının bir erkek şahit yerine geçebilmesi, kadınların erkeklerin yarısı gibi bir yaratık olarak kabul edilmesinden değil, kendi fizyolojik ve dolayısıyla psikolojik özelliklerinden ötürüdür.
    --- spoiler ---

    düğün salonunda evlenen sözde müslüman (!) modern bir kızın başına gelen ibret verici olaylar. şeriatı yaşamayan yuvalar bir bir yıkılıyor.
    --- spoiler ---
    biri müslüman diğeri de adı müslüman olan iki aile aynı günde evlenmişlerdi. islâm'ı yaşayan genç kız, "ben düğün salonu istemem" dedi. öteki de, "en modern düğün salonunu isterim" dedi.
    ben bu iki evliliği takibe koyuldum.
    islâm'a göre düğün yapan çiftin hiç borcu yoktu ve de allah'ın emrine,peygamberin kavline göre evlilik temellerini atmıştı. öteki ise şeytanın emrine, keferenin kavline göre temel atmıştı. aradan birkaç ay geçince, modern ailenin temelinde kımıldamalar olmaya başladı. meğer yeni damat işyerindeki sekreterle geziyormuş. birgün gelin hanımla karşılaşıp sordum:
    nasılsınız, dedim. ağlamaya başladı, "hiç iyi değilim" dedi. "kocam beni aldatıyor" dedi. dinini aldatan, allah'ını aldattığını zanneden biri seni aldatmış çok mu? ben sana söylemedim mi? allah bir kişiye yaranamamışsa, sen ona hiç yaranamazsın, diye. "ah haklıymışsın, boya ile, oya ile huzur olmuyormuş" ve buyuva yıkıldı. o gün bugün ne kadar yuva yıkıldığını gördümse dikkat ettim, şeriatı yaşamayanlarda yıkılıyor.
    --- spoiler ---

    ve son olarak ünlü biyolog emine şenlikoğlu evrim teorisini bir kalemde çürütüyor. özellikle "maymundan insan olsaydı, neden hepsi değil de bir kısmı insan olmuş, bir kısmı maymunlukta kalmayı seçmiş." lafıyla kahkaha attırmıştır bana. harun yahya'da bile yok bunlar.
    --- spoiler ---
    avrupa bile dinsiz olmasina rağmen darwin'e inanmiyor. soru: insan maymundan mı türedi? cevap: bazı kimseler maymunların evrimi ile insanın meydana geldiğini ileri sürüyor. bu hal imkânsızdır. çünkü geçmişte, iki bin sene içinde olup bitenleri (önceki yıllara nazaran) daha iyi biliyoruz. bu iki bin yıl içinde herhangi bir evrim olmamıştır. daha evvel olan evrimler varsa, bunlar da tahminden ileri geçmez. bulunan fosiller de bize, yüzde yüz doğru bilgi veremez. meselâ bir kafa bulunmuş. bu kafa insan kafası ile maymun kafası arasında birşey...bu kafanın, bir türe ait olduğunu kabul etmek yanlıştır. bugün dahi öyle kimseler var ki, yüzü gorile benziyor. yani bu adama bakıp, "insanlar da maymunlaşmaya başladılar" diyebilir miyiz? bazı insan çirkin, bazısı da güzel olabilir. güzel olan şükretmeli, çirkin olan huylarının güzelliği ile övünmelidir... binlerce, milyonlarca yıl evveli, tarihten önceki çağlara girdiği için o devirler hakkında söylenen sözler tahminden ileri geçemez. evrime ait gösterilen resimler, ressam işidir. fosiller de her şeyi bütün açıklığı ile ortaya koyamaz. "o devirde böyle bir canlı varmış" fikrinden ileri geçemez. maymundan insan olsaydı, neden hepsi değil de bir kısmı insan olmuş, bir kısmı maymunlukta kalmayı seçmiş. acaba bu seçim, maymunların isteğine mi bırakılmıştır? diyelim ki, organ bakımından maymunlar insana benzedi. peki, nasıl oldu da, maymun beyni uçak ve telsiz yapacak kadar gelişti ve insan beyni haline geldi? vicdan ve iman gibi şeyler nasıl teşekkül etti? insanlar konuşabilirken, maymunların halen konuşmamasının sebebi nasıl izah edilebilir? değil bir veya birkaç maymunun insan olması, darwin gibi bir biyolog isteseydi, kendisi maymun olamazdı. hatta boyu kısa idiyse uzatmak, kollarını uzun gördü ise kısaltmak elinde değildi. darwin gibi bir ilim adamının gerçekleştiremediği bir şeyi, nasıl olur da maymunlar gerçekleştirebilir? maymunun başkalaşarak insan olduğunu iddia eden insan, insan derisi içindeki cesetle, maymun derisi içindeki ceset arasındaki farkı görmemezlikten geliyor. acaba maymun böbreği, insana takılsa olur mu? elbette ki olmaz, çünkü doku farkı vardır. bazı kızların yüzünde sakal gibi kıl bittiğinden ilgili tabiplere müracaat edip, tedavi olmak isterler. fakat bugüne kadar beklenen sonuç alınamadı, pek çok kız oldukça sıkıntılı bir hayat yaşadı. tatbik edilen ilaçlar kızların yüzünde sakal çıkmasını önlerken, bu sefer onların saçları döküldü. yani yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. tabipler kıl hücrelerine hükmedip, onları iptal edemezken veya kıl çıkmayan yüzde kıl çıkmasını teinin edemezken, nasıl olur da maymunun kıllı suratı kılsız hale gelmiştir?
    --- spoiler ---

    hepsi ve daha fazlası için http://www.ravda.net/…ad/kitaplar/sorular/index.htm
  • emine şenlikoğlu'nun kendince hazırlamış olduğu islamiyet'in sss * eseri olsa gerek. yani diyor ki, siz başkalarına sorup durmayın, onlar sizi kandırır, yalan anlatırlar, bunu okuyun. ne kadar güzel değil mi a dostlar? sorgulayamayan bir nesil yetiştirebilmek. şimdi sana "sorgulanmasından korkulan bir din mi bu islamiyet? niye korkuyorsunuz?" diye sorduklarında ne cevap vereceksin? e adam haklı. sorgulatmıyorsun ki. "al yemek bu. bunu yiyeceksin. içinde ne olduğunu sorma" ya getiriyorun işi. ondan sonra da islamiyet, kuran bik bik bik diyorsun. el fikir, el cevap??
  • kendi capinda ve iyi niyetle yazildigina inandigim, ama teksas, tommiks, orumcek adamdan cok farkli olmayan, cok da kafasi calismayan insanlarin bile etkilenmeyecegi eglencelik bir kitap.

    bunu gorunce ancak sunu bir daha anliyorum, hakkaten de ulkemizde kafasi calisan insanlar dinle ilgili ya calismiyor ya da kendini tanitamiyor. ulkenin ve islam dininin geri kalmasinin da sebebi bu olsa gerek. gerek osmanlinin yukselis devrinde gerek arap hukumdarliklarinin guclu oldugu devirde din adamlarinin ortak ozelligi kafasi calisan insanlar olmasi. cunku hem o devirde hem ne yazik ki bu devirde, okuyup arastirip ogrenecek bir toplumumuz yok. din adamlarindan bilgi ediniliyor. o devirdeki din adamlari kaliteli olunca toplum da tabi biraz daha iyi bir seviyede dunyaya gore.

    azicik kafasi calisanlar illa ki muhendis, avukat, doktor veya ogretmen olursa, o zaman din konusu da kafasi daha az calisan insanlara kalir. emine senlikoglu da ulkede dinle ilgili kitap yazabilecek birisi hatta kitap yazabilmesi pek de mumkun degilken o bile ortaya cikar, kendince biseyler yaptigini sanir.
  • emine senlikoglunun iman calan sorulari bir bir cevapladigi kitap. pek cok sorunun cevabi da" "sanane!". okudum bastan sona ordan biliyorum
  • soru sorulmaması, sadece iman edilmesi gerektiğini düşünen yazar beyanı.
  • işte o sorular:
    neden 1 erkek 4 kadınla evleniyor? siz bunu kadın onuruna yakıştırıyor musunuz? bu durum hayatın gerçeklerine uyuyor mu?

    eminanımın cevabı:
    6 — başta harp olmak üzere zuhur eden büyük felaketlerde meydana gelecek erkek kıtlığı. bik, bik, bik...

    yorum:
    şimdi türkiye'de 70 milyon insan var. bunların da 40 milyonu evlilik çağında. farzedelim şeriat geldi, erkekler 2şer, 3er, 4er kadın aldılar. ortalama evliliklerde ise 1 erkeğe 2 kadın düşüyor diyelim. yani 20 milyon kadın 10 milyon erkekle evli durumda. pekiiii, kalan 10 milyon erkek ne yapsın? ne etsin? her biri 4 kadının hakkından gelebilecek bu aslan parçalarına ne olacak? eşcinsellik de yasak. eminanım bu konuya bir açıklık getirebilir mi?