şükela:  tümü | bugün
  • yasli basli bi amcanin ya da bi teyzenin, gordugu bir genc icin sarfedebilecegi cumle olabilir..
    sozkonusu genc buyuk olasilikla enerjik bi sekilde ortalarda dolasmakta, eylenmektedir hatta . aaah ah denir hemen ardindan da.
  • insanin tam daha ne isterim ki ruh halinde bulundugu gunlerin degerini bilmesi gerektigini hatirlatan cumlecik - yaslaninca bu kadar guzel olacak mi her sey demeden durulmuyor, o ayri...
  • ornek kullanim:

    "genclik guzel sey de, su coluk cocugun elinde heba oluyo..."

    - odtu mimarlik'tan bi hoca
    -- aktaran: (kulak misafiri) bi arkadas
  • hermann hesse'in bir kitabı.
  • yaygın kanının aksine gençlerin gençken de farkında olduğuna inandığım hipotez. yalnızca genclik denen şey bittikten sonra ekstra bir üzüntü kaynağı olup adından çok söz ettirdiği halde içindeyken ekstra bir mutluluk kaynağı olamadığı için gençler gençliğinin kıymetini bilmiyor sanılır, ama yok oyle degil.
  • herman hesse'nin bir hikayesi ve hikayeler toplamından oluşan bir kitabının ismi. insan hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri olan çocukluğun bitip yetişkinliğin başladığı noktada yazılmış, edebi açıdan gönülçelen ile akraba olduğunu düşünüyorum kendi hesabıma. bir de "gurbet yavrum garba düşmektir gurbet" dizesini hatrıma getiriyor konusu itibariyle. zira gurbetten dönen bir karakter var romanda, bir de yetişkinlik çocukluktan gurbete düşmek değil midir zaten?
  • hesse'nin öykü kitabı ilk olarak 93'te cem yayınevi'nden sonrasında 99'da afa yayınları'ndan çıkmış. elimde cem'den çıkan baskısı mevcut ve çok sıkıntılı bir anımda yıllardır kütüphanede bekleyen kitaba adını veren gençlik güzel şey adlı kırk sayfalık uzun ve huzur dolu öyküyü okudum, her hesse okuyuşumda olduğu gibi yine kendime geldim.. öyküyü behçet necatigil çevirmiş (öyküyü dedim çünkü kitaptaki öykülerin yedisinin çevirmeni kamuran şipal, geri kalan üçünü necatigil çevirmiş ki böyle bir şeye daha önce rastladığımı hatırlamıyorum). sadede gelme vakti: öykünün anlatıcısı artık yetişkinlik dönemine adım atmakta olan hermann adlı karakter ki otobiyografik bir öykü olduğunu anlamamak için odun olmak gerekir. hermann, gençlik döneminden bir yaz tatilini o zamana dönerek anlatır; genç hermann ikamet ettiği şehirden, doğup büyüdüğü yer olan kırsala yıllar sonra, artık başarılı biri olarak geri dönmüştür ve olaylar gelişir.. olayların serimlendiği kısımda ise mevzu hermann'ın anna adlı kıza karşı hislerini dışavurma bölümüdür.. lakin bu serim bölümüne gelmeden önce çok beğendiğim bir pasaj var önce orayı aktarıyorum:
    ''bana öyle geliyordu ki o ilkbahara benzeyen çağların yarı bilinçsiz akıp gidişinden ben henüz kurtulamamıştım. benim hayatım hala tesadüften, şanstan, anlaşılmaz şeylerden ibaretti de ben yine güvenimi kaybetmiyor, bunda gizli bir hikmet, bir kanun bulunduğuna inanıyordum; adam olabilmem için bunu anlamam gerekiyordu.''
    ve öykünün final bölümü olan kısımda sıra. burası okumayanların ve okuyacak olanların tadını kaçırabilir ona göre (dur dur hatta spoiler ibaresi koyayim).

    --- spoiler ---
    hermann, hoşlandığı kız olan anna'ya hislerini ifade etmek üzereyken anna 'vazgeçin söylemekten' der ve dost kalmayı teklif eder çünkü hermann konuşmadan kendisine yönelik ilgisini sezmiştir.. son bir açıklama yapar anna:
    ''ben de tıpkı sizin gibiyim: birisini seviyorum; onun benim olması imkansız. insan bu durumda olunca bütün dostluklara, iyiliklere, neşelere, elinden daha başka bunlara benzer ne gelirse hepsine iki misli tutunmalıdır değil mi? bunun için diyorum ya, biz dost kalalım, hiç değilse şu son gün birbirimize karşı neşeli davranalım.''
    hermann, anna'nın tavrına bozulmamış aksine konuşmanın ardından aralarına katılan kızkardeşinin de etkisiyle ortama uyup neşelenmiştir. öykünün anlatıcısı olan yetişkin hermann, zamanında bunu yapabilişini şöyle yorumlar: '' genç oldukça, üzerinde güven dolu tecrübesizliğin tatlı gökleri bulundukça katlanabilir herkes.''
    ve öykünün sonunda genç hermann, herkesle vedalaşıp trene biner ve şehre doğru yola koyulur. onu uğurlayanlarsa kızkardeşi ve anna'dır.
    --- spoiler --- *
  • hermann hesse ile tanışmamı sağlayan kitap.

    sabah'ın nobel dizisi basımı elime geçti. 11 öyküden oluşuyor. genellikle roman okuduğum için ilgimi baştan kazandı. hiç karşılaşmadığım kadar doğa, özellikle çiçek tasviriyle karşılaştım. ''başka yolu yoktu bunun; değişen ve yüzünde maske taşıyan kişi, alıcı bir gözle baktı mı, doğallık içinde gelişip büyüyen nesnelerin özellikleri karşısında çaresizce irkilecektir.'' diye bir bölüm de var için de hesse'nin doğa ilgisine yorduğum. kahramanın sürekli tepelere tırmandığı güz mevsiminde yaya bir gezi adlı öyküyü okuduğum iki gün rüyalarımda hep yükseklere çıktım. benim için bir insanı anılarından tanımaya çalışmak gibiydi. çok değerli eski kitap kokusuna karşılık, son sayfalarının olmadığını fark ettim sonuna geldiğimde. yani benim için sonuna.

    --- spoiler ---

    ''kendilerini henüz gereği gibi tanımadığımız büyüklerimiz, biz çocukları incitmekten sakınır, sevecen davranır bizlere, çünkü henüz hiç bir kırışıklığın ve buruşukluğun yer almadığı alınlarımızda tanrı'nın soluğunu hissederlerdi.''

    ''tuhaf, yürümek siste!
    taş toprak tek başına
    ağaç ağaca gizde
    her biri tek başına.

    dünya dostlarla dolu
    yaşam gülerse yüze
    sis tutmuşsa sağı solu
    seslenmek boşuna: gelsenize!

    bilge olacak nereden
    tanımazsa karanlığı insan
    karanlık kaçınılmaz ve usulcacık
    ayırır onu herkesten.

    tuhaf yürümek siste
    yaşamak tek başına
    insan insana gizde
    herkestek başına.''

    --- spoiler ---
  • almancası schön ist die jugend* olan, insanın aklı havada dönemini en güzel anlatan eserlerdendir.

    gençlik güzel şey üzerine bir takdim
  • "büyüklerinki de içinde olmak üzere sürekli alışkanlık kokuyordu yaşam; her şey kepazenin ve bayağının zafer kazanmasını sağlayacak gibi düzenlenmişti."

    adı geçen kitabın "çocuk ruhu" isimli hikayesinden bir alıntı. her çağa hitap ediyor, çünkü insanı anlatıyor.

hesabın var mı? giriş yap