1. genel af, hem suçun, hem cezanin affedilmesini öngörürken, özel af yalnizca cezanin silinmesi, suçun baki kalmasi anlamindadir. bu baglamda tek kisi için genel af çikartilabilecegi gibi, tüm mahkum camiasi için özel af da çikartilabilir.
  2. cezaevlerinin doluluğu veya kimi mahkumların dramlarını bahane edilerek müzmin suçluların halkın arasına salıverilmesi. sık olması durumunda suç işlemeye meyilli insanlar, nasıl olsa genel af çıkar düşüncesiyle suç işlemekten çekinmemektedir. yargıya olan güven hem suçlular cephesinde hemde halk cephesinde kaybolmaktadır.*
  3. dunyanin cogu ulkesinde 'aftan' yararlanmak icin cezaevinde iyi halinin olmasi, pismanlik belirtmesi gibi bazi sartlar vardir. cezaevinden kacmak "iyi halli" bir davranis degildir ornegin. aman yaa neler diyorum..
  4. ülkemizde sıkça karşılaşılan bir uygulama. neden olarak ülkede toplumsal barışın sağlanması ve kimi olağandışı zamanlarda gereksiz yere verilen ağır cezaların, bu durumun ortadan kalkması veya hükümet değişimi sonucunda düzeltilmesi amacıyla çıkarıldığı gösterilir. örneğin 1933'teki 10. yıl affı veya darbe sonrası askeri hükümetin çıkardığı 27 mayıs affı örnek verilebilir. tabii her zaman kazın ayağı gösterildiği şekilde değildir. afların sıklıkla çıkarılması ülkedeki adalet kurumuna duyulan güveni eritir ve toplumu şu anda sıklıkla karşılaştığımız linç psikolojisine itebilir. ülkemizde en son genel af rahşan affı olarak bilinen 2000 tarihli ecevit hükümeti affıdır. adi suçluların salıverilmesi ama devlete karşı suç işlemişlerin salınmaması gibi aslında tam tersini beklememiz gereken saçma bir uygulama olmuştur.

    ideal devlette devletin sadece kendisine karşı işlenmiş suçları affetme yetkisi olmalıdır, bireylere karşı işlenmiş suçları devlet affedemez.
  5. "bağışlama mutlaka bir yargı sürecini gerektirmez.
    bağışlama hukuktan değil, armağan ekonomisinden kaynaklanır. yalnızca mağdur bağışlayabilir. beri yandan, failin bağışı kabul etmemesi de söz konusu olamaz. bu açıdan bakıldığında, bağışlama geri çevrilemeyen bir armağandır.
    (bkz: p. ricoeur, a.g.e., s. 144)
    bağışlama unutmak anlamına da gelmez. tam aksine, bağışlama belleği güçlendirir, belleğe gelecek kazandırır, belleği geleceğe açar. işte bu noktada bağışlama ve genel af arasındaki o çok önemli fark beliriyor. bağışlamanın hukuktan kaynaklanmadığını belirtmiştik. devletin çıkardığı genel af da hukuksal değildir, özünde siyasaldır. oysa, bağışlama 'politik kategorileri kesinlikle aşar.' hibe ekonomisi alanına dahildir.
    genel af söz konusu olduğunda devlet sanki vicdanı varmış gibi, sanki yas tutmuş gibi affettiğini açıklar. suç sayılan eylemi hiç işlenmemiş sayar ve bir daha hiç anılmamasını ister. bu açıdan bakıldığında genel af, 'devlet eliyle yaratılan bellek kaybı'dır. dolayısıyla, genel af adaleti gerçekleştirmez, sallantıda bırakır.
    kuşkusuz bir de devletin kendine karşı işlenmiş saydığı suçlar var. politik muhaliflerin durumları geliyor hemen akla. devlet muhaliflerine karşı o denli bağışlayıcı değil. daha doğrusu ancak, gözdağı verdikten, ağır biçimde cezalandırdıktan, hatta açıkça zulüm politikalarına maruz bıraktıktan sonra affediyor, çoğu kez bu kadarını da yapmıyor."
    kaynak: http://www.umut.org.tr/index1.htm
  6. kanuna saygılı halka, canı, malı, namusu saldırıya uğramış insanlara yapılabilecek en büyük hakarettir. 3-5 oy uğruna vatana ve millete ihanet etmektir.

genel af hakkında bilgi verin