şükela:  tümü | bugün
  • aşağıda sayısal veriler ile açıklanmış gerçektir. haber linklerini okumak isteyenler olur diye sayısal veriler şpoyler şeysi içinde verilmiştir.

    --- spoiler ---

    rahşan affından bu yana alacak olursak yıllara göre toplam tutuklu ve hükümlü sayısı;

    -2000'de (rahşan affı öncesi) 72 bin
    - 2000’de 49 bin 512
    - 2001’de 55 bin 609
    - 2002’de 59 bin 429
    - 2003’te 64 bin 296
    - 2004’te 57 bin 93
    - 2005’te 55 bin 87
    - 2006’da 70 bin 277
    - 2008’de 103 bin 235
    - 2009’da 116 bin 34
    - 2010’da 120 bin 814
    - 2011’de 128 bin 604
    - 2012’de 136 bin 2
    - 2013’te 144 bin 178
    - 2014’te 156 bin 195
    -2016'da (15 temmuz öncesi) 191 bin 423
    -2018'de (infaz düzenlemeleriyle 50 bin kişi salıverilmesine rağmen) 229 bin. kaynak1

    tabloyu yorumlarsak: rahşan affında cezaevinden yaklaşık 22.500 kişinin çıkmasına müteakip, mevcut tutuklu ve hükümlü sayısına ek olarak; sonraki 10 yıl içerisinde 71.302 yeni kişinin, 16 yıl içerisinde 141.911 yeni kişinin suç işleyerek cezaevine girdiği ortaya çıkıyor.

    "türkiye’de 291 kapalı ceza infaz kurumu, 70 müstakil açık ceza infaz kurumu, 3 çocuk eğitimevi, 8 kadın kapalı, 5 kadın açık, 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 384 cezaevi bulunuyor. toplam kapasite ise 207 bin 339 kişi. dolayısıyla 22 bin dolayında kapasite fazlası tutuklu ve hükümlü var.

    tutuklu sayısının 2018 sonu itibarıyla 275 bine çıkacağını öngören adalet bakanlığı, 45 yeni cezaevini tamamlamayı planlıyor." kaynak2

    muharrem sarıkaya'nın yorumuyla: "kamuoyuna “rahşan affı” olarak kazınan cezaların indirilmesi yoluyla sağlanan af 22 aralık 2000’da çıktığında cezaevleri boşaldı -2 yılda % 20 fazlasıyla doldu-." kaynak3

    --- spoiler ---

    ilgili makalelerde tüm genel af dönemleri için, af sonrası 1-2 sene içerisinde (bu süre ülkemizde minimum yargılama süresidir) cezaevlerinin tekrar eski doluluğuna ulaştığını gösteren rakamlar mevcut.

    sonuç olarak, yargılamalarda tutukluluğun esas olduğu bir sistemde hükümlülere af getirilmesi, insanlarda adalete olan güveni sarsar. hapishanelerde devrecilik-sıracılık başlatacağı gibi, toplumda mafyalaşmaya sebep olur. adalet duygusu devlet mekanizması tarafından doyurulmayan halk, kendi adaletini sağlama yoluna gider. ülkede çeteleşmenin önünü kimse alamaz.

    ülkede rutine dönüşen aflar sonucunda cezaların caydırıcılığı kalmayacağından suçun önüne kimse geçemez. asliye ceza mahkemeleri göstermelik kurumlar haline geleceğinden, aynı zamanda asliye ceza mahkemesinde (10 yıl ve altı hükümle) yargılanacak olan bireyler, ağır ceza kapsamına sokulmaya çalışılarak, kişilerin suçlarına oranla daha fazla hüküm giymelerinin de önü açılır. kısacası mizan şaşar!..

    hapishaneden bir af ile çıkacağını düşünen suçlular, daha fazla suça bulaşırlar. hapisten çıkıp ilk akşamında bir anne kızı kaçırıp, gözlerini çay kaşığı ile oyarak tecavüz eden, sonra da boğan, bu esnada annenin ellerini kollarını bağlayıp olayı izleten insanlar oldu bu ülkede. yapmayın allah aşkına. şartlı tahliye ile çıkıp yarım bıraktığı işi tamamlayan azılı katiller gördük, görüyoruz.

    bu sebeple, kamu vicdanında derin yaralar açacak genel affın hiçbir yaraya merhem olmayacağının bir daha altını çiziyor, devlet büyüklerimizden böyle bir karara imza atmamalarını talep ediyorum.

    fakat şunu da biliyorum ki: bu ülkede "af, seçim ve tezkere" kelimeleri bir kere ağızdan çıktı mı, önünde kimse duramaz. yeni distopyamız hepimize hayırlı olsun...

    edit:imla
  • devlet bahçeli’nin kendisini destekleyen ve tabanda sözü geçen kişileri kurtarma çalışmasıdır. haksız mıdır ? değildir ama bir kaç kişi için binlerce suçluyu salmak doğru değildir.
  • suç oranını ne kadar artırır bilmem ama adaletsizliğin "feriştahı" olacağı kesin olan gerçektir. gerçekten bu ülkede kanunlara uymak bildiğin enayilik haline geldi.
  • afla çıkanların büyük çoğunluğunun aynı suçu hatta beterini işledikleri kanıtlı ve kayıtlı bir gerçek.
    en son affın bedeli de ortada.
    siyasetten de ters teper.

    umarım böyle bir hataya kimse düşmez!
  • sayısal verilerin hiçbir şey ifade etmediği, varsayımdan öteye geçemeyecek yargıdır. devletin adaleti tesis etmesi gerekliliğini gözardı etmekten yorulmuyoruz. buna rağmen oturup kahvehanede atıp tutar gibi uygulanan adaletsizliklerden bahsediyoruz. toplum ne ise devleti yönetenler de odur, ne yazık ki bu bizim en acı gerçeğimizdir.

    toplumun adalete olan güvenini genel af'lar ile salınan suçlular sarsmaz. toplumun adalete olan güvenini torpil ile savcı ve hakim olarak atanan teröristler sarsar. çok yakın bir zamanda 3817 (yazı ile üç bin sekiz yüz on yedi) hakim ve savcı fetöcülükten ihraç edildi. çoğu tutuklandı ve çok ciddi suçlamalarla yargılanıyorlar. şimdi bu adamların verdiği cezalara eğilirsek, hangi başlık toplumun adalete olan güvenini sarsar acaba?

    18 yaşında bir çocuk organize suç örgütü üyeliğinden tutuklanıyor. hakkında 8 tane dosya hazırlanmış. yargılamanın 3. yılında bu 18 yaşındaki çocuk birden suç örgütünün lideri oluveriyor. 4. yılda tekrar üyeliğe düşürülüyor. 5. yılında karar çıkıyor: toplamda 60 yıl hapis cezası. dosyanın toplamı 45 klasör. yargılamanın toplam süresinde 3 defa hakim değişiyor. karar veren hakim daha önce başbakanlık döneminde tayyip erdoğan'ın ofisine böcek yerleştiren polisleri salmış, şu an onunla yargılanıyor.

    ceza verilen 4 dosya yargıtay tarafından "suç işlediğinde 18 yaşından küçük olduğu göz önüne alınmamıştır" diyerek bozuluyor. normal şartlarda bütün dosyaların sadece bu sebep gösterilerek geri gönderileceği yerde 4 dosya gönderiliyor. neden biliyor musun hukuk dehası? çünkü şaibe içerek bir karar diğerlerini de şaibe şüphesine götürür. mesela ceza verilen dosyalardan birinde 12 yıl ceza verilmiş, fakat mağdur kişiyi tanımadığını hem sözlü hem de yazılı beyan etmiş. fakat bu aşağılık adamlar hızlı bir göz gezdirme ile dosyayı okuduklarından, dikkate almamışlar. bakın kumpas filan demiyorum, ki o gruba yapılan düpedüz kumpastır. bahsettiğim çocuk da yapılan telefon görüşmeleri delil gösterilerek alınıp gruba dahil ediliyor. zaten ülkücü ve alperen grupları içeri tıkmaya yemin etmiş fetöcü zihniyet önceden cezaları kesmiş, okuyup ne yapacak?

    şimdi asıl soruna gelelim. takibi yapan kom ekibi fetö'den açığa alınıyor ve komiserleri şu an yargılanıyor. iddianameyi hazırlayan savcı açığa alınmış ve tutuklu. hakim tutuklu. ulan katibi bile tutuklamışlar, hangi güvenden bahsediyorsunuz siz? 18 yaşında tutuklanan çocuk şu an 29 yaşında. bütün adli yollar tıkanmış, dilekçene 3 yılda cevap alabiliyorsun. sen bu çocuğun dosyasının gerçek deliller ile desteklendiğine kefil oluyor musun? komik olmayın. bu şekilde yıllardır içeride çürüyen, telefon görüşmesi veya kanaat gerekçe gösterilerek onlarca yıl ceza almış ve bütün hayatını kendini hiçbir şekilde ifade edemediği, muhatap bulmasının mümkün olmadığı beton bir yapı içerisinde geçirecek olan binlerce insan var. dosyaları okunmuyor. 45 klasör, 29 kişi! içerik komple saçmalık, kişiler bile dosyaları birbirine bağlayamıyor. çoğu birbirini tanımıyor. hepsi başından beri kumpas diyor. elle tutulur tek somut delil yok. silah, mermi, bıçak, senet, para yok! sadece telefon görüşmeleri! afedersiniz kuzum da siz ruh hastası mısınız?

    yapılan hiçbir indirimde organize suç kapsama alınmadı. 60 yıl ne ulan anayasa kitapçığına fışfışladığım, hangi güvenden bahsediyorsun sen? bir insan suçlu olsa bile, hukuktan bahsediyoruz ya, ülkenin ortalama yaşam süresi göz önünde tutulup son 5 yılını özgür geçireceği bir cezalandırma yöntemi geliştirilerek yargılanmalı. 250 yıl ceza verilen adamlar borçlu mu ödeyecek cezasını, yoksa koğuşa mezar kazıp içine gömmeyi mi düşünüyorsunuz? 1000 yıl ceza almış adama "kardeş biz bu cezayı vericez ama sen yatabilecek misin?" diye soruyor musunuz?

    genel af şarttır. suç oranının bu şekilde artacağı da bu bağlamda devletin umurunda olmamalıdır. çünkü bu dünyayı kendi hataları ile var etmişler, vatandaşlarını bu işin içinden çıkarmak da onların görevidir. veli küçük dışarıda, bu çocuk içeride. hadi ya! senin çok hassas duyguların sarsılmasın diye ailelerin hayatı mahvoluyor. işçi maaşıyla oğluna avukat tutmak isteyen, eli çantalı soyguncular tarafından soyulan ve davasına bile girilmeyen garibanlara nasıl vereceksin yarattığın düzenin hesabını? resmen tezgah kurmuş yolduruyorsun adamları! oh ne adaletli iş. oh ne güzel ticaret. al, suçla, tutuklat, soydur ve, ama, hala, hep tecrite devam. muhatap? muhatap yok. ceza dairesindeki reise gidiyorsun, kardeş yeniden bi okusanız bak feci bir hata var diyorsun. adam ne dese beğenirsin? kardeş 45 klasörü ben okurum diyorsan otur oku. ayırıştırılıp anlaşılacak gibi değil. iyi, vatandaşa böyle bir dosya kilitle, gel sen oku de. yapılan savunmaları kaale alma. mağdurların "bu kişi değil, tanımıyorum ben bunu" beyanlarını ipleme, sonra terörist olarak tutuklan; ama af denince odolot doygoso diye tepin.

    adaletinizle tartılın inşallah.
    müstehakınızı bulursunuz inşallah.
    cımcıriyet savcılarının vicdanına kalın inşallah.
  • affın yapılmasını istememekle birlikte bu sayısal verilerin bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

    bu sayılar sadece affa bağlı değişmez nüfus artışı, dönemsel ekonomi krizler, ayrıştırıcı siyasi propagandalar vb. bir çok sebep artışın nedeni olabilir.

    bu sebeple çıkıp şunun araştırılması gerekir.
    ‘cezaevinden af ile çıkanların ne kadarı tekrar geri döndü.’