şükela:  tümü | bugün
  • her türlü kesme biçme işleminin yapıldığı yer.

    apandisit ameliyatı da yaparlar, ayak da keserler...
  • (bkz: yarrahi)
  • kodaman doktorların piyasayı kaptığı,yeni nesillerin özel hastaneler kapağı atmaya çalıştığı bilim dalı. özellikle yoğun hastanelerin acil cerrahi servislerinde insanlıktan çıkartılırcasına çalıştırıldıklarından ilerde ruh sağlıkları fena şekilde bozulur.
  • allah'in gunu azar yedigimiz, gulmenin hem suc hem meziyet, somurtmanin hem suc hem "yapilmasi gereken" oldugu bir yer. normalin anormal, iyinin kotu, dahiliyenin hep kotu oldugu bir yer. "ben nereye dustum allah'im" cigliklari arasinda kendi sesimi duyamaz oldum.
  • uzmanligini bitirince op. olunuyor..(bkz: op)
  • eski adı hariciye olan. spesifik branşların bağımsızlığını ilan etmesiyle elinde batın, meme ve tiroid kalan tıp disiplini. aslında yasalar, genel cerrahi uzmanı için üç boşluğu da açmaya yetkili kişi diye bahseder. (bkz: üç boşluk)
  • asistanlığımın ilk yılında istifayı bastığım, hayatınız boyunca en ağır aşağılama ve hakaretlere maruz kalacağınız klinik..
    _ bu pansumanı neden yapmadın?
    _ unuttum abi....
    _ unuttum diye bişey yok!!
    _ yetişemedim abi...
    _ yetişemedim diye bişey yok!!
    _ yapmadım abi...
    _ bide utanmadan yapmadım diyosun!!

    ben daha ne diyeyim.....
  • uzun yıllar önce, tıbbın dahiliye, hariciye, asabiye diye ayrıldığı dönemlerden günümüze ulaşan bir bölümdür. hariciye kısmı tam olarak cerrahiyi kapsadığı için asabiye+ hariciye dediğimizde genel cerrahiyi daha iyi anlamtış oluruz. nasıl mı?
    neredeyse her tıp fakültesinde bir genel cerrahi kodamanı vardır. bunlar en aşağı 65 yaşındadır ve iri yapılıdır. gülmezler, bağırırlar. kimsi şarabı üzümüne göre seçer kimisi ise domatesi neşter istercesine " ver hareketi" ile ister. (ver hareketi= morheus' un klasik "gel ve dövüş benimle" hareketidir, elle yapılır, parmaklar anahtar rol oynar)
    neyse konuyu dağıtmamak gerekirse, bunlara göre (cerrahyen yaklaşım) derse bir dakika geç kalınması demek "bir dakikada hasta ölür, defol gözüm görmesin" dir. ancak 9:30- 10:00' dan önce okulda olmazlar (ensesi kalınlıktan ileri gelen bir tutum). stajın başlamasından tam olarak koca bir ay geçmiş olmasına rağmen derse de girmezler. ( çok büyük adamlar, gerek yok böyle talebeyle uğraşmaya) ancak bunların altında cici profesörler, doçentler, yer yer yardımcı doçentler olur. işte öğrenciyle bunlar daha çok muhatap olur. ders anlatırlar, vizit yaparlar, hasta hazırlatırlar vs. gene ders hiç bir zaman zamanında başlamaz ve zamanında bitmez ama çabalarını takdir ederiz ( sümüklü öğrenci, sen kimsin be?) poliklinikte ise asistanlara emanet olunur, onlar direktif verir öğrenci görevini ifa eder.
    sonra bir sabah, size verilen hastanın odasından çıkarken kodamanların biri sizi gözüne kestirir ( ne sizi be? bizzat ben, ama böyle sizli falan yazınca okuyucuyu olaya dahil etmiş gibi oluyor- okuyucu keriz değil, dahil falan olmuyor- ve "siz" daha bir rahat yazıyorsunuz, evet siz, hatta sen, seçilmiş olan!) ve dövercesine "gel burayaa" diye haykırır. insan olan korkar, tırsar ve kekeler. neyse odaya girilir, hoca hastanın ayağına bastırırken " ne yapıyorum ben?" diye mırıldanır. duymadığınız o şeyi tahmin yürüterek duymuş gibi yaptığınızda cevap verirsiniz (siz!): kapiller dolaşıma mı bakıyorsunuz? ödem mi bakıyorsunuz? nikolski fenomeni mi bakıyorsunuz? vs vs.. her şeyi bakıyor olabilir, öyle ya, adam dersinize hiç girmemiştir ve şimdi sizden kafasından geçen cevabı tahmin etmenizi beklemektedir. bu kısmı fazla uzatmayım ama şu son cümleyi bir yerlerden hatırlayacaksınız.
    gümezler( büyükler asla gülmez). ders de işlemezler pek, işleseler de öyle bir işlerler ki işlememişler gibi gelir insana. yani bomboş gelir. yani genel cerrahi stajı genç dimağlarda "genel yatış" va ya "kantin stajı" olarak yer eder. taa ki o kara güne kadar.
    -----
    disiplin şart!!!
    -----

    yani kodamanların öncülüğünde koca kliniğin sizi sınava tabii tuttuğu güne kadar. her şeyden önce kişinin ağzından dahiliyeye dair bir şey çıkmamalıdır, hatta "dahiliye" derken bile kişi suratını büzüştürmelidir, tiksintiyle karışık acıma hissini mimiklerine yansıtmalıdır (tabii ki çakal bir öğrenciyse). kişi cevabını bulamadığı sorulara büyük ihtimalle tutacak şu yanıtı vermelidir " hiç bir şey yapamıyorsak bir açar bakarız hocam" işte bu "açmak" kelimesi yer yer hayat kurtarıcı olabilir. bu arada derste, ders aralarında etrafa gülücükler saçan hocalar da sınavda karakter değiştirir, biz buna tıp dilinde "kötü diferansiye malign karakter" deriz, sağ gösterip sol vururlar. bunlara karşı da dikkatli olmak elzemdir, hayat kurtarıcıdır. ha, yeri gelmişken, hiç dersine girmeyen hocaların (kodaman, armatör) aklındaki cevabı tahmin etmek gerekir çünkü soruları pek çok cevaptan oluşur ve o beynin telvesinden manalar çıkarmak da tamamen senin yaratıcılığına, fantastik dünyayla olan ilişkilerinin sağlamlığına bakar ( bir cümle demiştim, hatırlarsan, gelecek tekrar diye)
    bu kadar işte.
    böyle de acaip bir stajdır. ben mi? a yok ben sınav mınav olmadım, hepsi uydurma ama birilerine anlatmam gerekiyordu. içimde kalması daha zararlı olacaktı.
    bu arada dikkatimi çekti de, yazıyı sizli bizli başlatıp senli benli bitirdim, yanlış anlamıyorsun değil mi kelebeğim?
  • asistanlıkta kıdemin çok önemli olduğu klinik branştır. şöyle ki sizden bir gün önce asistanlığa başlamış olan eş kıdemliniz yeri geldiğinde sizden daha az nöbet tutacak, bayram, yılbaşı vs gibi bilumum özel günlerdeki nöbetleri size iteleyecek, sizden önce ameliyat yapmaya başlayacak, sizden önce yıllık izine çıkacaktır daha böyle gider bu...
    ne demişler "çayda dem cerrahide kıdem"
  • "doktorlar ikiye ayrılır: cerrahlar ve diğerleri. cerrahlar ikiye ayrılır: genel cerrahlar ve diğerleri" ilkesini benimsemiş, ve uygulamaya koymuş tıp dalı.
    en büyük düşmanları dahiliyecilerdir. küçük dağları ben yarattım havsındalardır. ama bölüm çok eğlencelidir, zevklidir o ayrı.