şükela:  tümü | bugün
  • ozel gorelilik teorisinin -yani ivmesiz bütün sistemlerde doğa yasalarının aynı olduğu fikri- üzerine kurulmuş ve düşünce ufkumuzu sekize katlamış bir einstein numarası. özel görelilik teorisinde çekim(dolayısıyla ivme) olayına pek değinilmiyordu. genel görelilik teorisi ivmelenen cisimlerle kütleçekimini ele alır. lezizdir. buna göre uzay, zaman, devinim ve madde bir ve aynı şeydir.
  • teorinin temeli kütleçekimin ve ivmenin benzer olduğuna dayanır. dünyada bir elmayı yüksek bir yerden yere yaklasik küçük g kadar (9,8123456789m/s gibi bişeydir, değişkendir:)
    ivmelenerek yere düşecektir. peki tam küçük g kadar ivmelenen bir rokette yolculuk yapsak dünyadakinden farklı ne olurdu? elma yine dünyadaki gibi yere düşerdi. peki uzay gemisinde bir fener yaksak çıkardığı ışığın da aynı kurala uyup yere "düşmesi" gerekirdi. yani bükülmesi gerekirdi. bundan einstein'ın çıkardığı sonuç şudur: eğer ivme ışığı büküyorsa kütleçekimi de bükmelidir. einstein zamanında doğrulanmıştır bu hipotez..
  • (bkz: graviton)
  • albert einstein'ın 1916'da açıkladığı kuramıdır.
    bu kuramının içinde anlattığı kütleçekim teorisi ise şöyledir:
    ona göre kütle çekimi diye birşey yoktur, kütle çekimi zannettiğimiz şey bükülmeler yüzünden oluşur. ona göre uzay-zaman doludur. büyük kütleler de uzayda bükülme yaratır, tıpkı gergin bir çarşafın üzerine koyacağınız bir güllenin çarşafı içeri doğru çekeceği ve etrafında bir bükülme yaratacağı gibi. dünyamız da işte bu yüzden güneş'in etrafında ister istemez dönüyor. dünya bu bükümden çıkamıyor çünkü diğer cisimler de o bükümün dışını büküyor. aynı şekilde dünya da uzayı büküyor ve bu bükmeyle ay'ı tutuyor. yine aynı şekilde bükülen uzay biz canlıları bastırıyor ve bizler bu sayede bir yere fırlamıyoruz. yani einstein'a göre kısaca, yer bizi çektiği için değil, uzaydaki bükülmeler bizi bastırdığı için toprağın üzerinde durabiliyoruz.
    bu kuramından yola çıkarak, kütlelerin, yakınlarından geçen ışığı da büktüğünü dolayısıyla bizim geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların aslında o göründükleri noktada olmadıklarını söyler.
  • albert einstein'in kasim 1915'te, prusya bilimler akademisi'nin dort oturumdan olusan toplantisinda acikladigi kurami.
  • 1916-17 yıllarında az sayıda insanın haberdar olduğu ve sadece 2 kişinin anlayabildiği bir teori. iki ingiliz fizikçi tarafından güney afrikada güneş tutulması sırasında doğruluğu kanıtlandı
  • kütlenin ışık hızına ulaştığı taktirde -ki bu teoriye göre imkansızdır- kütlesinin sonsuza ulaşacağını söylemektedir. ayrıca kütlenin uzay-zamanı bükebilme yeteneği olduğunu da söyleyen teori einstein' a aittir
  • şu iki ifadeyle özetlenebilecek teori*:

    1) uzayzaman, (-+++) metrik işaretli, kavisli bir pseudo-riemann manifoldudur.
    2) madde ve uzayzamanın kavisi arasındaki ilişki şu denklemle ifade edilir:

    'r'µv – ½'rg'µv = 8.pi.g.'t'µv (r, (sağdaki) g, t büyük harf. µ, v alt indis) (denklemin sol tarafı komple 'einstein tensörü'. g, newton'un yerçekimi sabiti. 't'µv enerji-momentum tensörü.)

    tüm bunları diferansiyel geometri ve tensörel analizi hatmetmeden anlamaya çalışanı gauss çarpar, minkowski hırpalar..