şükela:  tümü | bugün
  • jean jacques rousseau'nun üzerinde sıkça durduğu, çoğunlukçu demokrasinin temelini oluşturan, doğruyu bulmada çoğunluğun azınlığa göre daha avantajlı olduğunu savunan görüş.
    hukuken her birey eşit olduğuna göre karar alırken bir nevi toplam hukuk yöntemiyle geliştirmiş bir düşüncedir. özellikle ırkçılığın yükseldiği yıllarda avrupa'da oldukça tartışılmış çoğunluğun kararlarının/doğrularının evrensel hukuk ilkelerinden üstün olamayacağı gerekçesiyle anayasa mahkemeleri ve benzeri kurumların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
  • hangi kafayla ortaya atılmış bir fikir hala daha çözemiyorum. saçmalığın önde gideni. bir "insan ihtiyaçları sınırsızdır" kadar dallamaca olmasa da fazlasıyla saçma.

    neredeyse belirtmeye bile utandığım en basit ve temel örnek din. bir tarafta topluluğun %95'inden fazlası sözgelimi islam'ın doğru olduğunu düşünürken, 100 km ötede başka bir topluluğun %90'ı hristiyanlığın doğru olduğunu düşünüyor. iki tarafta da ezici bir çoğunluk, büyük bir irade bir şeyin doğru olduğunu düşünüyor, hatta tüm hayatını, tüm kararlarını, hareketlerini ona göre şekillendiriyor, düzenliyor. fakat kolayca görülebileceği üzere, iki dinin aynı anda doğru olması mümkün değil. ikisi birbiriyle çelişen postulatlar üzerine kurulduğundan, bu dinlerden en azından bir tanesi külliyen yalan. dolayısıyla, bu ezici çoğunluktaki iki genel iradeden en azından birisi, korkunç şekilde yanılmakta. feci şekilde yanılmakta.

    istisna deyip geçilemeyecek bu tarz reel veya kuramsal örnekler istenildiği kadar artırılabilir; böylece "genel iradenin yanılmazlığı" iddiası itin götüne sokulup sokulup çıkartılabilir.

    bu mevzu üzerinden yola çıkarak medya, reklamcılık, çoğulcu-çoğunlukçu demokrasi, türkiye'de son 10 yılda yeniden şekillenen demokrasi, milli irade kavramı, anayasa mahkemesi, yargıtay, danıştay, laiklik, üniversite incelenebilir, lakin, üşendim.