şükela:  tümü | bugün
  • kurumlar vergisi ile gelir vergisini farklı şeylerdir. kurumlar vergisini şirketler öder. gelir vergisini ise gerçek kişiler. misal pegasus kurumlar vergisi öder. pegasus'un sahibi ali sabancı ise pegasus'un değil, kendi kişisel gelirleri için gelir vergisi öder.

    mesela pegasus 100 milyon lira kar etti diyelim. pegasus 20 milyon tl kurumlar vergisi öder. geriye kalan 80 şirket kasasında durursa, öylece 80 olarak durur. ama ali sabancı şunu da diyebilir: "şirket benim, ben mal sahabıyım. şu 100 milyon kar'ın hepsini kendi şahsi hesabıma atayım." bu durumda ali sabancı'nın da gerçek kişi olarak 100 milyon lira geliri olur. bu gelir için %15 stopaj (gelir vergisi) ödenir. tam 15 milyon lira.

    yani ali sabancı'nın pegasus'un karı için gelir vergisi vermesi ancak o karı kendi hesabına geçirmesi ile gerçekleşir. paraya dokunmaz şirket kasasında tutarsa, tuttuğu süre boyunca şahsı adına vergi vermez.

    gelelim manukyan'a.

    manukyan'ın vergi rekortmeni olduğu yıllarda kurumlar vergisi şimdiki gibi %20 değil, %46'ydı ve bu kurumlar vergisi verildikten sonra ortaklara kar dağıtımı yapıldığında 2. bir stopaj ödemesi yapılmıyordu. yani kurumdan da kişilerden de vergi başlangıçta kesiliyordu.

    yani sakıp sabancı, (ali sabancı o zamanlar yok, sakıp sabancı dedik) sabancı holding'den 100 milyon tl kar etse, bunun için sabancı holding 46 milyon vergi veriyordu. sonrasında sakıp sabancı ben bu parayı kendi hesabıma alayım dediğinde ise ekstra kendi geliri için vergi vermiyordu (ki zaten baştan şirket üzerinden vergi vermiş oluyordu). bu nedenle ülkenin büyük zenginleri yani şirket sahipleri vergi listelerinde bulunmuyordu.

    daha sonra vergi sistemimiz değişti. %46 kurumlar vergisi yerine, %20 kurumlar vergisi + %15 kar dağıtımı esnasında stopaj (gelir vergisi) modeline geçilince sanayiciler de vergi listelerinde birinci sıraya girmeye başlamışlardır. hatta tekrar manukyan vergi rekortmeni olamamıştır. oysa ki genelev de yerinde duruyordu, manukyan'ın diğer mülkleri de.
  • şimdi götleri koltuklara sığamayan pek sevgili eski patronlar için utanç dolu yıllar olmalı.

    düşünsenize banka ve finans kurumları, sanayideki bütün fabrikalar, hizmet sektörleri, medya patronlarının veremediği vergiyi veren genelev işletmecisi var.

    şimdi o günlerde o vergileri vermeyenlerin hepsi duayen olarak tanıtılıp saygı görüyorlar. hayat gerçekten çok garip.

    not: lafım manukyana değil. gelirini düzgün göstermiş ve devlete vergisini ödemiş. ortalama vergi veren milyonlarca vatandaştan daha çok katkısı olmuştur türkiye'ye. lafım vergi kaçırıp şimdilerde kendisine övgüler sunulan kelli felli pek muhterem patronlara.

    edit : kurumlar vergisi ile gelir vergisinin ne olduğunu çok iyi biliyorum. buyurun 2017 gelir vergisi rekortmenlerini örnek olarak veriyorum.
    kaynak

    o zamanlarda neden vergi rekortmeni olamıyorlardı iş adamları? neden şimdi olmaya başlamışlar?
  • çocuklara, kedilere, tavuklara hallenenin de pek olmadığı yıllardı sanırım...
  • bu yıl 100 gelir vergisi rekortmeninden 53 tanesi isminin açıklanmasını istememiş.
    manukyan hiç değilse gizlemiyordu kazancını.
  • ülkeyi batıranlar orospular değil, onların çocukları. hatta
  • günümüzde ise vergi borcu olmayan belediyelerin genellikle muhalefete ait olması gibi bir durum...
  • vergi kaçırmak için herkesin en ufak fırsatı kaçırmadığı bugünlerin aksine pezevenklerin bile vergisini ödediği güzel yıllardır.
  • gelir vergisi ve kurumlar vergisi gibi iki ayrı vergilendirmeden haberi olmayan yurdum insanının algısıyla oynanması. tıpkı memleketin büyük çoğunluğunun asgari ücreti askeri ücret zannetmesi gibi. asgari müşterek yarınlarda buluşabilmek ümidiyle
hesabın var mı? giriş yap