*

şükela:  tümü | bugün
  • üniversite sınavına girdiğimde var olsaydı kesin ilk tercihime yazacağım bölüm.
  • turkiyede ya da herhangi bir cografyada genetik muhendisligi diye bir lisans programi yoktur.bu bolum her zaman fen-edebiyat (ingilizce adiyla arts and sciences) fakultesinde molekuler biyoloji ve genetik adi altinda bulunur, muhendislik fakultesinde degil. ama ne gariptir ki temel ders bakimindan muhendislerle ayni dersleri alir (diferansiyelinden,matrisinden tut da dalga fizigine, organik kimyasina kadar) nerdeyse bir molekuler biyoloji ve genetik ogrencisi.

    genetik muhendisligi denen komplike olay ancak doktora veya doktora sonrasi calismalarda yapilabilir.

    bir kez daha tekrarlayalim genetik muhendisi olunmaz, genetikci olunur. ancak ilerde genetik muhendisligi icra edilebilir.
  • turkiyede molekuler biyoloji ve genetik ile oldukca fazla karistirilan sey.
  • genetik mühendisliğinin diğer mühendisliklerden en büyük farkı, uğraştığınız sistemin tam olarak matematiksel modelinin kurulamamasıdır. matematiksel olarak modellenenememesi ise tasarımınızı bilgisayarda simule edememenize sebep olur. ancak tasarımınız hayata geçirildikten sonra işe yarayıp yaramadığını görebilirsiniz. aslında yaptığınızın doğru olup olmadığını tam olarak bilmeniz hiçbir zaman mümkün değildir. bir kaç sene mükemmel çalışan biyolojik sistem sonra birden bire çökebilir ve siz yıllarca neden çöktüğü üzerine kafa yorarsınız. biyolojik sistemlerin analog doğası bu işin en büyük zorluklarından biridir.

    işte bu sebeplerden ve teknolojisinin çok pahalı olması sebebiyle genetik mühendisliği kalabalık ekipler tarafından icra edilir, bir projenin hayata geçirilmesi yıllar sürer. tabii bu şu anki durum. bir 50 yıl sonra mesela sıradan bir lisans öğrencisinin bile bir gpl* kullanarak hafta sonu ödevi olarak virus tasarlayabileceğini tahmin ediyorum.
  • tübitak'ın bilim ve teknik dergisinde bir makale okumuştum yıllar önce. yahudi bir araştırmacının yaptığı deneyde bir problemin sonucunu bakterilerle hesaplamasıyla alakalıydı. devamında da elektronik mühendisliğinin yerini alacağından bahsediyordu genetik mühendisliğinin. şuan ki kullanılan belleklerin boyutlarında kapasitelerinin çok çok fazlasında bilgi sığdırılabileceğine, biyolojik işlemcilerle hesaplama hızının artacağına filan da değiniyordu.. yani sadece biyolojik silahlar yaratmaya yaramıyor elbet. beni işsiz bırakır mı ileride bilmiyorum. ihtimal vermiyorum henüz de, bir iki nesil sonra çok daha yaygın hale geleceği kesin. elektroniğin yerinide tamamen alamaz(belki bu bir vizyonsuzluk, hayalgücü eksikliği). zira televizyonu nasıl izlicez elektroniksiz? nasıl aydınlanıcaz, elektrik olmadan? olmaz olmaz.. ama savaşlarda bilgi aşırmak için filan kullanılabilir, casusluk aracı gibi ya da iri-yarı süper canlılar geliştirerek düşman ülkelerin üstüne salabilir. aynı zamanda yeni minibüsçüler elde edebiliriz, daha prezentabıl, daha elit müzik dinleyen. söz vermekten başka işleride olan siyasetçilerde tasarlanabilir mesela. en güzelide sadece kendimizi sevecek sevdicekler yaratma olurdu, kofti bilimadamları bunu ticarete dökerdi, etik olmazdı. o yüzden zararlı da, dünyayı nereye sürükleyecek ne bilelim lan!..
  • uzun ömürlü meyveler yememizi sağlayandır.
    düşünün taa anne babalarımızın zamanında, o şekere yada çikolataya banıp yemeyi sevdiğimiz çileklerin raf ömürleri ne kadar kısaydı. oysa şimdi her mevsim yenilebilecek duruma geldi. peki bunu insanlık nasıl başardı?
    işte genetik mühendisleri sağolsun, çok düşünceliler. insanlık çileği her daim yiyebilsin diye atlantik okyanusunda kendi kendilerine yüzüp hayatlarını devam ettiren somon balıklarından " soğuğa dirençlilik genlerini" alıp çileklere verdiler. böylece soğuğa dayanıklı çileklerimiz kışın da şekere yada çikolataya banılmak üzere buzdolaplarımızda bekler hale geldi*
    bütün insanlığa afiyet olsun *
  • türkiye'de bu bölümü okumak, odtü tıp okumakla eşdeğerdir.
  • bizim üniversiteye hazırlandığımız dönemlerde ki bu 97-98 yıllarına tekabül ediyor, bu bölüm efsane gibi birşeydi. kimsenin detayda bir bok bilmemesine karşın olm süper bölüm gelecek genetikteymiş yaygaraları içinde hep bir ulaşılmaz havuçtu genetik mühendisliği. ne garip bir hevesmiş, şimdi meraktayım kim bu genetik mühendisleri ne katıyorlar hayata. aramızda varsa anlatsın biri len
  • temel olarak organizmalarin islevlerini degistirmek, gelistirmek ve duzenlemek amaciyla; genlerin izole edilmesi, degistirilmesi ve baska canlilara aktarilmasi gibi islerle ugrasan interdisipliner bir muhendislik dali. alglerin genetik yapilarinin gelistirilerek yakit kaynagi olarak kullanilmasi, gen terapisi gibi pozitif amaclar icin kullanilabilecegi gibi biyolojik silah uretimi, ustun irk yaratmak, cevresel dengeleri bozabilecek mikroorganizmalarin sentezlenmesi gibi etik disi sebepler icin kullanilma yetisine sahip. genetik muhendisliginin gelisimiyle birlikte isin ahlaki ve politik boyutu da tartisilir hale gelmistir. konuyla ilgili francis fukuyama nin our post human future kitabi okunabilir.

    dna lipaz, dna polimeraz, rekombinant dna teknolojisi, restriksiyon enzimleri, polymerase chain reaction gibi siklikla kullanilan toollari vardir.

    konuyla ilgili sunlarin da incelemesinde fayda var;

    (bkz: human genome project)
    (bkz: human proteome folding project)
    (bkz: human microbiome project)
    (bkz: craig venter)
    (bkz: celera)
    (bkz: shotgun method)
    (bkz: synthetic genomics)
    (bkz: francis collins)
    (bkz: national institutes of health)

    [http://www.syntheticgenomics.com/ http://www.syntheticgenomics.com/]
    algal biyodizel