şükela:  tümü | bugün
  • 9. nesil sabirtasi yazar.
  • ------bu entry uzun zamana yayılarak defalarca edit'lenmiş ve eklemeler yapılarak yazılmıştır ve bu nedenle çok uzundur------

    çok önemli bir üst edit daha: aşağıdaki açıklamalarına rağmen ona iftira attığım gerekçesiyle entry'min silinmesi için geçen ay moderasyona şikayet etmiş. hem de kendisine tarihlerini önceden ilan edeceğimiz özel mesajları yayınlama izni bile verebileceğimi yazdığım halde. "kendimi aklayacağım belgelerim hazır." dediğim halde. bu şu anlama geliyor; kendimi savunmak için yazdıklarım hiçbir işe yaramamış. moderasyona "iftira" diye bir şikayet gittiyse, başkalarına da asılsız sözler gitmeye devam edebilir diye düşündüm. düşünün ki; hakkınızda, hiç tanımadığınız birilerine bile tamamen gerçek dışı şeyler söyleniyor, savunma yapıyorsunuz ve savunmanıza bile "iftira" diyorlar. benim amacım onu suçlamak değil, kendimi savunmak. benim yazdıklarımın asılsız olduğu ve deli olduğum söylenen kişiler benimle irtibata geçebilirler. çok daha fazla şeyler söylenmiş ama entry'min silinmesine sebep olacak bir şey yazmak istemiyorum. işin en dayanılmaz tarafı, benim yaptığımı söylediği şeyleri kendisinin yapmış olması ya da benim bir şey yaptığımı söyleyip mazeret beyan etmesi. açık yazamıyorum. bu çok uzun zamandır devam eden bir şeymiş. benim çok sonra haberim oldu. üstelik bunlar, burada yazamayacağım çok ucuz sebepler için yapıldı. ailesine de, arkadaşlarına da, sözlükteki kadınlara da hakkımda öyle şeyler söylenmiş ki, belki ömrüm boyunca töhmet altında kalacağım. bu olanlar yüzünden resmen hayatım gölgelendi. kanıtlarım var ama bunu kaç kişiye ve daha kimlere söylediğini bilemiyorum. hayatımda en ufak bir leke olmadan yaşayıp giden biriydim. genjuure, sana sesleniyorum. bana de ki; "asılsız şeyler yazıyorsun. belgelerin varsa, istediğin belgeyi yayınla." bunun için iznin gerekiyor. bekliyorum genjuure. cevap hakkım olmayan yerlerde bir şeyler söyleyeceğine gel, bunu söyle. hakkımda konuştuğun kişilere de "ona mesaj atın, yazdıklarını ispatlasın. " demeni bekliyorum. bunu hiç yapmamışsın. neden? deli demek daha kolay, değil mi? deliden korkanlar olur, irtibata geçmezler. hem beni senin peşini bırakmayan biri gibi gösterirsen, prim yapmış olursun. markan yükselir, değil mi? benimle irtibata geçerlerse, senin benim için söylediğin şeyleri, aslında senin yaptığını da anlarlar, öyle değil mi? tekrarlıyorum; bana de ki; "istediğin belgeyi yayınla."

    yeni üst edit: sözlükteki kadınlara hakkımda "deli" demiş yazar. nick altı yazdığım için peşini bırakmadığımı falan söylemiş. bunlar kanıtlı olmasa, bunu da yazmazdım. bir de kendisinin aldatma olayından söz etmiş. yazdıklarımı buna bağlamış. bir insan düşünün ki; başkasını karalarken, kendini yüceltsin. "benim peşimi bırakmıyor. bırakmadı. bana çok aşık oldu." desin. bunu sadece sözlükteki kadınlara söylemedi. hayatımda hiç görmediğim insanlara da söylemiş. durum tam tersiyken söylemiş. onlar için de bana bir şeyler söylemişti. diyeceksiniz ki "neden senin için böyle söyledi?" bunun sebebini yazdığım entry'yi şikayet etti ve gg gerekçesiyle silindi. çöpte duruyor. bakın, olayı aldatmaya indirgemesi çok acınası bir durum. allah hiç kimseyi "aldattım da ondan böyle yazıyor." diye kendisini savunacak kadar çaresiz bırakmasın. genjuure, dinle beni. olay aldatma değil. aldatma diye adlandırılamayacak kadar adaletsiz, akla ve vicdana sığmayan başka bir şey. ayrıca benim için herkese "eski sevgilim" derken, mantıklı konuşman gerekir. 300 km. uzaklıkta yaşayan ama senede 2 saat sırf denk geldiği için görüşmüş kişilere sevgili denilemeyeceğini normal zekada her insanın bilmesi lazım. bu benim şimdiki görüşüm değildir, bunu sana çok kez izah etmiştim. benim kitabımda ilişkiler, aşklar böyle yaşanmaz. takipçilerim bile artık silmiş olduğum pek çok entry'imden bilir bu fikirlerimi. senin kitabın çok fantastikmiş. "eski sevgili" gibi masum bir etiket yapıştırman ancak seni başkalarına karşı yüceltir. ben böyle bir etiketten hicap duyarım. durumun sevgililik olmadığını çok iyi biliyorsun. sana beni asla böyle anmamanı özellikle söylemiştim. gerçekleri söylemeni istemiştim. tamamen gerçek dışı iddiaların olduğunu biliyorsun. bu iddialarının, hakaretlerinin gerçek dışı olduğunu gösterebileceğim klasörler dolusu kanıtlarım olduğunu biliyorsun. benimle bağlantısı olmayan olayların var. mesele aslında bu. olayları tamamen benimle bağlantılı gibi anlatman affedilemez. asıl mesele benim dışımda olan şeylerdir. şeyler, evet. çok şeyler. sen herkese en fazla 3 sebep uyduruyor olabilirsin. gerçek sebepleri söyleyebilmen mümkün değil. sebeplerin ne olduğunu da bilirsin.

    genjuure, ben senin dediğin gibi deli olsaydım, şu an bunları sol frame'e gelecek yepyeni bir entry olarak yazardım. bak, edit yapıyorum. hattâ deli olsaydım, senin adını soyadını ifşa eder, haklılığımın görüntülerini de koyardım. demek ki, hukuktan haberim var. demek ki, aklım selim. ancak asılsız karalamaların devam ederse, hukuki sınırlar içinde tabii ki kimliğini ifşa etmeden açıklama yapma ve kanıtlarımı gösterme hakkına sahibim. sol frame'de reklam olmanı her şeye rağmen istemeyecek kadar da insanlığım ve vicdanım var, kendini ak göstermek için benim ismimi ortaya sürmene rağmen var. bu açıklamayı da hakkımda asılsız şeyler söylediğin kişiler elbet okur diye yazıyorum. hiç dahil olmadığım olayların, en ufak bir katkım olmayan, hiç haberim olmadan birileriyle yaşadığın olayların içine ismimi çektiğini çok sonra öğrendiğim böyle bir haksızlığı daha önce yaşamadım.

    bir zamanlar en iyi arkadaşların olan kişiler bile senin dediklerine inandıkları için benden özür dilemişken, seninle arkadaşlıklarını kesmişlerken, benim lehime tanıklık edeceklerini söylerlerken, halâ benim üzerime oynaman ilginç. hattâ bir arkadaşın benden özür dilemek için bana ulaşmayı başaramayınca, artık seninle görüşmediği halde bana ulaşmak için senden yardım isteyecek kadar halime üzülmüş ve sana mesaj atmış, "ona ulaşamıyorum. ondan helallik almak istiyorum." demiş. bu mesajın görüntüsü de mevcut. sana nick altı yazma sebeplerimi biliyorsun. şimdi bunun sebeplerini açık açık yazarsam, entry'yi yine sildireceksin. bu edit'ten önce de nick altı yazma amacım seni zor duruma düşürmek değildi. böyle olsaydı, eski entry'leri edit'lemezdim. sol frame'de yükselirdin. nick altı yazmaya beni mecbur bıraktın. nasıl mecbur bıraktığını bilirsin. bak genjuure, hayatımda hiçbir zaman gerçek ve iyi bir yeri olmamış ve olması için senelerce uğraşmış birisin. kanıtı olmayan hiçbir şeyi buraya yazmadığımı da bilirsin. uzun süre ısrarlarınla yürüyen ama çokça kesintilere uğramış iletişimimiz oldu. bunun neden olduğunu da bilirsin. artık doğru davransan ha? beni halâ gizli numaradan ararken, ben aramalara cevap vermezken, doğru olmayan şeyleri insanlara söylemesen nasıl olur? ben şimdi "hayır, anlattıkları doğru değil." diye buraya kanıtları koysam, kim ne diyebilir? artık yazmadığım, sırf senden uzak olmak için bıraktığım şu sözlükte arkamdan konuşmalarına kanıtlarla cevap vermek zorunda bırakma beni. bunu yapmamak için çok sabrettim. lütfen bu çirkinliği bana yaptırma. lütfen hakkımı mahkemelerde aramaya mecbur bırakma. çünkü kendimi aklamak ve söylediklerinin asılsız olduğunu ispatlamam için göstereceğim en ufak şey bile senin itibarını geri dönüşsüz şekilde sarsacağı için ne olursa olsun senin yaşamını etkileyecek şeyleri göstermekten kaçındım. bunun karşılığı sözlükteki kadın yazarlara asılsız dedikodu üretmen olmuş. sözlükte aradığın bitmek bilmeyen macera heveslerin uğruna benim hakkımda yine "o yazar deli olduğu için yazdı." diye insanları yanıltma. kendin hariç iki tarafa da zarardır bu. bir tarafı karalarken, diğer tarafı yanıltmak. herkese her şeyi ispatlayabileceğim, kendimi aklayacak sürüyle belge ve tanığım varken, bunları ortaya sermediğim için teşekkür bile beklemedim. insanlığını geçici süreliğine hatırla, yeter.

    ========================================

    forumları ve facebook türü siteleri çok sevdiği için sözlüğe 10 sene çok az uğramış ve yaklaşık 10 yıl 50 entry ile durduktan sonra ani bir yazma aşkı gelmiştir. kendisini iyi tanıdığımı belirteyim de, yazacaklarım tuhaf kaçmasın. bu yazar gerçek düşüncelerini yazmıyor. bir başka deyişle, yazdığı gibi yaşayan ve davranan biri değil. sözlüğe girerken, fularını da takıyor.

    mühendis vs doktor başlığına yazdığı bir entry var. o entry'de "eğer kriter meslek üzerinden karşı cinsi etkilemekse, bunu önemseyenler zaten bir odaya kapansınlar ve ölmeyi beklesinler. karakter, zeka, entelektüellik, merhamet, saygı gibi değerleri önemsemeyen karşı cins de cehennem olsun gitsin zaten." yazmış. bu konuda flaş flaş flaş diye söyleyecek çok şeyim var ama burası yeri değil. hayret ediyorum. sözlükte, işkembe çorbasını çok sevdiğimi bilen ve işkembe çorbası içerken beni görmüş, hatta kendisinde çorba içtiğim sırada çekilmiş fotoğraflarım olan biri olsaydı, "işkembe çorbasını hiç sevmem." yazamazdım. bende zerre olmayan bir şeyi de yazamazdım. boy mesela. "selvi boyluyum" yazsam, kısa olduğumu bilen insandan utanırım. hiç kimse bilmediği zaman bile yazmadım. çünkü insanlar istedikleri kadar kendilerini farklı göstermeye çalışsınlar, eninde sonunda gerçekleri yaşamaktan başka şansları yoktur. kaçınılmazı geciktirmek, ufacık ve kısa sürecek menfaatler için itibarı ömür boyu yitirmeyi göze almak çözülmesi güç sorunların işaretidir.

    bir de mesela chp'ye oy verdiğini entry'lerinde çok yazmış ama bu da yüzeysel. zira düşünceleri partiye uyan düşünceler değil. zaten her konuda düşünceleri ve yaptıkları uyuşmayan bir yazar. bunun tartışmasını çok yapmışızdır. o zaman da "sen hangisisin?" diye sormak doğal oluyor. entry'lerini okudukça hayretten hayrete düşmeye devam ediyorum.

    "güven"den söz eden bir entry de yazmış. "benim sözüm senettir kadar boş laf yoktur." demiş. benim örnek verebileceğim o kadar çok boş laf var ki, belki zamanım olunca yazarım. "sözüm senettir" boş bir laf değildir. aksine; dürüstlerin ağzından çıkınca, çok dolu bir laftır. bunun çok dolu bir laf olduğunu idrak etmek, sözü senet olan insanlara mahsustur. birileri gibi imzasına bile güvenilmeyen insan olmaktansa, o sözü söylesinler daha iyi. sözü senet olan birkaç insan tanıyorum. başkası elime senet verse, onlar kadar güvenmem. "içten gelerek değil de, tercihen güvenilmelidir." demiş. tercihen güvenmek nasıl oluyor acaba? güvensizlik ve güven zaten içten gelir. "güvenmiyorum ama hadi güveneyim." ya da "güvenmeyeyim" diye bir şey yok. güven duygusu tercihe bağlı olacak kadar basit olsaydı, dünya çok güzel bir yer olurdu.

    çok şükür ki, güvenilmez bir insan olmadım. kanıtsız konuşmadığımı bilirler. hayatımda hiç kanıtsız konuşmadım ve yazmadım mesela. bir şey söylüyorsam, bunu şak diye göstereceğim için söylerim ya da yazarım. çünkü bazı insanların kendilerini kurtarmak için başkalarını çok rahat karaladığını gördüm. ha, ben de çok az insana güvenirim, o ayrı. güvendiklerimin daima iyi insanlar olduğunu gördüm. güvenmediklerimin de kötü insanlar olduklarını gördüm hep. hatta bazılarının çok çok kötü insan olduklarını gördüm. yasalar önünde suç sayılacak icraatları bile vardı. bunların ortak noktaları; gerçekten uzak durulması gereken ve gerçekten korkunç insanlar oldukları halde, gerek konuşmalarında, gerekse yazılarında kendilerini çok erdemli, çok dürüst bir kişi gibi göstermek istemeleriydi. hem de kötü gerçekleri bilenlerin gözleri önünde bile.

    pek anlatamadım ama sözlükte arif insanların da olduğuna inanıyorum.

    (bkz: #73369807)

    edit: şimdiye kadar hakkında açık açık konuşmamama şükretmesi gerekirken, konuşmamamı fırsat olarak gördü ve dozu arttırdı. hem de sözlük maceraları yaşamak için hakkımda asılsız sözler sarf etti. hem de kendisine zor günlerinde destek olmuş tek insan ben iken bunu yaptı. şunu bir daha anladım ki; terbiye, susmak, ancak bunu anlayacak kadar kendini geliştirmiş insanları utandıracak davranış şekilleridir. diğer türlü insanlarda ters tepiyor. utanmasını beklemedim ama kendi günlük çıkarları için arkamdan asılsız sözler söyleyecek kadar nankör olmaması gerekirdi. hiç kötülüğüm dokunmamış, hattâ iyiliğim dokunmuş bir insan yüzünden bunları yaşamak artık susmamın hata olduğunu gösterdi. bazı şeyleri burada açıkça göstermeyi hiç düşünmedim, "neden susuyorsun? sana destek veririz." diyen iyi insanlara çok teşekkür ederim. onlar arkamda olduğu halde bunu düşünmedim ama konu, benim hiç haberim olmadığı halde arkamdan dal budak sardığı için bunu yaparsam da, o açıklamam ifşa değil, ispat için olacaktır, tabii ki hukuk çerçevesinde. entry'nin girişinde de dün gece bir açıklama yaptım.

    bir şey daha ekleyeyim; sağolsun bir yazar belirtmiş ama tamamen benim hiç haberim olmadan gelişen olayların diğer kahramanları olan kişilerin evli ya da bekar olmalarını da yazdıklarımın sebebi olarak göstermesin. "söz ettiği kişi evliydi de, onu demek istiyor." demesin. konu bunun ötesindedir. şunu söyleyeyim; sonradan haberdar olduğum, kesinlikle ucundan bile bulaşmadığım bazı şeylerin ceremesini çekmek dayanılacak bir şey değil. tamamen habersizce uzun süre maruz kaldığım her şeyi sonradan öğrendiğim, kabuğuna çekilmiş bir durumda çok sade yaşayan bir insan olduğum halde üzerime sıçratılmak istenen bu çamurun temizlenmesi için gerekli olan yazılı, görsel, sesli ve resmî her türlü kanıtım mevcuttur. tanığım da mevcuttur. kendisi isterse, tarihlerini belirleyeceğimiz ve yine tarihlerini önceden burada ilan edeceğimiz sözlük mesajlarını yayınlama izni bile verebilirim. yayınlayabilirse tabii. hattâ genjuure'den izin almak suretiyle güvenilir bir yazara da sözlük şifremi verip, mesajlarımızı okuma izni verebilirim. bu kadar da kesin konuşuyorum. bu sözlükte senelerce yazmış bir yazar olarak, kendim bile ismimi bir kez bile kötü bir olaya karıştıracak bir şey yapmadım. sözlükte her zaman bir sınırım oldu. sağolsunlar, takipçilerim de sohbetlere fazla girmeyen biri olmama anlayış gösterdiler.

    genjuure, 10 sene uzak durduğun bu sözlüğe gelip de, yazarlık amacın var gibi görünüp de, geçici maceraların için bunca yıllık sınırlarıma laf getirmene izin veremem. şunu da belirtmem lazım, açıklamalarım hukuki boyuta vardığında, benim açımdan hiçbir şekilde kötü sonuç vermeyeceğini göz önünde bulundurmanı bilgi ve tavsiye olarak vereyim. meseleyi bu kadar ciddi boyuta getirmekten kaçınmayı düşünecek sağduyuya artık sahip olman gerektiğini idrak etmeni dilerim. olumsuz tarafı ancak seni bağlar.
  • iyi tanıdığım yazar. bana tamamen zıt düşünce ve yaşam tarzı içinde olduğu halde birtakım söylediklerimi, yazdıklarımı kendi düşünce ve yaşam tarzıymış gibi yazan zat. geçmişte devamlı tartıştığımız konularda üstelik. bazı yazdıklarının kıyısından bile geçmiş değildir. başkalarının düşüncelerini kendi düşünceleri gibi yazan kişiler, kendileri olarak davrandıklarında onay görmeyeceklerini düşünen kişilerdir. hadi sayın yazar, bu dediğimi de al hafızaya, ilerde bir entry'inde kullanırsın.

    hani benim "insanın mesleği önemli değil, karakteri önemli. üniversite sadece bir meslek okuludur." dediğimi, "üniversite bir meslek okuludur." olarak bir entry'inde kullandığın gibi. o cümlemin ilerisinde "meslek önemli değil. bana gelen sıhhi tesisatçı, işini çok iyi yapıyor. öğrenim düzeyi değil, sorumluluk önemli." dediğim için "su tesisatçısı" örneğini bile kullandığın gibi. aslında mesleklere, kariyere önem veren biri olduğun halde.

    hani ben "whatsapp kullanmıyorum. bana "nasılsın?" bile demeyenler, bedava diye oradan yazacak. ulaşılabilir olmayı sevmiyorum." dediğim için, "ulaşılabilir olmayı sevmiyorum." yazdığın gibi ve itirazım üzerine o cümleyi çıkardığın gibi. üstelik whatsapp'ı seve seve kullandığın halde. sosyal medyada herkese rahatlıkla mesaj atan, başkalarıyla tanışmak için çeşit çeşit sosyal medya hesabı olan, hiç tanımadığın insanları bile 1 dakikada hayatına alabilen biri olduğun ve ulaşılabilir olmak için her şeyi yaptığın halde.

    hani ben "herkese hayran olunmaz. duygularımız bu kadar ucuz olmamalı. seçici olmalıyız." dediğim için "hayranlığı saçma buluyorum." yazdığın gibi ve o sözünün üzerine yeni yetme yetersiz şarkıcıları burada bile övdüğün gibi. bütün oyuncular için "harikalar yaratıyor." dediğin gibi. hatta o entry'imin mantığına hiç uymayan "kontenjan" gibi saçma bir kelime kullandığımı fark ettim, işte o saçma kelimeyi bile entry'inde kullandığın gibi. yanlış kopya çeken öğrenci misali.

    hani ben "artık sadece facebook ve instagram için fotoğraf çekiliyor. eskiden fotoğraf makineleri vardı. hatıra olsun diye çekerdik." dediğim için sabahlara kadar çıkmadığın facebook'u sanki tepe tepe kullanmıyormuş gibi benim verdiğim örneği burada yazdığın gibi.

    hani ben "karakter ve saygı önemli." dediğim için aslında zerre kadar önem vermediğin bu unsurlara önem veriyormuş gibi yazdığın gibi. bana hayat görüşün hakkında "bana aşk lazım değil. bana lüks, konfor ve eğlence lazım." dediğin halde ve gerçekten de böyle bir insan olduğun halde.

    hani benim "fazla özgüven ukalalık getirir." diye yazdığımı okuyup, bunu ana tema olarak kullanıp, daha uzun bir entry yazdığın gibi.

    bu kadar basit cümleleri bile taklit etmen, mış gibi yapman çok gereksiz. evet. entry'lerimin çoğunu sildim ama bu düşüncelerim bazı entry'lerimde de zaten mevcuttur. birkaçını çöpte bulup çıkarabilirim. sadece benim düşüncelerimi yazmıyor tabii. babasının dükkanına biri gitse, o kişi ilginç bir şey söylese, gelir buraya yazar. sorun kıytırık bir iki entry'imdeki kıytırık cümlemden fikir kapması değil. ben j.k. rowling değilim sonuçta. sorun, o entry'deki düşünceleri taşımaması ve herkese sanki öyle biriymiş gibi görünmek istemesi.
  • üst edit: öncelikle hakkında upuzun bir entry yazdığımı belirtmek istediğim yazar. sabrı olan okusun. çünkü bu entry edit'lerle çok uzadı.

    bir entry'sinde, cool görünme çabasında olmadığını söylemiş ama cool görünmek çabasındadır. zira kendisini çok iyi tanırım. zaten bende elle tutulur, gözle görülür verileri olmayan hiçbir şeyi söylediğim ve yazdığım görülmemiştir. çok iyi tanımadığım bir kişi hakkında emin olmadığım tanımları asla yapmam. facebook, instagram vs. kullanmayan insan imajı yaratsa da, kendisi öyle biri değildir. facebook'u tutku derecesinde sever. genel olarak sosyal medyaya meraklıdır. forumları da sözlüklerden daha çok sever. cool görünmek istememek? bir entry'sinde " bir oyuncuya ya da müzisyene duyulan hayranlığı çok tuhaf buluyorum. en fazla 2-3 kişilik hayranlık duyulacak şahıs kontenjanı olmalı bana göre. " demiş. halbuki kendisi herkese hayranlık duyar. ben de geçmişte kendisine çıtanın çok düşük olmaması gerektiğini hep söylemişimdir. adamın biri gitarın teline dokunsa, hayran olur. hatta bir entry'imde, hayranlık kontenjanımın çok dar olduğunu yazmıştım yıllar önce. onu okumuştu tabii. düşünceler, duygular kopyalanamaz. zaten bu ancak görünürde mümkündür. içimizde asla mümkün değildir. çok da gereksizdir, kendini kandırmaktır. önemli olan o basit cümle değil. o cümleyi herkes kurar. öyle olmadığın bir şeyi öyleymiş gibi yazmaktan söz ediyorum. bu pek çok kere oldu.

    aslında ben de "kontenjan" sözcüğünü kullanmakla saçmalık yapmışım. hayranlığın kontenjanı önceden belirlenmez. "ben 10 kişiye hayran olacağım." diye baştan karar almışım gibi olmuş. ben hayranlık duyduğum çok az insan olduğunu anlatmak istemiştim ama kelimeyi iyi seçememişim. hatalı bir cümle kurmuşum.

    insan daima kendisi olmalı. yazdıklarının hemen hemen hepsini hayretler içinde okuyorum.

    bursa hakkında yazdığı entry'sinde, bursa'da varoş tipler olduğundan söz ediyor ve bundan şikayetçi. merak ettiğim bir şey var. "varoş tipler" dedikleri nasıl insanlar acaba?

    "varoş tipler" derken kastettiği, evli kadınlara özel ilgisinden dolayı facebook'ta başkalarının fotoğraflarını kullanarak açtığı fake hesaplarıyla, "özellikle" evli, çocuklu kadınları tespit edip de onlara mesaj atan tipler mi? yoksa varoşları eleştirip, o güruhtan kızları tavlamak için facebook'ta soytarılık yapanlar mı? sanal ilişki yürüttüğü her kadına messenger'da "seni seviyorum." diye ağlayanlar mı? başka ilişkileri ortaya çıkınca, varoş dediği kadınlara kendini savunmak için hiçbir şeyden haberi olmayan kadın hakkında "öteki kadını terk edersem, intihar edecekti." diye kuyruklu yalan ve iftira atanlar mı? başkalarını yalancılardan korumak için gerçekleri söyleyen mağduru karalayarak, yalancı çıkararak yine paçayı kurtarmak isteyenler mi? kadınların her birine "ben ötekini istemiyorum, sevmiyorum zaten. çirkin o." diyenler mi? varoş dediği kadınlara hediye alıp parasız kalınca, "seni seviyorum." dediği başka kadınlardan para isteyenler mi? yakın arkadaşlarının fotoğraflarını çalarak açtığı facebook'taki fake hesaplar inandırıcı olsun diye o hesaba eklemek için fake anne, baba hesapları düzenleyenler mi? yoksa varoş diye eleştirdiği kadınları tavlamak için "şirketim var, fabrikam var." diye yalan söyleyen tipler mi? artık kendisiyle görüşmediğim için cevabını öğrenemem ama ilginç cevapları vardır herhalde.

    edit: neyse ki eleştirilerimden sonra hafiften ama çok hafiften tarzını biraz değiştirmiş.

    (bkz: #75553182)

    bir de "mühendislik ayağa düştü artık." diye yazmasına bakmayın. mesleğini söylemeyi sever ve söylemenin bir yolunu bulur.

    atatürk'ün izindeyiz diye bir başlık açmış. yazdıklarına güldüm. çünkü çok ciddi ve onaylamayan bir tavır içinde gördüm kendisini. bu isimdeki facebook sayfasının yöneticisi olan kadına adamın biri "slm" diye mesaj atmış ve kadın da adamı ifşa etmiş. yazarımız da ifşanın etik olmadığını söylemiş. entry'sinde "adamın yaptığı ağır mallık. ancak bunun ifşa edilmesi doğru bir davranış değil. " demiş. kadının yaptığı doğrudur ya da değildir, oraya girmeyeyim. şuraya gireyim; yazarımızın "mallık" dediği şeyleri yapan insanlar, karşılarına her türlü insanın çıkacağını hesap edemeyecek kadar akıldan yoksun kişilerdir ve o mallığı tekrarlarlar. mahkemede ceza alsalar da tekrarlarlar. hatta ve hatta hiç mallık yapmamış gibi hiç utanmadan her yerde rol yaparlar. çomak soktukları şey arı kovanı olabilir. ifşalar, mağdur sayısını azaltabilir. "ben herkese zarar vereyim, taciz edeyim ama kimse bilmesin." diyerek, yazarımızın deyimiyle "mallık" yapanlar şunu bilmeliler ki; hamama giren terler. bu yazarımız entry'sinde "eğer taciz gibi bir durum varsa -ki yok- " demiş. anlamadım. nasıl yok? adamın "slm" diye arka arkaya mesaj attığını yazan kendisi. ayrıca bir insan rahatsız olduğu anda o tacizdir. burada herkesten kaptığı fikir ve üslup taklidi yapacağına, taciz ne demek diye bir öğrensin.

    hmmm. bir de tabii "ben facebook'ta bile ciddi işler yaparım." demek istiyor. entry'sinde anlattığına göre facebook grubunda demiş ki; "yahu böyle hamasi konular konuşacağımıza ciddi tartışmalar yapalım, misal akp sonrası ekonomiyi konuşalım." demiş. kendisini tanımasam neyse de buralarda ciddiyet gösterisi yapması komik. bir de kadının ifşasına "etik değil." demiş ama burada hem link hem de kadının adını soyadını vermiş. kadın zaten rahatsız edilmiş, bir de bu rahatsızlığın boyutu artacak belki. işin etik kısmını sadece tacizciler için düşünüyor galiba. gruptan atıldı diye kıyamet koparmış. sanki çok önemli. kadına hukuki yollar önermeyi bilmiş ama kendisi kadına mesaj atarak derdini anlatmamış. eğer kadın bu yazarı sadece gruptan değil, kendi hesabından da engellediyse, yine de bir iletişim yolu elbet bulunurdu. alt tarafı bir facebook grubu. bu kadar yırtınmaya ne gerek var? başkaları hayatta nasıl kazıklar yiyor, nasıl nankörlüğe uğruyor, ustaca rol yapanlar tarafından nasıl iftiralara uğruyor, nasıl mide bulandırıcı şeylere gözleriyle tanık oluyor. facebook grubundan atılmışmış. çok üzücü, evet. hayatın en büyük sillesi.

    bir de kolay sinirlenmeyen biri olduğunu yazmıştı ama facebook'taki olay çok dokunmuş. soluğu burada alıp, başlık açmış. hayat sanalda geçince, sanalda sinirleniyor demek ki. facebook dışında, yaşadığını hissetmiyor olmalı. bir entry'sinde herkesin enerjisiz olduğunu, kendisinin de neşeli olduğunu yazmış. kendini hayat gailesi içinde olanlarla kıyaslamasın. herkes hayatını sabahlara kadar sanal alemde kakara kikiri yaşamıyor. sinirlenen insanları severim. sorumluluk sahibi ve duyarlı kişilerdir onlar. başka bir entry'sinde kadın-erkek ilişkilerinden söz ederken, "ortalık zengin diye tanımlanan ama vizyon sahibi olamamış adamlarla dolu. işte bu zengin ama iki kelimeyi bile bir araya getiremeyen dişlerinin arasında maydanoz kalmış adamlara 1. gruptaki kadınlar değil 2. gruptaki kadınlar rağbet eder." demiş. vizyon ve maydanoz konusunda bir şey yazmamak için kendimi zor tutuyorum. kahkaha atmak üzereyim. lütfen, bu yazarın yazdıklarına itibar etmeyin. kadınlar hakkında ahkam kesmesine de aldırmayın. sosyolojik tespitleri eleştiren biriyken, birdenbire bu konularda ahkam kesmeye başlamış. sosyolojik tespitlerinin nasıl olduğunu, nelere göre karar verdiğini, o tespitleri evinde sandalyede oturarak yaptığını, hatta karar diye bir şeyi olmadığını, olmak isteyip olamadıklarını yazdığını bilmesem, buraya tek harf yazmazdım.

    bir de toplum ve aile ahlakıyla ilgili başlıklara yazdıkları hep aynı. "alan razı, veren razı." , "arz talep meselesi." gibi şeyler yazıyor. ya hiç mi fikrin yok arkadaş? her şeyi sindirebilecek kapasitede misin? kafan hesap makinesi mi? hiç mi ruh yok? hiç mi düşünce yok? hiç mi değerlerin yok?

    yine edit: yazdıklarım için herkese "kendi çıkarımları" diyormuş. ben, çıkarım yaparım ama çıkarımlarım üzerine yazmam. çıkarımlarım doğrulandığında yazarım. çıkarımlarımın doğrulanması da kulaktan dolma fısır fısır dedikodu mahiyetinde olmaz. kulağımda bulunanlara bakmam; önümdekilere, elimdekilere bakarım. onlarda da en ufak bir yanılgı payı olmamasına bakarım. çok sağlamcıyımdır çok. örneğin; "aslı budur." mührü vurulacak niteliği olmayan şeylere itibar etmem.
  • hem nalına hem mıhına vuran sorunlu bir meriç.

    meriçlikte kuşak atlamış. merve yıldırım kim emenike.

    edit: nick başlığında yazılanlara çıkarım demesi mantıksız bir manipülasyon. mesnetsiz yazılmamış. kesin olarak bildiğim için yazan yazara destek babında not düşüyorum.

    editssss: not düşmeme bozulup nick başlığımda yazdığını editlemiş. birisine durup dururken destek çıktığımı yazmış. durup dururken dediğinin nasıl bir şey olduğunu bilir kendisi. yazdığımı sildirmek için dost havasında mesaj attıktan sonra ben silmeyince kendini haklı çıkarmak için bana bok atıyor. haddim olmadığını yazmış. mağdur birinin yanında olmak had gerektirmez. destek çıktığım arkadaşa karşı kendisi haddini bilmiş mi? kendisi merve yıldırım gibi başarısız birine meriç desteği verirken ben bir şey dedim mi? yıkama yağlama işi kendisindedir.

    edit: nick altına yazan yazar hakkında başka yazarlara, özellikle kadın yazarlara birtakım çirkin iddiaları olmuş. bu iddiaları asılsızdır. iddialarının asılsız olduğunun bütün kanıtları hazırmış. nitekim ben bir kısmını gördüm. gerekirse hukuki kurallara uyarak bunları gösterebileceklerini bu entry'ime de eklememi istediler. resmi birkaç belge de mevcutmuş.
  • sonunda bunu da yaptırdınız ya. hayatımda ilk defa kendi kendime nick altı girmek zorunda bıraktırdınız.

    tartışılan konuları kişiselleştirmeyi sevmeyen yazardır. meseleleri şahıslara indirgemektense fikirleri ve sistemleri konuşmayı sever. birisi bir şey söylediğinde ya da yazdığında içerik neyse onunla ilgilenir, içerik sahibinin şahsıyla uğraşmaz.
  • nick altına yazılanları yalanlamaya götü yetmeyince yazanlar için "deli" diye iftira atan eleman. yalanlayınca yalan olmadığının gösterileceğini biliyor. bu herif kardeşi kardeşe düşürür. o kadar söylüyorum. kendisini tanıyan yazar hakkında söylediği hiçbir şeye inanmayın. niye burada yalanlamadın? niye perde arkalarından kanal açtın?

    edit: o yazar hakkında bulunduğu asılsız ithamlar konusunda yazarın arkadaşına dimağın almayacağı bir şeyler söylemiş. ne olduğunu yazmayacağım. bir benzetmeyle konuya dokunayım. kömür tozuna bulanmış siyah bir bezi temizlemek için o bezi bembeyaz bir beze sürterek temizlemek istemek. şu cümleyi tam haliyle yazmamı rica ettiler. iddialarını ispatla yükümlüdür. bizim de iddialarımız olacak, biz de ispatla yükümlüyüz, hazırız.

    edit 2: mağdur yazarın nick altındaki eski bir entry'sini editleyip özür dilemiş. özürü okuyanlara herhangi bir bahane üretmesi halinde, söylediklerinin asılsız olduğunu ispata hazırlarmış. bu yazar da ispatların gösterilmesinden önce kendisine cevap hakkı tanıdıkları için el ayak öpse yeridir. o yazarın nick altına yazdığı özür yazısı için, okuyanlara "ironi yaptım" diyebilir diye uyarı geldi. eklememi istediler. üstte yazdığım sebeplerle özür dilemeyi kendisi sözlük mesaj fasilitesi üzerinden kabul etmiş.

    edit 3: özür entry'sini silmiş. alttaki entry'lerden birinde ekran görüntüsü var.
  • sözlükte mesaj attığı hatunlara birisi için gerçek dışı şeyler söylediği ortaya çıkmıştı. gerçek dışı iddialara maruz kalan yazarın bir yakını da kendisine mesaj atmış. bu karalamayı düzeltmemesi durumunda öteki yazarı aklamak için gerçekleri kanıtlarla kendilerinin açıklamak zorunda kalacaklarını yazmış. bu yazar da açıklamalarını istememiş. sonra özür dilemişti. o yazarın nick altına yazdığı özürden olayın yalnız maddi olduğu sanılabilir diye düzeltme yapmak gerekti. başka şeyler var. gerekirse açıklama yapacaklar.

    edit: bana dedi ki, niye burnunu sokuyorsun? sokuyorum çünkü burun yalnız koklamak için değildir. kendisi zarar görmedikçe hiçbir şeye burnunu sokmadığını söyledi. şimdi anladım niye hiç emek, hak hukuk üzerine yazmadığını. yazdıkları hep para odaklı. burun sokuyorum çünkü ayrıntıları bilseniz duyarsız kalmanın imkan ve ihtimali yok. insan olan etkilenir.

    edit1: özür entry'sini silmiş. son entry'de ekran görüntüsü var.

    ilerleyen günlerde başka bir nick'le gelip buraya bir şeyler yazabilir.
  • mesaj attığı sözlük hatunlarına yaranmak için asılsız dedikodu yaptığı yazarın nick altına yazdığı itiraf içeren özrü silmiş yazarımsı meriç. mevzubahis öteki yazarın arkadaşıyla biraz mesajlaşmamız olmuştu. konudan öylelikle haberdar olmuştum. ona ulaşırsam, onay gelirse ekran görüntüsünü koyarım. rezalet başlıklarına verdiğim desteği, başlıksız rezaletlere de veriyorum. sözlükte yazdığı her hatuna aynı varyeteleri yapan bu yazarımsı, olanlar üzerine bana attığı mesajlarda da gerçek karakterini göstermiştir.

    edit: o arkadaşa ulaşamıyorum. görüntüyü koyuyorum. o yazar arkadaş cephesinden itiraz gelirse kaldırırım muhtemelen. bu özür entry'sine de uygun bir bahane bulacaktır ama bahane olduğunu gösteren bütün görüntü, belge vesaire zaten öteki yazarda varmış. yanlış olmasın. özür dilemesi o yazar için değil, kendisi içindi. öteki yazarın, dedikoduların gerçek olmadığını olayın içyüzünü anlatarak göstermesini istemediği için özür dilemeyi kabul etmiş.

    https://s3.eksiup.com/78276f57024.png

    link yenilendi.
  • hakkında yazılanları, iftira atarcasına, sanrılarına kendini kaptırarak, gerçekmişçesine, profesyonelce yalanlayabilen ama iftirası karşısında suçlamadan kurtulmak adına belgeleri yayınlayacak yazarı durdurmak için özür dilemek zorunda kalan şu şekil biridir.

    https://s3.eksiup.com/e89a9563829.png

    https://s2.eksiup.com/9bfa797ed77.png

    iftira attığı yazarın savunmalarını yalanlarken inandırıcı olsun diye yazarın dürüstlüğünden de dem vurmuş. yazarın hakkını teslim edermiş gibi yapıp inandırıcılığı sağlayarak, o yazarın dürüst olduğunu bilenleri dahi şüpheye düşürmek için korkunç bir yanıltmacaya girmiş. yazdığı özrü de fark edilmeyeceğini sanarak silmiş.