şükela:  tümü | bugün
  • sosyolojiyi psikoloji ve sosyal psikolojiden ayırmayı başarmış, en kapsamlı kitabına sosyoloji ismini verecek kadar sade, bu sadeliğini tüm analizlerine uygulayabilmiş, şeker gibi sosyolog.

    kafasını sayıyla bozmuştur. bir ve iki arasında derin bir farklılık olduğunu vurgulamış, toplum dinamiklerinin yeşermesi için en az üç kişi gerektiğinden bahsetmiştir. iki kişlik bir ilişkiye bir üçüncünün karışmasının tüm dinamikleri kökten değiştireceği gibi. bundan sonraki sayı artışları, üçüncünün gelişinden daha büyük bir fark sağlamaz. [edit gerekçesi, enfes bir örnek için: #7528237 ] gelen üçüncü kişi, üç farklı tavır içine girebilir. ya, iki kişi arasındaki anlaşmazlıkları çözen hakem olur*, ya işine gelen tarafla bir olur*, ya da böl ve yönet yöntemiyle cıngar çıkarır*.

    insan ilişkilerindeki çelişkiler, rekabet, para gibi konular üzerine de kafa yormuş, başarılı eserler vermiştir.
    canım simmel.
  • 1858-1918 yillari arasinda yasamis alman filozofu ve sosyologudur ki kendileri berlin ve strasbourg universitelerinde felsefe dersleri vermistir.

    1897-1907 yillarinda jugend dergisi icin yazdigi makalelerin derlemesinden olusan "momentbilder sub specie aeternitatis philosophische miniaturen" kitabi, "oncesizligin ve sonrasizligin isiginda an resimleri, felsefi minyaturler" adiyla dost yayinevinden cikmistir. okunasidir.
  • "toplumsal yapilar, iclerinde etkinligini surduren yalanın derecesine gore, birbirlerinden derin bir bicimde farkliliklar gosterirler."
  • (bkz: an resimleri)
  • the metropolis and mental life adli makalesinde blase kavramini ortaya atan kisidir.
  • momentbilder sub specie aeternitatis-philosophische miniaturen adlı 1897-1907 yılları arasında jugend dergisi için yazdığı makalelerden derlenmiş kitabı türkçe'ye öncesizliğin ve sonrasızlığın ışığında an resimleri-felsefi minyatürler olarak çevrilmiş olan alman filozof ve sosyolog. derlemeyi yapan christian wehlte.bu kitabın ilk yazısı olan "tınla,ey küçük bahar şarkısı" aynı zamanda kitabın arka kapak yazısıdır ve insanı çarpan bir yanı da yok değildir:

    "şarkı,nereden geliyorsun?" "bahardan geliyorum,menekşelerden. ve görevim bir gül görürsem şairimin selamını söylemek. fakat yazı ormanın kırlarında daldığım hulyalarla geçirdim ve şimdi görevimi artık yerine getiremeyeceğim için üzgünüm. zira şu son güller öyle saklı ve solgun ki, onları selamlamadan yanlarından geçip gidiyorum ve son anda onları fark edip geri döndüğümde solmuş gitmiş oluyorlar. ve bir gülü daha uzaktan selamlayacak olsam, görüyorum ki, o bir gül değilmiş, renkli,başka,kokmayan bir şeymiş. ama şimdi acele etmeliyim-orada,çitin yanında-"ve gitti, ona şairinin zaten farklı bir şey beklemediğini söylemeden. zira o, kaderimizin karşılaştığımız gülü selamlamamak olduğunu, eğer bir şeyi selamlarsak da, bunun bir gül olmadığını bilir.

    (bkz: an resimleri)
  • (bkz: yabanci)
  • moda ve toplum isimli makalesinde hayat kadininin* toplumun hem icerisinde hem de disarisinda olma durumuna dikkat cekerek, giyinme seklini nasil olusturdugunu anlatir. aslinda yazdigi makale bize günümüz modern kent yasami hakkında cok ipucu barindirir.
  • engels gibi, bir fabrikatörün oğlu olarak 1 mart 1858' de berlin' de doğmuştur. 1909 yılında ferdinand tönnies, werner sombart ve max weber ile birlikte alman felsefe cemiyeti' ni kurmuştur. yukarıda bahsedilenlerden başka bir de tragedy of culture kavramı vardır.