şükela:  tümü | bugün
  • herkesi öldürürsen yazamazsın tabi amın oğlu
  • arkadaş şu mekandaki cehaleti görmekten artık midem bulanıyor yemin ediyorum. dalyarak liseliler gelmiş modern fantezi edebiyatının en büyük 2. yazarına, tolkien konusunda ders veriyorlar. stephen hawking'e, "sen nasıl olur da einstein'ı eleştirirsin" demek gibi bir şey. sizi bir 8-10 gömlek aşar gençler bu konuda yorum yapmak, o yüzden bir soluklanın bakalım.

    george martin, çok büyük bir tolkien hayranı olduğunu hemen hemen her konuşmasında söyler. zaten bu kadarını bile bilmiyorsanız, çok büyük ihtimal george martin'in tek satırını bile okumadığınız demektir. hatta ben tolkien'i de okumadığınıza da eminim. çünkü bu iki yazarı da okumuş olsaydınız, martin'in tolkien'e olan hayranlığını ve onun bir taklitçisi olmamak için ne kadar büyük çaba sarfettiğini görürdünüz.

    martin, tolkien sonrası modern fantezi romanı yazarlarının %99'unun tolkien'i taklit etmekten öteye gidemediğini söyler ki, bu konuda yerden göğe kadar haklıdır. tolkien'in çok fazla taklit edilmesinin sebebi, çoğunlukla kolay yoldan para kazanma
    çabalarıdır da, asıl mesele tolkien'i aşabilecek eser üretmenin hemen hemen imkansız olmasıdır. bana göre, tolkien'in yarattığı türü, modern çağa taşıma başarısı gösteren yazar martin'dir ve bunu yapabilmesinin altında tolkien'i çok iyi anlaması yatar.

    george martin'in, gandalf'ın geri gelmesini eleştirmesi, aslında kendi eserlerinin tolkien'den farklı olmasını sağlayacak olan felsefenin ipuçlarını verir. martin, gandalf'ın karakterinde hiç bir değişiklik olmayışını eleştirir çünkü martin için önemli olan karakterlerin iç dünyasıdır. tolkien ise, tam tersi, karakterlerin iç dünyası ile ilgilenmez ve daha çok iyi/kötü gibi konseptlere daha geniş çerçeveden bakmak ister.

    tolkien'in dünyasında kötülüğün kaynağı ilahidir ve orta dünya üzerindeki bütün kötü karakterler melkor ve dolayısıyla sauron'un iradesi yüzünden kötü yola düşerler. eğer bir karakterde değişiklik oluyorsa, bunun sebebi her zaman için ilahi kötülüktür (bkz: boromir, denethor, grima, feanor)

    martin ise, iyi/kötü kavramlarını grinin farklı tonları olarak görür ve iyiliğin ve kötülüğün kaynağını karakterlerinin kalbine koyar. ona göre, iyi veya kötü karakter yoktur ve yaşadıkları olaylar insanların karakterlerini şekillendirir. martin'in dünyasında travma yaşayan bir karakterin, iç dünyasında ödediği bir bedel mutlaka olur. eğer bu travma ölüm gibi akıl almaz derece yıkıcıysa, karakterin ödemesi gereken bedel de o kadar yüksek olmalıdır.

    bu felsefelerin birine doğru, diğerine yanlış demek mümkün değildir çünkü vermeye çalıştığınız mesajın ne olduğuna bağlı olarak her iki yöntemin de güçlü/güçsüz yanları vardır. martin'in, tolkien'i eleştirdiği yer, onun, tolkien'in gölgesinden çıkıp modern fantezi edebiyatında yeni bir dönemi başlattığı yerdir aslında. son 10 yılda çıkmış herhangi bir fantezi kitabını alın okuyun bakalım. tolkienvari, ilahi değer yargılarıyla donatılmış iyi/kötü mücadelesi mi göreceksiniz, yoksa daha kompleks iç dünyaları olan karakterlerle donatılmış gerçekçi romanlar mı?

    tolkien, türün kurucusu ve tanrısı olarak her zaman bambaşka bir yere sahip olacak, ancak, tolkien'in attığı temelin üzerine ince işçilik yapmayı başarmış martin de fantezi edebiyatı için en az onun kadar değerlidir. martin'in, söylediği 3 sözü götünden anlayıp buraya cehalet kusmadan önce bir besmele çekin derim.
  • tolkien'e laf çarpmamış abartmayın lan, adam gandalf'ın geri dönüşünü beğenmemiş, ak gandalf'ı gri gandalf kadar sevemedim demiş.

    bir okur olarak fikrini beyan etmiş. ne alakası var kendisini tolkien'e denk tutmasıyla. keko keko yorum yapmayınız sevgili lotr korucuları.
  • kendisine yüzüklerin efendisi serisini yazdırmış olsalar, biner sayfadan en az 10 kitap yazardı. gandalf daha ilk kitabın sonunda mefta olurdu. arwen 2. kitapta tecavüze uğrar, frodonun bir kolu kopar, aragorn, legolas ve gimli de kitabın sonunu göremeden tahtalı köyü boylardı. 100 tane de yeni karakter eklenirdi tabi, o ayrı.
  • george rr martin der ki :

    "kimi benden çok seversen, onu senden alırım." ve ekler:

    "onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım."

    ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur...

    aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya...

    olmaz dediğin ne varsa hepsi olur...

    düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.

    en garibi de budur ya... öldüm der durur, yine de yaşarsın...
  • tam adi george r. r. martin olan asmis bir dark fantasy yazari. en unlu eseri a song of ice and fire isimli fantazi dizisi. inanilmaz umutsuz, gercekci, brutal ve kanli bir stili var karakterlerine hic ama hic acimiyor bu acidan bazi yazarlarin ondan ders almasi gerek (bkz: robert jordan).
  • ölecek diye üç buçuk attığım kişilerden biri. bu adam seriyi bitirmeden göçüp giderse sıçtık. gidemez. iyi bak lan kendine. sakalına sıçtığım. herkesi de tek tek öldürüyorsun zaten manyak. sen ölemezsin. o seri bitecek ulan!
  • eli kalemli soğukkanlı bir katil. bana herşey çok güzel olacak'taki cem yılmaz'ın babasını hatırlatıyor.

    - seni sildim defterden.
    - niye baba?
    - sildiiiim. canım istedi sildim, defter benim değil mi?

    biri bu amcaya engel olmazsa westeros'ta adam kalmıcak.
  • (bkz: funda r. r.)
  • bir röportajında şöyle bir soru geldi kendisine(aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum):
    "asiof evreninde şu an anlattığınız zaman diliminin orta çağa denk geldiğini var sayarsak günümüze gelindiğinde nasıl bir ortam olurdu. günümüz teknolojisine ulaşabilirler miydi sizce?"

    amcam artık nasıl alıştıysa,"bu günlere gelebilecekleri ne malum? belki bir gök taşı çarpıp dünyayı yok edecek" dedi lan. pis katil.

hesabın var mı? giriş yap